|  Bekir Coşkun 45 erkek çocuğa tecavüz edilen Ensar Vakfı’nı “Yılın hayırseveri“ seçtiler… Başbakan: “Biz Ensar Vakfı’nın insanlığa ve ülkemize yaptığı çok güzel hizmetlerine şahitlik ediyoruz, yaptıklarına Allah’ın huzurunda teşekkür edelim…” Hükümet Sözcüsü: “Ensar Vakfı’nı kimse karalamasın, işte bakın ne güzel işler yapıyorlar, değerli hizmetlerini görüyoruz…” Cumhurbaşkanı: “Her gün daha da büyüyecek, şu an şube sayısı 165, güzel işler yaptıkça adeta daha ileri bir noktaya…..” Aileden sorumlu bakan: “Bir kere olmuşsa, karalamak için gerekçe olmaz…” Ve TBMM’de: Ensar Vakfı’nda 45 erkek çocuğa tecavüz olayı üzerine Aile Bakanı hakkındaki gensoru AKP oyları ile reddedildi… 
 Hasan Cemal Biri, Galip Ensarioğlu. AKP Diyarbakır Milletvekili. Diğeri, anayasa profesörü Burhan Kuzu. Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın hukuki konularda Saray’daki başdanışmanı. A Haber kanalındaki bir programda geçen akşam konuşuyorlar. Ensarioğlu diyor ki: “Mevcut parlamenter sistem en fazla bizim işimize gelir. Meclis bizde… AK Parti hükümetini Meclis’te ne diye denetleyeceğiz ki?” Yüzünde hafif alaycı bir ifade, ekliyor: “Yasama bizde… Yürütme bizde… Yargı bizde… Her şey bizde…” Anayasa profesörü başdanışman da, yüzünde alaycı bir gülümseme, Ensarioğlu’na omuz veriyor: “Oğlan bizim, kız bizim, niye denetleyelim ki?..” Demek ki neymiş? 
 Kemal Okuyan Bombaların patlayacağını davul zurnayla ilan etmişlerdi. AKP “ya başkanlık ya kaos” derken başka neyi kastediyordu? Erdoğan’ı ülkeyi kaosa sürüklemekle eleştiren ABD’nin ima ettiği ne olabilirdi ki? Baharda savaş tırmanacak, büyük kentlere taşınacak açıklaması yapan PKK değil miydi? Suriye ile Türkiye arasında gidip-gelen cihatçı örgütlerin tehditlerini saymıyorum bile… Kimin yaptığını boş verin artık. Artık kaba sonuç, özet önemli. Erdoğan’ı kaosla gönderecekler. Göndermeyi kafaya koydukları açık; daha nasıl bir kanıt aranabilir ki! Sadece son bir haftada yazılanlara, söylenenlere, yapılanlara bakmak yeterli. 
Ankara patlamasının ardından Ahmet Altan P24 için bir yazı kaleme aldı.
İşte Ahmet Altan’ın P24’teki o yazısı: Her seferinde aynı şey oluyor, “kimdi bu insanlar” diye soruyorum, “kimdi bu ölümlerine üzüldüğümüz, ağladığımız, acılarını kutsal bir ayin gibi paylaştığımız insanlar?” Kimdi bu günahsızlar? Kimdi bu başkalarının günahlarını, ömürlerini korkunç bir patlamanın sesini duyup, alevler arasında bitirerek ödeyenler? Kimdi bu insanlar? 
 Saygı Öztürk “Şırnak, Nusaybin ve Yüksekova’da operasyon yapılacak.” Bu açıklamayı İçişleri Bakanı Efkan Ala yapıyor. Yani ilin, ilçelerin bu hale gelmesine, yüzlerce teröristin faaliyetlerine göz yuman bakanlığın başındaki kişi. Yani, önce il ve ilçenin teröristlerle doldurulmasına göz yumuluyor, sonra bunları etkisiz hale getirmek için operasyon başlatılıyor. “Doldur-boşalt” yöntemiyle ilçeleriniz de “savaştan çıkmış” gibi oluyor. Şırnak, öteden beri terör örgütünün hedefindeki bir ilimizdir. Cumhurbaşkanlığı, Başbakanlık, İçişleri Bakanlığı, Genelkurmay Başkanlığı, AKP, CHP, MHP genel merkezleri, TBMM Başkanlığı’na yeni değil, 7 Eylül 2015 tarihinde gönderilen dilekçeyi okuyalım: “Konu: Şırnak’ta Bölücü Terör Örgütü PKK’ye karşı Anayasal bir zorunluluk olmasına rağmen alınması gerekli güvenlik tedbirlerinin alınmaması nedeniyle, her yönüyle alt üst olan ve bozulan maddi ve manevi yaşantımızın normale dönebilmesi için bir an evvel her türlü güvenlik tedbirinin alınması talebimiz hakkında. 
 Yılmaz Özdil Cumhuriyet tarihimizin gelmiş geçmiş en büyük hukukçusu kimdir? a, asrın liderimiz b, uzun adam c, büyük usta d, koca yürekli dev * Siyaset tarihimizin gelmiş geçmiş en demokrat lideri kimdir? a, reis b, sağlam irade c, milletin adamı d, ümmetin umudu 
 Yılmaz Özdil Reyhanlı havaya uçtu. Yayın yasağı getirildi. Suruç’ta canlı bomba patladı. Yayın yasağı getirildi. Musul konsolosluğu basıldı. Yayın yasağı getirildi. Ankara garında katliam yapıldı. Yayın yasağı getirildi. Kilis’te okula roket düştü. Yayın yasağı getirildi. Sultanahmet’te canlı bomba. Yayın yasağı getirildi. Ankara’nın göbeğinde askeri servis araçları hedef alındı. Yayın yasağı getirildi. 
| |