
Can Ataklı
Sevgili okurlar; AKP ve yandaşlarının Türkiye’yi dönüştürme çabaları yaz sıcağı bile dinlemiyor. İktidar, hedefine giden yolda demokrasi, hukuk ve ahlaki değerleri hiçe sayarak, vura kıra, döke saça yürüyor. Üstelik Başbakan, “bunların bir şey olmadığını, önümüzdeki günlerde konuşacağını” söylüyor. AKP ve yandaşlarının şu anda seçtikleri hedef yargı ve yargının bağımsızlığı.
Yine yakalandılar
Demokrasi ve hukuk konusunda her türlü yalana ve çifte standarda bel bağlamaktan çekinmeyen AKP ve yandaşları geçen hafta adeta suçüstü yakalanmıştı. Sivil savcının talebi üzerine yine sivil mahkeme tarafından tutuklanan albay olayını “zafer çığlıkları” ile kutlayan ve sivil yargıyı “kutsal” ilan eden AKP ve yandaşları, aynı kararın yine sivil mahkeme tarafından bozulması üzerine gerçek yüzünü göstermiş ve yargıya ağır hakaretlerde bulunmuşlardı. Aynı kesim bu hafta da Ergenekon davası nedeniyle yine “itiraf” ederken yakalandı.
Atama kararnamesi
Geçen haftanın önemli gelişmelerinden biri Hâkimler ve Savcılar Yüksek Kurulu’nun yaz atamalarını hâlâ yapamamış olmasıydı. AKP ve yandaşlarına göre “bazı çevreler” Ergenekon savcılarıyla hâkimlerini değiştirmek istiyordu. AKP medyası aynı anda, aynı cümleler ve aynı başlıklarla yargıya karşı müthiş bir sindirme harekâtına başladı. İddiaya göre hükümet Ergenekon ve Diyarbakır’da bazı önemli olaylara bakan mahkemenin hâkim ve savcılarının değişmesine karşıydı. Ama “Ergenekoncular” buralarda operasyonlar yapmak istiyorlardı.
Ergenekon haklı mı?
Bugün ikinci iddianamesinin duruşmalarının başlayacağı Ergenekon davasının hukuka ve hakkaniyete pek uymadığının en güzel kanıtı AKP ve yandaşlarının son birkaç gündür çıkardıkları yaygaradır. Ne diyor iktidar ve yanlıları “Ergenekon savcıları değiştirilmek isteniyor, hâkimleri başka yerlere atanmak isteniyor.” Oysa iktidar ve yandaşları dışında kimse hangi hâkim ve savcıların atanmak istendiğini bilmiyor. Dinci medya tek yanlı olarak bir yayın yapıyor herkes de bunun arkasını izliyor. Ama merak edip HSYK üyelerine soru soran yok.
Deyin ki değiştiler
Olması pek iyi değil belki ama, deyin ki Ergenekon savcıları ve hâkimlerinden bazıları değişti. Peki ne olur o zaman? Yeni gelenler “suçluları bilerek ve isteyerek serbest mi bırakır?” Sivil yargı bağımsız ve tarafsız değil mi? Eğer ortada sabit bir suç varsa, hâkim ve savcı şu kişi olmuş, bu kişi olmuş ne fark eder? Etmemesi gerek.
Oyun ortaya çıkıyor
Ama iktidar ve yandaşlarının telaşına bakınca Ergenekon davası konusundaki kuşkuların gerçek olduğu izlenimi güçleniyor. AKP ve yandaşları “korku ve telaş” içinde aslında şunu itiraf ediyorlar: “Bu dava bu hâkim ve savcılarla yürüyebilir ancak. Eğer bunlar değişirse iddianamedeki hukuksuzluklar, haksız yere suçlananlar, eziyet çektirilenler bir bir ortaya çıkar, bugüne kadar ustalıkla getirdiğimiz plan bozulur, hedefe giden yolumuz tıkanır.” Savcı ve hâkimlerin değişmesi ihtimaline bu kadar gürültü çıkarılırsa aklınıza başka bir şey gelir mi?
Bir şey fark etmez
Oysa eğer Ergenekon gerçekten bir terör örgütüyse, sanıklar Türkiye’de darbe yapmak ve buna hazırlık için de terör olayları yaratmak istiyorlarsa, bu savcı ve hâkimler gider başkaları gelir sonuç değişmez. Diyelim ki silah zoruyla bir bakkalı soymaya kalkarken yakalanan bir kişiyi yargılıyorsunuz. Mahkemenin hâkimi dava sırasında bir şekilde ayrıldı. Yerine gelecek hâkim soyguna kalkışan kişiye başka ceza mı verecek? Anlaşıldığı kadarıyla iktidar ve yandaşları hâkim ve savcıların değişmesi ihtimaline karşı dehşet bir korku içindeler. Bu arada bir daha tekrarlayayım, şu aşamada böyle bir değişiklik yanlış olur.
Bir de komik eylem
Bu olayla ilgili son bir not. AKP’nin gençlik kolları gibi çalışan Genç bilmem neler diye bir örgüt var. Belli ki iktidar öylesine bir telaşa kapılmış ki bu genç bilmem neler “savcıma dokunma” sloganlarıyla yürümüşler. Bunlar hukukun üstünlüğüne çok saygılı olduklarından Ergenekon davasını sadece bu savcıların yürütebileceğine inanıyor. Ya da davanın ancak bu savcılar sayesinde aynı adaletsizlikle yürütüleceğini biliyorlar. Sahtekârlık ve ahlaksızlık diz boyu olunca Türkiye bu komiklikleri görmezden geliyor.
Katsayı meselesi
Geçen haftanın önemli gelişmelerinden biri de YÖK Başkanı’nın artık hiçbir engel tanımadan eğitimi de genel siyasi hedef doğrultusunda dönüştürme çabaları için kolları sıvaması oldu. Önce din eğitimini tarikatların vermesini isteyen YÖK Başkanı katsayı konusunun da önümüzdeki yıl çözülmüş olacağını söyledi. Katsayı sorunu dediği imam hatip liselerinden mezun olanlara bütün üniversitelerin açılması demek. İktidarın emrindeki YÖK Başkanı bir yandan kurumun bütün yapısını değiştirirken öte yandan üniversite eğitimine de düzeltilmesi çok güç hasarlar verme cüreti içinde yürüyor.
Yalan ve sahtekârlık
İmam hatip liselerinden mezun olanlara tüm üniversitelerin yolunun açılması bu iktidar için çok önemli. Çünkü “arka bahçemiz” dedikleri imam hatiplerle kendi ideolojilerinin ve insan kaynaklarının alt yapısını kuruyorlar. İsimlerinin önünde “profesör” unvanı olan bazı sözde aydınlar ise büyük bir aymazlık içinde katsayı konusunu bir “eşitlik” ilkesi olarak görüp göstermeye çalışıyor. Oysa katsayı konusunun ve imam hatiplere yönelik girişimlerin eşitlikle hiçbir ilgisi yok. Bunun altında büyük bir sahtekârlık var.
Özgürlük neredeymiş?
Halkı artık iyice aptal yerine koyanlar “Efendim, meslek lisesine giden bir öğrenciyi nasıl olur da üniversite yolundan alıkoyarsınız” diyorlar. Bu kendini akıllı sanan yandaşlar, konunun sadece imam hatiplileri ilgilendirmeğini ve konunun aslında tüm meslek liselerinin sorunu olduğu yalanını söylüyorlar. Ahlakı müzede bile saklamaktan korkan zihniyet, meslek liselerinden mezun olanların üniversiteye giremedikleri yalanını yayıyorlar. Düşünmekten ziyade biat etmeye daha yakın hale getirilen halkımız da, cahilliği nedeniyle bu yalana kanıyor.
Yalanın büyüğü
Oysa herhangi bir meslek lisesinden mezun olan her öğrenci dilediği üniversiteye gidebiliyor. Fark şurada. Bu öğrenciler öncelikle eğitimini gördükleri bilimlerin yüksek bölümüne yönlendiriliyor. Ama elbette özgür bir ülkede motor sanatını öğrenen bir öğrenci hukuk ya da tıp fakültesine de gidebilir. İşte böyle bir arzusu olursa, aldığı puanla ilgili bir katsayı uygulaması yapılıyor. Bunun temel amacı da öğrenciler arasındaki eşitliğin sağlanması. Elinde bir mesleği olan öğrenci ile normal liseden mezun olup elinde hiçbir meslek olmayan öğrenci aynı olmamalı. İşte katsayı bu eşitsizliği gidermeyi amaçlıyor.
İmam hatibin işlevi
Buna karşı, iktidar imam hatip mezunlarından başka bir işlev bekliyor. İktidar dini eğitim almış, bu arada normal lise müfredatını da görmüş, böylelikle genç yaşta “eğilmiş ağaçları” kendi ideolojisi doğrultusunda devletin önemli birimlerine yerleştirmek istiyor. AKP ve bu zihniyetin ağababaları bu politikayı yıllardır sürdürüyorlar. Şu anda imam hatip kökenli çok sayıda hâkim, savcı, kaymakam, emniyet mensubu devletin önemli köşelerinde oturuyor. İktidar artık geldiği noktayı da aşmak ve konuyu tamamen kendi kontrolünde tutmak istiyor.
1973’te başlamıştı
Son bir bilgi de vermek istiyorum. İmam hatiplerin belli bir işlevle Türkiye’nin dönüştürülmesi için kullanılması planının geçmişi 35 yıl öncesine gidiyor. 1973’te Ecevit’in kurduğu CHP-MSP iktidarı, imam hatiplerin önünü açan karara imza atmıştı. Ecevit o günlerin koşullarında bu sinsi planın yıllar sonra Türkiye’ye getireceği zararı anlayamamış ve “sözde hakkaniyet” adına imam hatiplerin önünü açmıştı. O tarihten itibaren 20 yıl boyunca imam hatip mezunları öncelikle Siyasal Bilgiler ve Hukuk Fakültesine yönlendirildi. Sonuç bugün ortada işte.
Sayısal veriler
Bu arada AKP yandaşları bazı sayısal verilere dayanarak imam hatip konusunun abartıldığını ileri sürüyorlar. Bu yıl sınava giren imam hatip mezunlarının 12 bin olduğunu bunun genel toplamda bir anlamı olmadığını söylüyorlar. Hiç de öyle değil. 12 bin kişinin 5 bini devletin önemli noktalarına getirildiğinde ne olacağını herkesin düşünmesi gerek.
Hepinize iyi haftalar dilerim.
Can Ataklı
Yazara Ulaşmak İçin : catakli@gazetevatan.com











Bu konu hakkındaki yorumunuz