

Emin Çapa CNN TÜRK Ekonomi Müdürü
Efendim herkes hatırlar, Başbakan Recep Tayyip Erdoğan bizlere müjdeli bir haber vermişti, “ümüğümüzü IMF’ye sıktırmayacaktı”.
Hepimiz nasıl sevinmiştik, nasıl sevinmiştik.
Kahrolası IMF’ye karşı haklarımızı savunacak bir başbakanımız var artık. Sömürücü IMF öyle eskiden olduğu gibi Türkiye’nin üzerine çöreklenip ümüğümüzü sıkamayacaktı.
İşte bu umutlarla küresel krize karşı alınacak tedbirleri bekledik.
Yerel seçimlere kadar göstermelik olduğunu herkesin (hepimizin) bildiği oyalamalarla geçti günler. Tamam, seçimden önce hükümet risk almak istemiyor dedik. Ama seçim bitti hala tık yok.
Zaten 2006 yılından bu yana AK Parti (Başbakan AKP dedim diye kızmasın) ekonomi alanında “tık” demedi. (Buna karşı çıkan ve şu anda içinde bulunduğumuz krizi dünyada yaşanan krizle açıklayanlara, “peki o zaman 2007’de niye yüzde 4 büyüdük?” diye sorarım.)
TEĞETİN FOTOĞRAFI
Önce Türkiye’yi teğet geçen krizin fotoğrafını çekelim.
– Nisan ayı itibariyle işsizlik % 14, 9 (Dünyada ilk 5’te, OECD ülkelerinde ikinci)
– Nisan ayı itibariyle 3. 6 milyon kişi işsiz
– 2008’e göre işsiz sayısı 1 milyon 285 bin kişi arttı.
– Tarım dışı işsizlik % 18, 2
– Genç işsizliği % 26, 5
– Kentlerde genç işsizliği % 29, 4
– 2009’un ilk çeyreğinde % 13, 8 küçüldük. (Dünyanın en kötülerinden biri)
– Milli gelirimiz 52. 2 milyar dolar azaldı.
– İlk 6 ayda bütçe açığı 13 kat arttı.
– 6 aylık bütçe açığı 23.2 milyar TL
– Haziran’a kurulan şirket sayısı % 2 azaldı
– Haziran’da kapanan şirket sayısı % 20,7 arttı
– İlk 6 ayda kurulan şirket sayısı % 23,9 azaldı
– İlk 6 ayda kapanan şirket sayısı % 2,8 arttı
– Haziran’da ihracat % 32,7 azaldı.
– İlk 6 ayda ihracattaki düşüş % 15,5 oldu
ÜMÜĞÜMÜZÜ IMF DEĞİL HÜKÜMET SIKIYOR
Eveeeeettt..
Bu fotoğrafa bakınca gönül rahatlığıyla arkamıza yaslanıp “kriz teğet geçiyor” deyip halimize şükredebilir miyiz?
Kimse kusura bakmasın ben edemeyeceğim.
Hala şükredenler varsa onlar da bir doktora gitsin.
Zaten hükümet de bunun farkında olduğu için tedbir almaya başladı.
Ancak tedbirler hükümet harcamalarını kısmaya yönelik değil, bizim ümüğümüzü sıkmaya dönük olunca isyan etmemek elde değil.
Üstelik bu ümük sıkma ne IMF programıyla birlikte yapılıyor, ne de yerel bir programla birlikte.
Yani hükümet ümüğümüzü sıkarak hangi hedefe varmaya çalışıyor bunu bilmiyoruz.
– Önce zaten dünyanın en yüksek akaryakıt vergisini ödeyen bizler % 7’lik akaryakıt zammına neden olan ÖTV artışını öğrendik. Bunun kamu ve özel sektörde yeni bir zam dalgasına yolaçmasını bekleyebiliriz. Talep az olduğu için büyük zamlar olmayabilir, ama eninde sonunda maliyetleri artanlar bunu fiyatlara yansıtacak.
– Ardından lokanta ve otellerin vergileri iki kattan fazla artırıldı. (ne işiniz var dışarıda oturun evde demeyin, krizi aşmak için dışarı çık kampanyası var biliyorsunuz)
– Sigara fiyatlarına gelen makdu vergi artışının son olmayacağı da kesinleşti.
– Şekere % 5,2 zam yapıldı
– İstanbul’da suya % 8,5 zam geldi.
Tamam bütçe açığını kapatmak lazım.
Tamam küresel ekonomik kriz zaten kötüye giden Türk ekonomisini de olumsuz etkiledi.
Tamam mutlaka tedbir almak lazım.
Ama bu tedbirler niye sadece bizim üzerimizden alınıyor? Neden hükümet harcamaları kısmaya dönük tedbir almıyor? Bu kadar rekor bütçe açığı verip, bu kadar kötü ekonomik sonuçlar alan AKP’nin ekonomi kurmayları kendilerine şu soruyu sormalı; “bu harcamaları başka yerlere yapsaydık, daha iyi ekonomik performans elde edemez miydik?” Çünkü zaten az olan kaynaklarımızı doğru yerlere harcamamız hayati önemde. Boşa atacak kurşunu olmayan Türkiye kıt kaynaklarını yanlış yerlere harcamaya devam ederse kötü haberler almaya önümüzdeki dönemde de devam ederiz. Zaten vergi düzenlemelerinin devam edeceği kesin. Üstelik bu kadar büyük bütçe açıklarının sadece vergi artışlarıyla kapatılamayacağını da hepimiz biliyoruz. Yani hükümet borçlanmaya yüklenecek. O nedenle de bütçede düzenleme yapmak yerine borçlanma limitini 5 kat artırmayı seçmedi mi?
ÜMÜK DEDİĞİN NE KADAR SIKILABİLİR Kİ?
Başbakanımız IMF’ye ümüğümüzü sıktırmadı ama kendisi ümüğümüzü sıkmakta bir mahsur görmüyor herhalde.
Buradan kendisine bizi IMF’ye karşı savunduğu için teşekkür ediyorum.
Fakat yaz ortasında Hükümet ümüğümüzü sıktıktan sonra, sonbaharda anlaşma yapıp bir de IMF’ye sıktırırsa işte o zaman hep birlikte “one minute” diyeceğiz.
Ne de olsa hükümetinkisi yerli ümük operasyonu, IMF’ninkisi uluslararası.
Ayrıca ümük dediğin de öyle fazla sıkmaya gelmez, insan nefessiz kalıp boğulabilir.
Not: Bendeniz IMF anlaşmasından yanayım. Çünkü 42 yıllık hayatım bana Türkiye’de hükümetlerin dış sopa olmadan kararlı bir ekonomi politikası uygulayamadıklarını gösteriyor. Ama kara toprağa girmeden önce bir hükümet bana IMF programı olmadan gerçek bir ekonomik program uygulayabileceğini gösterirse gözüm arkada gitmeyeceğim bu dünyadan.
Emin Çapa – CNN TÜRK











Bu konu hakkındaki yorumunuz