Laikliğe dokunmak

61597

Ahmet Altan

Ahmet Altan

Fıkra eski ama bizim siyasetçilerin yeni fıkraya da ihtiyacı yok, eski fıkralar onlara her zaman uyuyor.

Temel, Fransa’da giyotinle idama mahkum olmuş.

Vakit gelmiş, şafak vakti ensesini traş etmişler, gömleğinin yakasını kesmişler, ellerini arkasından bağlayıp avluya çıkarmışlar.

Avluda iki idam mahkumu daha varmış.

Birinci mahkumu alıp giyotinin altına uzatmışlar.

Cellat bıçağı bırakmış… Bıçak yarı yolda takılıp durmuş.

Ölen biziz, rantını yiyen onlar: Güvenmeyin böyle bir devlete

hayko-bagdat

Hayko Bağdat

Başımıza gelebilecek en büyük felaket ölümün sıradanlaşması olsa gerek. Bir trafik kazasında 10 kişi kaybetsek ‘Katliam gibi kaza’ diye manşetler attığımız günlerden, günde 10 kişi ölse şükredeceğimiz hallere getirdiler bizi.

Peki ne yapabiliriz?

Sokakta top oynayan çocuğumuzu, kalabalık bir caddede gezmeye giden gencimizi, 20 yaşında askere giden evladımızı, kahvede arkadaşlarıyla muhabbet eden dedemizi, okuldan kaçıp hendeğin arkasına geçen ilkokul öğrencimizi koruyabilmek için ne yapabiliriz?

Paniğe kapılmadan, teröre teslim olmadan, bizleri korumakla mükellef olanlara teslim olarak normal hayatımıza devam edebilir miyiz?

Bütün bu saldırılar karşısında toplum olarak aynı tarafa mıyız?

Türkiye artık merak değil endişe ve alay konusu

Cengiz Aktar

Cengiz Aktar

Yüzyılın ilk 10 yılındaki Türkiye’yi anımsayın. Bölgenin, dünyanın yükselen yıldızı…

Müstakbel AB üyesi, makroekonomik dengeleri tutturmuş başarılı ekonomik altyapı, ciddî yabancı yatırım sermayesi girişi, patlayan turizm, dünya üzerinde hem resmî hem sivil diplomasi mecralarında görünürlük, Balkanlardan Kafkasya’ya Rusya’dan Afrika’ya ve tabii Ortadoğu’da sözü merak edilen ülke, komşulara uzatılan barış eli, halkta görülmemiş bir özgüven duygusu, geleceği her bakımdan parlak bir outsider…

Başta AB ülkelerinde olmak üzere Batı’da ve dünyanın her yerinde bir merak konusu olan Türkiye… Batı’da “hem Müslüman hem demokrat bir ülke de olabilir miymiş” sorunsalı… Doğu’da “bize benzeyen bir ülke AB ve Batı ile eşit bir ilişki kurabilirmiş demek ki” sorunsalı… Merakla bağlantılı, art arda kurulan Türkiye araştırmaları, kürsüleri, çalışmaları, merkezleri… Sayısız toplantı, konferans, seminer, doktora tezi, kitap, makale…

Mezarlık olacağına, varsın vatan tarla olsun!

Oya Baydar

Oya Baydar

Yazı günüm, yazı zamanım değil, üstelik dünya kadar işim var ama gel de yazma! Sayın Cumhurbaşkanı’nın son Antalya Nutku’ndan söz ediyorum. “Toprak uğrunda ölen varsa vatan, yoksa tarladır tarla!” diye gürledi Tayyip Bey.

Türk-Kürt bunca vatan evladının her gün onlarla, yüzlerle öldürülmesini şehit edebiyatı ve hamaset sosuna bulayarak millete yedirmeye, böylece ölümlerdeki kendi sorumluluk paylarını gözlerden vicdanlardan saklamaya çalışan muktedirlerin ölümü kutsamaları, ne bugünün işi ne de sadece bizimkilere özgü. Kendi hayatlarını ve iktidarlarını korumak için kitleleri savaşa süren bütün muktedirler tarih boyunca ama din ama vatan-millet uğruna şehitlik edebiyatının ipine sarıldılar. Öteki dünyada sonsuz mutluluk vaadi olan şehitlik, kitlelere afyon niyetine sunuldu. “Şehitler ölmez” diye kaldırıldı cenazeler, “şehitlik mertebesi” ihdas ve icad edilerek ölümde bile eşitsizlik yaratıldı.

Biz ne istiyoruz?

Ahmet Altan

Ahmet Altan

Çok bir şey istemiyoruz.

 

Erguvanlar zamanından erken açtığında “aa erguvanlar açtı” diye sevinçle şaşırmak istiyoruz, bir su kenarında sevdiklerimizle dalgacı konuşmalara dalmak istiyoruz, şakalaşmak istiyoruz, gülmek istiyoruz, güzel şarkılar dinlemek istiyoruz, kitaplardan, filmlerden, dizilerden konuşmak istiyoruz, bazen bir kadeh soğuk beyaz şarap, bazen bardağında buğulanmış rakı içmek istiyoruz, sevdiğimizin elini tutmak, bir elin sıcaklığını kendi elimizin içinde hissetmek istiyoruz, hülyalara dalmak istiyoruz, sevdiğimiz işi sevdiğimiz gibi yapmak istiyoruz, fikirlerimizi söylemek ve onları tartışmak istiyoruz, hayatın sonsuz olmadığını bilerek ve buna da pek aldırmayarak biraz “rindmeşrep” yaşamak istiyoruz, kendi küçük hayatımızın ahlak sınırlarını kimseye zarar vermeden kendimiz çizelim istiyoruz, kadınların yaklaşan yazla birlikte kısalan eteklerinin izin verdiği ölçüde diz kapaklarının arkasındaki gizemli oyuktaki ince çizgilere şöyle göz ucuyla bakalım istiyoruz, kadınlar beğendikleri erkeklere kirpiklerinin altından bakabilsin istiyoruz, öpüşmek istiyoruz, bir melodiyi mırıldanmak istiyoruz, serin bir manav tezgahından aldığımız yeşil eriği ekşiliğini hissederek ısırmak istiyoruz, aradabir gölgeli bir cami avlusundaki şadırvandan mırıltılarla akan suyu içmek istiyoruz, bazen hüzünlenmek bazen sevinmek istiyoruz…

Erdoğan’ın ülkeye verdiği en ağır hasar

levent-gultekin-kelle-150x150

Levent Gültekin

14 yıldır ülkeyi Tayyip Erdoğan yönetiyor. Ekonomide, dış politikada, iç siyasette, eğitimde… daha birçok alanda çok fazla yanlışı oldu.

Bütün bunları eleştirebiliriz, tartışabiliriz. Bir çözüm yolu bulunur, politika değişir, işler normale döner…

Ülkeyi bütünüyle çürütecek bir yanlış

Gelgelelim, Erdoğan’ın, ülkeyi bütünüyle çürütecek bir yanlışı var. O da şu: İtaati ülkede geçerli tek değer yaptı.

İtaat esas olunca düşünen, sorgulayan, itiraz eden, eleştiren aklı başında, kişilik sahibi ne kadar insan varsa hepsi geri plana itildi.

Erdoğan bilim insanlarını, aydınları, yazarları, işinin ehli herkes etkisizleştirdi. Her alanda, her kademede iyi yetişmiş; sözü olan, düşünen, üreten ve bundan dolayı da karakter ve kişilik kazanmış herkesi uzaklaştırdı. Haysiyetli insanları,Ya itaat et ya da makamı terk et’ tercihine zorlayarak ülkeye katkı sundukları mevkilerden uzaklaşmak mecburiyetinde bıraktı.

Kimlik

Yılmaz Özdil

Yılmaz Özdil

Kimlik bilgileri çalınan Erzurumlu çiftçi Köksal Hançer’e İstanbul’da kendi adına kurulan üç naylon şirket nedeniyle haciz üstüne haciz geldi. Hayatı altüst olan, sağlığı bozulan ve hastaneye giden çiftçi Köksal Hançer, tedavi edilmedi. Çünkü, sahte şirketler nedeniyle Bağkur sistemine kaydedilmişti, SGK’dan yararlanamıyordu.

*

Kimlik bilgileri çalınan Çorumlu Ünal Özügüzel, sosyal yardım almak için kaymakamlığa gitti, yabancı uyruklu bir kadınla evli olduğunu ve bir de çocuğu olduğunu öğrendi. Yabancı uyruklu kadından boşanmak için dava açan Ünal Özügüzel, İstanbul ve Antalya mahkemelerinde 70 ayrı dolandırıcılıktan yargılandığını öğrendi.

*

Diğer sounçlar..

Generic selectors
Exact matches only
Search in title
Search in content
Post Type Selectors
Filter by Categories
BİLİM VE TEKNOLOJİ
DÜNYA
DW HABER
EKONOMİ
GÜNDEM
KÖŞE YAZILARI
KÜLTÜR & SANAT
MEDYA & MAGAZİN
SAĞLIK
SPOR
YOUTUBE