Roman’tizm…

Yılmaz Özdil Roman açılımını yazdı

Roman’tizm…

Başbakanımız, bi açılım daha patlattı, “kırmızıyı severler, birbirini överler” dedi.

Birbirini överler” lafını duyan Kiboş, dayanamadı haliyle, “Çok yakışıklı adamsın, üstüne tanımam anacım” dedi.

Ahırkapı Orkestrası’nın solisti altta kalır mı…

Üüle bi Başbakanımız var ki, hem dondurma hem kaymak” dedi.

Bu “yargıya müdahale” değil mi?

Ruhat Mengi

Daha önce Anayasa Mahkemesi, Yargıtay ve Danıştay’ın (yani yüksek mahkemelerin hepsi) kararlarına karşı çıktığı sık sık görülen ve hatta Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi’nin kararlarını bile beğenmeyen Başbakan Erdoğan yine Danıştay’ı halka şikayet etmiş.

Bu kez Danıştay’ın Ankara’da ulaşım ücretini indirme kararı için “Belediye’yi gelsin Danıştay yönetsin” demiş. Bu nasıl bir öfkedir mahkemeye karşı anlaşılır gibi değil. (“Danıştay’a ve Yargıtay’a üye seçen” HSYK’nın üyelerini Meclis’in seçmesini başarabilirlerse mesele kalmayacaktır muhakkak!)

Günah keçisi kerpiç!

Necati Doğru

Bul bir günah keçisi! Keçiyi suçla, rahatla! Onların “günah keçisi portföyü” klişedir. Hep tekrarlarlar: Cumhuriyetle birlikte okulların yapılması, elektriğin gelmesi, yolların ve demiryollarının bölgeye ulaşması, laiklik, devrimler, kadının çarşaftan çıkması, erkeğin şalvardan sıyrılması, hilafetin kaldırılması, cumhuriyetin kurulması, Atatürk ilke ve inkılâpları, köylüyü ağa kölesi olmaktan kurtaracak “köy enstitüsü modelinin” denenmesi birer “günah keçisi”dir.

Dilim… Dilim..

Necati Doğru

Konular da bazı günler portakal gibi dilim dilim sarmalanıp yumak oluyor. Dilimlere takılmak, dilime vidalanıp kalmak bütünü görememe tuzağını doğuruyor.

Tuzaktan korkarım.

İnsanı çok kötü yanıltır.

Bunun adı gazetecilik ve Hukuk Dersidir

Zaman gazetesinden Nuriye Akman, Milliyet’in Ankara Temsilcisi ve yazarı Fikret Bila bir röportaj yaptı.

Röportajın çok büyük bir bölümünün konusu Türk Silahlı Kuvvetleri ve darbe iddialarıydı ve buna bağlı olarak Bila’nın Genelkurmay ile ilişkileriydi.

Bu ülkede kimin başına ne geleceği belli olmaz

Zülfü Livaneli

Stalin döneminde, Sibirya’daki toplama kamplarından birindeyiz. Vakit akşamüstü.

O korkunç soğukta üç mahkûm dikenli tellerin yanında birbirine sokulmuş titriyorlar.

Biri, ellerini yumruk yapmış hohlayarak ısıtmaya çalışan ötekine soruyor: “Yoldaş sen neden buradasın?”

Ne mi yapalım?

Güngör Mengi

Yürütme erkinin başı olan Başbakan, iktidar partisinin lideri olarak yasama erkine de hükmediyor.

Cumhurbaşkanı ile TBMM Başkanı’nın tarafsızlıkları rejimin sağlıklı çalışmasının teminatıdır ama o sigortalar işlemiyor.

Geriye kalan tek bağımsız erk yargıdır; iktidar şimdi onu zaptetmeye uğraşıyor.

Bugün “tek parti hükümeti” var, AKP son hedefine de ulaştığı zaman Türkiye “tek parti devleti” olacaktır!

Diğer sounçlar..

Generic selectors
Exact matches only
Search in title
Search in content
Post Type Selectors
Filter by Categories
BİLİM VE TEKNOLOJİ
DÜNYA
DW HABER
EKONOMİ
GÜNDEM
KÖŞE YAZILARI
KÜLTÜR & SANAT
MEDYA & MAGAZİN
SAĞLIK
SPOR
YOUTUBE