Bu ülke sizi 34 yıldır öldürüyor, hatıranız önünde utanarak eğiliyoruz!

Doğan Akın

Bu, kendisine aşkından gözleri kör olmuş ülke için bir kez daha utanma vaktidir. Bahçelievler’de silahsız yedi genci hunharca öldüren katillerden yakalanabilenler “Dünya Hukuk Günü”nde serbest bırakıldı!

Böylece, daha önce bırakılan diğer katiller ve uğursuzlarla Bahçelievler katliamı katillerinin durumu eşitlenmiş oluyor. Vatandaşını korumayan, katilini yakalamayan, yakaladığına hak ettiği cezayı veremeyen bir ülkenin icat ettiği adalet bu kadar oluyor demek ki: Katillere eşitlik! 

Torba yasada skandal; devlet Sayıştay denetiminden nasıl kaçırıldı?

Doğan Akın

Doğan Akın

Biliyorum; “skandal”, gazetecilik dilinde tüketilmiş, yerli-yersiz kullanım nedeniyle pek itibarı kalmamış bir sözcük. Ünlem işareti de öyle. Ancak ben anlatacağım hikâye için ne “skandal”dan başka bir ifade bulabildim, ne de neredeyse her cümlenin sonuna ünlemden başka ekleyecek bir işaret.

Sıkıcı uzunlukta bir hikâye anlatacağım size. Torbalı-torbasız yasalardan, tüzüklerden, yönetmeliklerden, idari düzenlemelerden, denetimden söz edeceğim. Ancak bilin ki, anlatacağım, bu ülkede yaşayan herkesin hikâyesidir.

Madem hikâye sıkıcı, önce vakti olmayanlar için bir özet yapalım. 

Utanarak izliyoruz!

Doğan Akın

Son çeyrek yüzyılın en önemli birkaç olayından biri, MİT ve Başbakanlık yetkililerinin PKK temsilcileriyle Oslo’da yaptığı görüşmelerdi. Biliyor musunuz, bu tarihi önemdeki haberi hiç vermeyen, ana sayfasında ya hiç göstermeyen ya da yasak savan gazeteler oldu bu ülkede.

Birkaç ay öncesinden söz ediyorum. Görüşmeye ilişkin ses kayıtları internette 13 Eylül’de yayımlandı. Ertesi gün bazı gazeteleri (Sabah, Zaman, Yeni Şafak, Star, Bugün, Türkiye, Akit…) okurken üzerlerindeki tarihi kontrol etmek zorunda kalmıştım; zira birinci sayfalarında haber yoktu! Haberi birinci sayfanın en dibinde, bir köşede saklayanlar da, iç sayfada görüşmeleri ortaya koyan ses kaydı tapelerinin çoğunu okurundan esirgemişti. 

‘Çetenin hâkimi ve savcısı varmış’ diyene fezleke düzenlendi mi?

Doğan Akın

Ergenekon sürecinde en büyük haksızlığı iktidar ve muhalefet yaptı bu ülkede. CHP Genel Başkanı Deniz Baykal “Ergenekon’un avukatıyım” diyebildi örneğin. Tayyip Erdoğan Başbakan olarak “Ergenekon’un savcısıyım” demekte, yargılanması devam eden insanları suçlu ilan etmekte hiçbir sakınca görmedi. Her iki taraf da, gerçeğe sadakat yerine “kendisine uygun”, “kullanışlı” bir gerçek inşa etmeye kalkışabildi.

Bu kavga şimdi de CHP Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu hakkında Silivri Cumhuriyet Başsavcılığı’nca düzenlenen fezleke üzerinden sürüyor. Başsavcı Ali İşgören, 9 Kasım 2011’de Silivri Cezaevi’ni ziyaret eden Kılıçdaroğlu’nun sözlerini “adil yargılamayı etkilemeye teşebbüs etmek” ve “kamu görevlisine görevinden dolayı hakaret etmek” kapsamında değerlendirmiş, yargılama için dokunulmazlığın kaldırılmasını talep etmiş.

Bir ‘güvenlik’ meselesi olmayarak Gülen cemaati…

Doğan Akın

Cumhuriyet’in “milli güvenlik rejimi” karakterinin, Türkiye’de sol ve İslamcı akımlar üzerinde önemli sonuçları oldu. Hemen her sol aydının peşine bir kişi takan devlet, gerektiğinde yasaklar, gerektiğinde cinayetler (Sabahattin Ali), gerektiğinde basına sansür ve kapatmalar (Marko Paşa, Merhum Paşa, Malum Paşa) ile sola nefes aldırmadı.

Aynı rejimin İslami zemindeki sonucu da, tarikat ve cemaatlerin daima bir “güvenlik” meselesi olarak ele alınmaları, “tehdit” sayılmalarıydı.

3 Kasım 2002 seçimlerinden sonra başlayan AKP iktidarı; tarikat ve cemaatlerin cumhuriyet tarihi boyunca en rahat ettikleri dönemi de ifade ediyor. Tarikat ve cemaat üyeleri bu dönemde fişlenmediler, tehdit sayılmak bir yana itibar gördüler ve taleplerini daha açık dile getirmeye, hatta kendi aralarındaki hesaplaşmayı kamuoyu önünde yapmaya başladılar. 

Diğer sounçlar..

Generic selectors
Exact matches only
Search in title
Search in content
Post Type Selectors
Filter by Categories
BİLİM VE TEKNOLOJİ
DÜNYA
DW HABER
EKONOMİ
GÜNDEM
KÖŞE YAZILARI
KÜLTÜR & SANAT
MEDYA & MAGAZİN
SAĞLIK
SPOR
YOUTUBE