| 
 Ezgi Başaran Kemal Kılıçdaroğlu’nun üç yıl önce gösterdiği belgede de isimlerin ve adreslerin üstü ‘nezaketen’ kapatılmıştı. Üç yıl kadar önce, Kemal Kılıçdaroğlu TBMM’de bir basın toplantısı düzenlemişti. Henüz o günlerde CHP grup başkanvekili. Koltuğunun altındaki mavi klasörlerle, retorik sorularla yolsuzluk ve usulsüzlük ifşaatları yapma maratonundaydı. İşte yine öyle bir gün… Basın mensuplarına bir kâğıt gösteriyordu: Erzurum 2. Ağır Ceza Mahkemesi’nin verdiği bir arama kararının fotokopisi. Fakat o da ne! Aramanın nedeni, aranacak kişi ve arama yapılacak evler ve diğer adresler gibi bilgilerin üstü kapatılmış. “Hamili çek gibi bir mahkeme kararı söz konusudur. Savcılar bunu açıklasın, Başbakan bunu açıklasın” diye ballandırıyordu Kılıçdaroğlu. *** 

Radikal gazetesi yazarı Ezgi Başaran’ın işadamı İshak Alaton’la yaptığı ropörtajın yankıları sürüyor. Başaran’a 1988 yılında yürürlüğe giren patonsiyel sabotörler listesinden bahseden işadamı Alaton bu belgenin altında dönemin Devlet Bakanı Cemil Çiçek’in de imzası olduğunu ileri sürmüştü. TBMM Başkanı Cemil Çiçek Başaran’a yaptığı açıklamada belgenin altında imzasının olduğunu doğrularken ”Sadece benim ismimin öne çıkmasını da anlayamıyorum” dedi. 

1955 yılı, henüz ağustos ayı. Bonjur Alaton, yanında yeğeni Lili Levi’yle Taksim Meydanı’nda şakalaşıyor. Fotoğrafa yansıyan neşesinden anlıyorsunuz: Arkasına aldığı Taksim Anıtı henüz onun zihninden kazıyıp atmak istediği bir hatıra değil. Onun Beyoğlusunun simgesi. Henüz. Çok değil birkaç gün sonra, 6 Eylül günü, asistan olarak görev yaptığı İstanbul Teknik Üniversitesi’nden çıkmış, Haşet Kitabevi’nden kitap almak için Beyoğlu’na doğru hareket etmişti. 

İshak Alaton’la Ermeni sorununu konuşurken hiç bilmediğimiz erkek kardeşinin öyküsünü anlattı: İTÜ’de asistandı. 6 Eylül günü Taksim’de bir güruhun saldırısına tanık oluyor. Bir apartmanın girişine sığınıyor… İshak Alaton kardeşinin hiç bilinmeyen öyküsünü Radikal Gazetesi’nden Ezgi Başran’a anlattı. “İshak Alaton, Türkiye’nin hem belli başlı işadamlarından hem de kurduğu TESEV ve Açık Toplum Vakfı gibi düşünce kuruluşları nedeniyle en kıymetli aydınlarından. Geçen hafta Eyüp Can’ın Radikal’deki ‘Bizim asimilasyon politikalarımız ne olacak’ başlıklı yazısından sonra TESEV’e bir mektup yazdı. “Ermeni sorunuyla yüzleşelim, artık ben nefes alamıyorum” diyordu. Ertesi gün de Gazeteciler ve Yazarlar Vakfı’nda anti-semitizm konulu bir konferans verdi. Alaton’la bunları konuşmak için buluştum, hiç bilmediğimiz erkek kardeşinin öyküsüyle karşılaştım. 
 Ezgi Başaran İsmet Özel’e göre AKP’nin orduyla arasının kötü olduğu düşüncesi gülünç: “Müesses nizam ordu tarafından değil Türkiye dışından korunur. Orduda değişim gibi görüneni Pentagon yapıyor. Niye? Siyasi duruşu tartışma götürse de kesin kabul edilen, İsmet Özel’in Türkiye’nin yaşayan en büyük şairlerinden biri olduğudur. Onun da, aynı Ece Ayhan gibi şiirlerinde sivillik kavramı geçer. Gazetelere yazı yazmayan, ortalarda görünmemeyi tercih eden, sadece kurucusu olduğu İstiklal Marşı Derneği’nde mesai yapan Özel, ülkede yaşanan son gelişmelerle ilgili ne düşünüyor, sivilleşiyor muyuz ona göre diye sormak için kapısını çaldım. ************* 
 Ezgi Başaran İnternet Andıcı iddianamesine göre TSK’nın yasadışı propaganda sitelerinde gazeteci gibi çalışılıyordu. Sabah basın özetleri hazırlanıyor, daha çok ‘tık’ alan siteler ödüllendiriliyordu. Siteler arası rekabet bile vardı. İnternet Andıcı günlerdir TSK’da üst düzey komutanlar hakkındaki yakalama kararlarıyla gündemde. Ancak genellikle kamuoyunun bilgisi komutanların birbirlerini suçlayan ifadeleri, Albay Dursun Çiçek’in savunmalarıyla sınırlı kaldı. İnternet Andıcı iddianamesinde yer alan bilgilere göre işte askerin sanal kışlasının detayları: 
 Ezgi Başaran Süleyman Seba’yla, ismini alan caddeye karşı oturduğumuzda tek derdim sorularıma cevap bulmaktı… * Bir direğin etrafında hızla dönen salıncaklar gibi bu mahalle; yani Valideçeşme. Her dönüşte neşeyle açılan salıncaklar bu mahallenin esnafı ve sakinleriyse; ortadaki direk Süleyman Seba’dır. Her gün, akşamüstü vakti, ismini taşıyan caddeye bakan kafeye oturur, ona nasılsın demek için gelen terziyi, bakkalı, manavı, apartman görevlisini, komşuyu ayağa kalkarak selamlar. * Ülkede siyasetin, gazetelerin, sporun, daha da önemlisi insanlığın takındığı tavırdan sıtkı fena halde sıyrılmış olan 86 yaşındaki bu beyefendiyle duvarlarında yağlıboya port-relerinin asılı olduğu kafedeyiz. 
| |