Devlet Memurunun Eline Teleobjektifi Kim Veriyor ?

Doğan Yurdakul

Bir an için HSYK krizini, yaz kararnamesinin kilitlenmesine neyin neden olduğunu falan bir yana bırakalım. Ve kurulun seçilmiş üyelerinden birinin iddiasına kulak verelim. Saygı Öztürk’ün Hürriyet internet sitesinde dün çıkan haberine göre HSYK üyesi Ali Suat Ertosun şöyle diyor: “Bu ülkede vergi ödeyen insanların parasıyla devlette görev alan bazı kişiler ne yazık ki yüksek hakimleri izleyip gizlice fotoğraflarını çekiyor ve bunları da servis ediyor…”

Vahametini anlamayanlar için iddiayı tekrarlıyorum: Bazı devlet görevlileri yüksek hakimleri izleyip gizlice fotoğraflarını çekiyorlar!

Bu iddianın sahibi bir yüksek yargıç. Ciddiye almamak mümkün değil. İddia ise korkunç. Tam bir “derin devlet” çağrışımı yapıyor.

Yine 79 yıl kıyaslaması

Can Ataklı

Can Ataklı

Sayın Başbakan;

Bu kaçıncı yazım oldu bilmiyorum, ama belli ki siz ısrarla söylemekten vazgeçmedikçe ben de ısrarla yazmaktan vazgeçmeyeceğim. Çünkü ilk başlarda bir “dil sürçmesi” ya da “iktidarınıza şevk vermek” amacıyla söylediğinizi iddia edeceğiniz bir cümle, Atatürk ilkelerine ve Cumhuriyet felsefesine yürekten bağlı olan beni ve sanıyorum aynı duyguları paylaşan milyonlarca insanı son derece rahatsız ediyor.

Pazar günü Ankara’da yapılan il kongrenizde yine başarılarınızı anlatırken, konuşmanızı “79 yılda yapılan ortada, bizim yaptığımız ortada” tanımlamalarıyla süslediniz. Belki ilk duyulduğunda fark edilmeyen 79 yıl, siz de biliyorsunuz ki 29 Ekim 1923’te ilan edilen Cumhuriyet’in iktidara geldiğiniz güne kadar olan yaşı.

Neden kimse bugüne kadar “başarılarını” tüm Cumhuriyet önemi ile kıyaslamayı düşünmedi de, ısrarla siz “Cumhuriyet’in şu kadar zamanda yaptığından daha fazlasını yaptık” demek ihtiyacı duyuyorsunuz?

Milletin vekiline var ama aslına yok

Şükrü Kızılot

Şükrü Kızılot

BİLİN bakalım ne?

Herhalde diyeceksiniz ki;

“Hangi birisini söyleyelim, o kadar çok ki…”

Haklısınız…

En iyisi önemli olanından başlayalım.

İKİ YIL VE EMEKLİLİK

Milletvekili olarak iki yılı doldurmak, “milletvekili emekliliği” yönünden çok önemli.

Son seçimler yapılalı bugün tam iki yıl oldu. Seçimi kazanan milletvekilleri, Meclis kürsüsüne çıkıp yemin ettikleri tarihten itibaren, iki yılı doldurduklarında “özel bir emekli aylığı” almaya hak kazanıyorlar.

HANGİ ANARŞİST YAZAR, BAŞBAKANA “HELAL OLSUN!” DEDİ?

Ergenekon davası, toplumu ve medyayı ikiye bölmüştü. Çin’de yaşanan Urumçi olayları ise “muhteşem” bir bütünleşme sağladı! Batı’nın pompaladığı yalan dolan, Ergenekon operasyonlarına rahmet okutacak biçimde, alabildiğine renkli bir koro tarafından günlerce tekrarlandı. (Urumçi’de ne olup bittiği konusunda aklı başında ve namuslu davranabilen, en azından kuşkucu olabilen bir avuç yazar ve aydını hariç tutuyorum elbette.) Öyle renkli bir koro oluşturuldu ki, akı da gördük turuncuyu da, karayı da maviyi de… Nuh’un Gemisi misali, her cinsin en azından bir adet temsilcisi yer aldı bu toplulukta.

“Şimdi Çin devletinin polisi ve ordusu Uygurlara kurşun yağdırıyor, kan döküyor. Türk Dışişleri Bakanlığı, ‘Çin’in içişlerine karışmayacağını’ ilan ediyor. Buna rağmen Başbakan Tayyip Erdoğan, hangi nedenlerle olursa olsun, dışişlerinden farklı bir tutum takınıp katliamı açıkça protesto ediyor. Tayyip Erdoğan’a ne kadar karşı olursam olayım helal olsun diyorum!”

Benim savcıma dokunmayın, başkasına güvenemem

Can Ataklı

Can Ataklı

Sevgili okurlar; AKP ve yandaşlarının Türkiye’yi dönüştürme çabaları yaz sıcağı bile dinlemiyor. İktidar, hedefine giden yolda demokrasi, hukuk ve ahlaki değerleri hiçe sayarak, vura kıra, döke saça yürüyor. Üstelik Başbakan, “bunların bir şey olmadığını, önümüzdeki günlerde konuşacağını” söylüyor. AKP ve yandaşlarının şu anda seçtikleri hedef yargı ve yargının bağımsızlığı.

Yine yakalandılar

Demokrasi ve hukuk konusunda her türlü yalana ve çifte standarda bel bağlamaktan çekinmeyen AKP ve yandaşları geçen hafta adeta suçüstü yakalanmıştı. Sivil savcının talebi üzerine yine sivil mahkeme tarafından tutuklanan albay olayını “zafer çığlıkları” ile kutlayan ve sivil yargıyı “kutsal” ilan eden AKP ve yandaşları, aynı kararın yine sivil mahkeme tarafından bozulması üzerine gerçek yüzünü göstermiş ve yargıya ağır hakaretlerde bulunmuşlardı. Aynı kesim bu hafta da Ergenekon davası nedeniyle yine “itiraf” ederken yakalandı.

Yargı bağımsızdır; ‘hâkim ve savcılar benden olursa’

Can Ataklı

Can Ataklı

AKP’nin ve yandaşlarının sloganı artık biliniyor. Eğer AKP’ye destek veriyorsan demokrasiden yanasın. Sivilleşme için çabalıyorsun. Değişim senin için vazgeçilmez bir koşul.

Eğer AKP’li değilsen, hele hele AKP politikalarını eleştiriyorsan, üstüne üstlük AKP’yi laiklik ve Cumhuriyet ilkelerinin korunması konusunda zayıf buluyorsan demokrasi düşmanısın. Sivilleşmeden, haktan, hukuktan yana değilsin. Statükocusun. AB ve değişim karşıtısın. Darbecisin, Ergenekoncusun.

Türkiye’nin aklı başında kesimleri bu çirkin oyunu tabii ki biliyor ama, hedefi Türkiye’nin temel yapısını değiştirmek olanlarla bunlara destek verenler bu Hitler’vari propaganda yöntemlerini çok iyi kullanıyorlar ve özellikle cahil halkı etkilemeyi başarıyorlar.

AKP ve yandaşları bu çifte standardı “yargı” alanına da taşımıştı biliyorsunuz. Darbe belgesi hazırladığı ileri sürülen bir albayın sivil yargı tarafından tutuklanmasını zafer çığlıkları ile kutlayan AKP ve yandaşları kararın yine sivil mahkeme tarafından bozulması üzerine tam tersi davranarak ağır hakaretlerle dolu protesto yazıları yazmışlardı.

Ümüğümüzü kim sıkıyor?

emin_capa

Emin Çapa CNN TÜRK Ekonomi Müdürü

Efendim herkes hatırlar, Başbakan Recep Tayyip Erdoğan bizlere müjdeli bir haber vermişti, “ümüğümüzü IMF’ye sıktırmayacaktı”.

Hepimiz nasıl sevinmiştik, nasıl sevinmiştik.

Kahrolası IMF’ye karşı haklarımızı savunacak bir başbakanımız var artık. Sömürücü IMF öyle eskiden olduğu gibi Türkiye’nin üzerine çöreklenip ümüğümüzü sıkamayacaktı.

İşte bu umutlarla küresel krize karşı alınacak tedbirleri bekledik.

Yerel seçimlere kadar göstermelik olduğunu herkesin (hepimizin) bildiği oyalamalarla geçti günler. Tamam, seçimden önce hükümet risk almak istemiyor dedik. Ama seçim bitti hala tık yok.

Zaten 2006 yılından bu yana AK Parti (Başbakan AKP dedim diye kızmasın) ekonomi alanında “tık” demedi. (Buna karşı çıkan ve şu anda içinde bulunduğumuz krizi dünyada yaşanan krizle açıklayanlara, “peki o zaman 2007’de niye yüzde 4 büyüdük?” diye sorarım.)

Diğer sounçlar..

Generic selectors
Exact matches only
Search in title
Search in content
Post Type Selectors
Filter by Categories
BİLİM VE TEKNOLOJİ
DÜNYA
DW HABER
EKONOMİ
GÜNDEM
KÖŞE YAZILARI
KÜLTÜR & SANAT
MEDYA & MAGAZİN
SAĞLIK
SPOR
YOUTUBE