Deniz Feneri – Yüzyılın Soygunu

PARALAR BU ‘KANAL’DAN AKMIŞ

Deniz Feneri e.V. davasıyla birebir ilişkilendirilen en önemli kurum İslamcı Kanal 7 televizyonu. İddianameye göre yurtdışında toplanan paralar, Kanal 7 üzerinden Türkiye’ye aktarılmış. Bu aktarımlar yine iddianamede banka hesap hareketleriyle tespit edilmiş. Alman Federal Savcılığı’nın bu dinci kanal hakkında suç duyurusunda bulunmasının hemen ardından Kanal 7 şirketindeki paraların büyük bir kısmının çekildiği görülüyor. Paraların teslim edildiği kişi ise Kanal 7 Yönetim Kurulu Başkanı Zekeriya Karaman. Ayrıca para transferinde görev alan Genel Yayın Yönetmeni Mustafa Çelik ve Mali İşler Müdürü İsmail Karahan aynı zamanda Kanal 7 şirketinin yönetim kurulu üyeleri.

Alman Savcılığına göre halktan toplanan paralardan yaklaşık olarak 15 milyon TL’nin Kanal 7 hesaplarına aktarıldığının tespit edilmesinden sonra, şirket hesabında toplanan paralar hızla çekilmeye başlandı. Tuhaf bir şekilde 14.600.000 TL olan şirket sermayesini 14.196.793,52 TL azaltarak 403.206,48 TL’ye indirdiler. Yani şirket sermayesinin 14,2 milyonu nerdeyse tamamı çekildi. İddianameye göre sermaye indiriminden Zekeriya Karaman’ın 5,1 milyon YTL, Mustafa Çelik 3,5 milyon TL, İsmail Karaman ve Ahmet Hüküm de yaklaşık 2,8 milyon TL’yi kendi hesaplarına aktardı.

Deniz Feneri e.V., halktan para toplamaya devam ederken, Kanal 7 şirketinin bağlı olduğu ‘Yeni Dünya İletişim A.Ş’ ise sürekli sermaye artırımında bulunuyordu. Kanal 7’deki bu tezgâhın nedenini daha anlayabilmek için Deniz Feneri Soygun Şirketi ile olan ilişkisini açığa çıkartmak gerekir. 20.02.2007 tarihinde Frankfurt am Main Savcılığı tarafından hazırlanan raporda “yardım paralarının önemli bir kısmının Mehmet Gürhan ve adamları tarafından nakit çekilerek Türkiye’ye götürülüp Zekeriya Karaman, Mustafa Çelik ve İsmail Karahan’a teslim edildiği” vurgulanıyor. Bu son üç isim Kanal 7’nin Yönetim Kurulu Başkanı ve üyeleri olması da tesadüf durum değil.

Yapılan araştırmalarda Zekeriya Karaman tarafından yapılan bütün yatırımların, Deniz Feneri kasasına giren paralarla yapıldığı çok açık olarak ortaya çıkmış durumda. Gerek kurulan şirketler aracılığıyla, gerekse elden teslim edilen paralar aracılığıyla tam bir soygun şirketi kurulmuş. İddianameye yansıyan bazı örnekler, soygun şebekesinin mevcut durumu hakkında bize somut bir fikir veriyor.

Örneğin E-Mail’ler üzerinde yapılan araştırmada “26.01.06 tarihli ve 0103 numaralı ve 0119 numaralı mesajlardan anlaşıldığı üzere, Kanal 7 TV’nin Yönetim Kurulu Başkanı Zekeriya Karaman’ın bilgisi ve onayı ile Deniz Feneri e.V. tarafından toplanan paralarla Çeşme Dalyan’da 3,3 milyon Avro’ya, Kuşadası’nda ise Apart-Hotel için 2,5 milyon Avro’ya yani toplam 6 milyon Avro’ya otel satın alma kararı aldıkları” ortaya çıktı.

Ayrıca “Sanık Mehmet Taşkan ifadelerinde, 2004 yılı Kasım ayında Türkiye’ye gittiğinde Zekeriya Karaman’a takriben 200 bin Avro götürdüğünü, kendisine bu parayı, İstanbul’da, bürosunun bulunduğu Kanal 7’nin de aynı yerde olduğu, 3. katta verdiğini” açıklamıştı.

MEHMET GÜRHAN GERÇEĞİ 

Soygunun başındaki isim bir MİT’çi mi? 

Ankara Savcılığının başlattığı davada sanıklar “Sık sık, bu soruyu bana değil Mehmet Gürhan’a sorun diye yanıt vermiş. Peki kimdir bu Mehmet Gürhan? Soygunun başındaki isim mi yoksa sadece bir günah keçisi mi?

Almanya’da tutuklanan Deniz Feneri e.V’nin yöneticilerinden Mehmet Gürhan yıllarca Avrupa’da faaliyet yürüten İslamcı kurumlar arasında tam bir koordinatör görevi gördü. Avrupa Milli Görüş Teşkilatı ile ilişkisi olan Gürhan, 1990-1991 yılları arasında Milli Gazete’nin Brüksel temsilcisi olarak çalıştı. Aynı yıl, AMGT adına, NBR 54020 AB Darmstadt adresinde ‘Hicret Verlags GmbH’ şirketini kurarak ticari dolandırıcılığa ilk adımını attı. Haziran 1995 yılında ise kayınbiraderi İzzet Kurum ile ‘Taxibetrieb Kurum GmbH’ şirketini kurar. Dava dosyası içerisinde Gürhan için hazırlanmış bölümün 11 ve 16. sayfaları arasında bu konuda yeterince geniş bilgi bulunuyor.

25.01.2002 -13 02.06.2004 tarihleri arasında Deniz Feneri’nin Banka Hesaplarından Gürhan’ın Postbank’taki kişisel hesaplarına geçen miktar: 3.920.000 avro, 29.06.2004-02.11.2006 tarihleri arasında yine Deniz Feneri’nin Banka Hesaplarından Gürhan’ın Vakıfbank’taki kişisel hesaplarına geçen miktar: 6.058.000 avro. Yani toplam olarak zimmetine geçirdiği toplam miktar ise 9.978.000 avro!

GÜRHAN MİT’E Mİ ÇALIŞIYOR 

Deniz Feneri e.V. ile ilgili ilk şikayeti 8 Ocak 2006’da Milli Görüş’ün eski hukuk danışmanı Abdurrahman Vural yapmıştı. Bu isim de daha sonra farklı bir yolsuzluk yüzünden hapse girdi. Vural’ın gönderdiği mektupta sanık Mehmet Gürhan’la ilişkili şu çarpıcı ithamlar vardı: “Mehmet Gürhan MİT’e çalışır, fanatik İslamcıdır ve Milli Görüş üyesidir. Bağış paralarını Türkiye’ye kaçırıyor bir yandan kendisi de para çalıyor. Bu adama bir şey yapın, Alman polisini aptal yerine koyuyor.”

Mehmet Gürhan’ın MİT’e çalıştığı iddiası ile ilgili dava dosyasının 104 ve 432. sayfasında şu ifadeler geçiyor: “Türk vatandaşlığından çıkıp Alman vatandaşı olduktan sonra, tekrar Türk vatandaşlığına girmiş, bunu baştan böyle planlayan ve Nisan 2002 yılında kendi isteği ile Türkiye’ de (Burdur’da) bir aylık askerlik yapan Mehmet Gürhan, Bu zaman zarfında Türk Milli İstihbarat teşkilatı için çalışacağını kabul etmiş.”

KARMAŞIK İLİŞKİLER 

Gürhan’ın ilişkileri karmaşıklıklarla ve bilinmeyenlerle dolu. Her bağlantının arka planında önemli oranda kirli ilişkiler var. Örneğin, kendisinin önemli elamanlarından biri olan ve Avrupa Deniz Feneri’nin kâtibi olarak görev yapan, Hüseyin Gürler, YİMPAŞ davasında önemli bir sorumluluk alan ve hakkında Manheim Savcılığı tarafından hakkında tutuklanma kararı çıkarılan Faik Gürler’in abisi.

Önemli bir başka ayrındı da, Kurum ailesi ile GÜRHAN arasındaki ilişkidir. GÜRHAN’ın eşi Nurgül Gürhan ise Avrupa Deniz Feneri Yönetim Kurulu üyesi ve 7,5 milyon avroyu kişisel hesaplarına geçiren, İzzet Kurum’un kız kardeşi. Yani Mehmet Gürhan, İzzet Kurum’un eniştesi.

Gürhan’ın diğer bir ilişkisi de Kanal 7 ile… Zekeriya Karaman, Yeni Dünya İletişim AŞ adına yaptığı bir açıklama ile Gürhan’ın Kanal-7 danışmanı olarak aylık 9 bin avro aldığını’ belirtiyor. Bunun karşılığı olarak milyonlar Kanal-7 merkezine akıyor. Bu bir bakıma ‘kaz gelen yerde tavuk esirgenmez’ örneğini yansıtıyor. Ancak işin gerçeği tabi ki böyle değildir. Gürhan’ın 9 bin avro ücretle çalışıp bu kadar riski göze alabilecek kadar aptal biri olmadığı çok açıktır. Tam 65 kez İstanbul-Frankfurt, Frankfurt-İstanbul arası uçan Gürhan’ın uğradığı yer ise Kanal-7 Merkezi oluyor ve burada şebekenin en önemli organizatörü Zekeriya Karaman ile görüşüyor.

Deniz Feneri soruşturmasında adı geçen şirketlerden bazıları 

Aytaç Handels GmbH/ Çiğdem GmbH

Yimpaş Link( USA)

Main İmmoblien GmbH & Co Beteillingungs KC

Yipmaş Tel-İnternational Telecomunication GmbH

Midia 7 Ternslek GmhB

Yipmaş Holding Verwaltings AC

Yipmaş Go. LST (Australia)

Yipmaş KST LTD. STI (Türkmensitan)

Hypo Grunalstuschs- und Projekt Management GmbH

GV (Gestelleshalft fur İmobillien und Ver mögenswaltung) GmbH

PROMA GmbH- Import-Export

I&T DATA Gbmh

Yipmaş Eintaiuf/İmport Handels GmbH

Pro Alster İmmobilien GmbH

Aytaç Holding AG (Lüxemburg)

Soygunda uluslararası ilişkiler 

Politik İslamcıların soygun düzenin tahminlerin ötesinde çok karmaşık ilişkiler içerisinde gelişiyor. Bütün faaliyetler belirli bir ideolojik politik hedefe bağlı olarak yürütülüyor. Türkiye’deki birçok İslamcı kurumun özellikle uluslararası alandaki İslamcı örgütlerle belirli bağları olması sanırım tesadüfî bir durum değil.

Kamuoyunda ‘İslamcı Soygun Düzeni’ olarak geçen Deniz Feneri e.V. davası tahminlerimizden çok daha karmaşık ilişkilere sahip. Sorun, Jetpa, Kombassan. Yimpaş örneklerinde olduğu gibi, yalan ve dolana dayanarak halktan milyonlarca Avro toplamasının çok ötesindedir.

Alman polisinin ele geçirdiği ancak birçoğunu kamuoyunda gizlediği ve açıklamadığı belgeler Deniz Feneri e. V.’nin uluslararası ilişkiler ağını ortaya koymaktadır. Buna ilişkin verilere dosyanın 801-859 arasındaki sayfalarında genişçe yer verilmiş.

Örneğin Makedonya’daki ‘’Kültür ve insani Dayanışma Derneği(CHOM)’ yönetisi olarak bilinen Adnan İsmaili’ye, 21 bin 500 Avro verilmiş. Aralık 2005’te Islamska Verska Zaenicb’ isimli kuruma Arnavutluk ve Makedonya’daki faaliyetler için 128 bin 800 Avro gönderilmiş.

2005 yılında 77 bin 500, Avro, Avro IIARC’in İstanbul derneği’ne, 21.bin Avro, Da Fondatsia, isimli kuruluşa verilmek üzere 21 bin avro Ahmet Davutoğlu’na havale edilmiş. IIARC’a, ikinci kez 35 bin Avro, Shoqata VHK’nin İstanbul’da faaliyet yürüten derneğine 10 bin Avro, ‘Kryesiae bashkesie Islamete’ isimli örgüte de 13 bin Avro gönderilmiş.

Ele geçen belgelerde, 15.01.2005 tarihinde, elle yazılmış bir tutanakla Irak-Türkmenlerine yönelik faaliyet yürüten‘’Türk ve Ortadoğu Dayanışma Vakfı 1995” (TODAV) başkanı, Abdullah Sever’e nakit 64 bin Avro teslim edilmiş.

14.12.2005 tarihinde, Deniz Feneri e.V.’nin Frankfurt am Main VakıfBank’taki 3344 numaralı hesabından Pakistan’da İslamcı faaliyetleri örgütlemede görev alan Pakistan-Türk derneğine 440 bin Avro para aktarılmış. Ayrıca, Pakistan’da Üniversite kurmak için, Türk Deniz Feneri’nin Vakıf Bank şubesinden 2 milyon Avro, yine söz konusu derneğine aktarıldığı belirtilmiş.

2006 yılında Deniz Feneri’nin Vakıfbank’taki hesabından 75 bin Avro, Nijeryalı olduğu tespit edilen Sidi Mohamed Moussa adında bir kişiye havale edilmiş. Bu kişi Nijerya’da İslamcı faaliyetleri örgütleyen bir derneğin yöneticisi.

2005 ve 2006 yıllarında, ‘’Char-titable Society for Social Welfare” (CSSW) isimli İslamcı örgüte, 400 bin Avro hesap numarasına, 340 bin Avro elden olmak üzere toplam 740 bin Avro gönderilmiş.

2005 yılında Mali’ de faaliyet yürüten ENSHA isimli İslamcı örgütünden Dr. E. Hamid isimli birine 75 bin Avro gönderilmiş. Habeşistan’daki faaliyetler için gönderilen para ise 730 bin Avro.

Sayfalar: 1 2 3 4

Bu konu hakkındaki yorumunuz

  

  

  

Diğer sounçlar..

Generic selectors
Exact matches only
Search in title
Search in content
Post Type Selectors
Filter by Categories
BİLİM VE TEKNOLOJİ
DÜNYA
DW HABER
EKONOMİ
GÜNDEM
KÖŞE YAZILARI
KÜLTÜR & SANAT
MEDYA & MAGAZİN
SAĞLIK
SPOR
YOUTUBE