|  Sabahattin Önkibar Soru şu: Ülkücü hareket ati midir mazi mi? Her ikisidir demek isterdim ama ati yani gelecektir diyemiyorum zira Ülkücü Hareketin geleceğe dair ne bir programı, ne bir hedefi, ne bir heyecanı ve hatta bir ideali yoktur veya varsa da bunu ortaya koyamıyor. Maalesef bugünkü tablo ülkücülükten ya da dünden geçinmek şeklindedir. Öyle olunca da koca bir camia hedef seçilerek zihnen adeta talan ediliyor ki bu operasyonu yapanların başında F Tipi Cemaat geliyor. F Tipi Cemaat Hıristiyan misyonerleri misali ülkücüleri devşirmek için büyük parasal kaynaklar ve de enerji harcıyor. 
 Mehmet Y.Yılmaz ODATV davasından tutuklu yargılanan gazeteciler Nedim Şener, Ahmet Şık, Sait Çakır ve Coşkun Musluk, 375 günlük tutukluluğun ardından tahliye edildiler. Doğal olarak sevindirici bir gelişme. Yakınlarının, arkadaşlarının gözü aydın diyerek mutlu olabiliriz. Başbakan Yardımcısı Bülent Arınç gibi “Doğru olan budur. Bütün sanıklar için dikkat edilmeli, uzun tutukluluk cezaya dönüşmemeli” de diyebiliriz. Ve bunların hepsini yaptığımız için vicdanlarımızı rahatlatabiliriz. Bunda bir sakınca yok. Ama bütün bunlar bu davanın anlamsızlığını ortadan kaldırmıyor ve hapiste geçirilen 375 günü geri getirmiyor. Bu arkadaşlarımız terör örgütü üyesi oldukları için yargılanıyorlar. 
 Sabahattin Önkibar Önce yasama ve yürütmeyi ele geçirdiler! Peşi sıra bürokrasiyi işgal ettiler! Ardından medya ile iş dünyasını teslim aldılar! Çankaya’ya eriştikleri günde Türk Silahlı Kuvvetleri’ne savaş açtılar. Polisi özel güvenlik haline getirdiler. Yargıyı bile yandaş yapan adımlar attılar! Devlet fiili olarak ele geçirilince rejimin omurgası olan eğitimde Tevhid-i Tedrisat’ı ters yüz etmek için harekete geçtiler. 

Ahmet Altan, Başbakan’ın açtığı tazminat davasının ardından, Başbakan’ı sert bir dille eleştirdi. Ahmet Altan (Taraf – 10 Mart 2012) Yüz Yıllık Sessizlik Osmanlı’da padişahlar eleştirilemezdi, önceleri eleştirenleri boğdururlardı, sonraları biraz daha yumuşadılar sadece sürgüne göndermeye başladılar. İttihatçılar da eleştirilemezdi, onlar, eleştirenleri sokakta vurdururlardı. 
 Yılmaz Özdil Tutuklu gazeteciler gazeteci değil “tecavüzcü” dediler. Baktılar ki, okuma yazma bilmeyenler bile yemedi… Manşeti değiştirip, gazeteci sayılmazlar, çünkü “sarı basın kartları yok” dediler. Bak orası doğru. Şu arkadaş mesela. Almanya’da taksi şoförüydü. Direksiyonu denize kırdı, gemicikleri koordine etmek için, Keriz Feneri işletmeye başladı. Allah’ın Kitap’ın adını verdi, hayırlara vesile olması için bağışları topladı, 17 tane taksi sahibi oldu, garibanlara filika gönderiyoruz ayaklarıyla, kendine filo kurdu. Kirada otururken, bir villa, beş daire aldı. Türk vatandaşlığından çıktı. 
 Doğan Akın Son çeyrek yüzyılın en önemli birkaç olayından biri, MİT ve Başbakanlık yetkililerinin PKK temsilcileriyle Oslo’da yaptığı görüşmelerdi. Biliyor musunuz, bu tarihi önemdeki haberi hiç vermeyen, ana sayfasında ya hiç göstermeyen ya da yasak savan gazeteler oldu bu ülkede. Birkaç ay öncesinden söz ediyorum. Görüşmeye ilişkin ses kayıtları internette 13 Eylül’de yayımlandı. Ertesi gün bazı gazeteleri (Sabah, Zaman, Yeni Şafak, Star, Bugün, Türkiye, Akit…) okurken üzerlerindeki tarihi kontrol etmek zorunda kalmıştım; zira birinci sayfalarında haber yoktu! Haberi birinci sayfanın en dibinde, bir köşede saklayanlar da, iç sayfada görüşmeleri ortaya koyan ses kaydı tapelerinin çoğunu okurundan esirgemişti. 

Ahmet Altan Başkan Erdoğan’ın dünkü açıklamalarına yanıt verirken çarpıcı bir iddiayı da ortaya attı. İSTANBUL – Taraf yazarı Ahmet Altan, Başbakan Erdoğan’ın dünkü sözlerine köşesinden yanıt verirken çok çarpıcı bir iddiayı daha ortaya attı. Altan Stratfor’un en önemli bilgi kaynağının Başbakan Erdoğan’ın başdanışmanı olduğunu ileri sürdü. 
| |