Bu “yargıya müdahale” değil mi?

Ruhat Mengi

Daha önce Anayasa Mahkemesi, Yargıtay ve Danıştay’ın (yani yüksek mahkemelerin hepsi) kararlarına karşı çıktığı sık sık görülen ve hatta Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi’nin kararlarını bile beğenmeyen Başbakan Erdoğan yine Danıştay’ı halka şikayet etmiş.

Bu kez Danıştay’ın Ankara’da ulaşım ücretini indirme kararı için “Belediye’yi gelsin Danıştay yönetsin” demiş. Bu nasıl bir öfkedir mahkemeye karşı anlaşılır gibi değil. (“Danıştay’a ve Yargıtay’a üye seçen” HSYK’nın üyelerini Meclis’in seçmesini başarabilirlerse mesele kalmayacaktır muhakkak!)

Tabii ki hukuken ulaşım zammı konusunda karar verme yetkisi kendisinde olmasa Danıştay bunu üstlenmezdi. Çünkü yetkisi dışında hareket etmez, edemez Başbakan da bunu çok iyi bilir ama popülizmin yararlarını da bildiği için yine de sanki yetki aşımı yapılmış gibi “gelsin Belediye’yi de yönetsin” diyor. Kaç kişi inansa kârdır değil mi? Mesele bu aralar yüksek mahkemelere yüklenmek ki “yapısının değiştirilmesi şart” anlayışı yayılsın.

Her neyse, Başbakan’ın öfkeli çıkışından hemen sonra 2’nci İdare Mahkemesi Danıştay kararına rağmen ulaşımda zamlı tarifenin geçerli olduğu kararında ısrar etmiş ve indirimli tarife iptal edilmiş. Bundan sonra ne olur bilemeyiz ama Başbakan’ın “Danıştay’ı suçlayan konuşması”nın arkasından İdare Mahkemesi’nin Danıştay kararını bozduğunu bildirmesinin pek doğal olarak “yargının siyasi baskı altında kaldığı” duygusu yarattığını, bunun da son zamanlarda yargıdan yükselen baskı şikayetlerini doğruladığını görebiliriz.

Erdoğan nedense bir “ulaşım zammı” konusunda bile yargıyı kendi içinde rahat bırakamıyor, halka şikayet havasında müdahaleyi yapıyor. Sonra da dönüp “Danıştay ‘millet adına’ diyor ama millete hesap vermiyor” sözleriyle Başbakan ağzından millette yüksek mahkemeye haksız tepki yaratacak yanlış çıkışlar yapıyor. Oysa bu yargı zaten devletin, milletin yargısı… Milletin hakları konusunda hata yapılmamasını sağlamak için var; demokrasinin, hukuk devletinin anlamı budur.

“O zaman yüksek mahkemeleri neden devamlı kötülüyorsunuz” deyince bu kez de ona bozuluyorlar.

Peki “millet adına” deyip de milletin vekillerini onun yerine kendilerinin seçmesi ve bunu değiştirmeye ısrarla yanaşmamalarının açıklaması nedir? Seçim yaklaşmasına rağmen bu değişiklik neden hiç gündeme getirilmiyor?

Bir kez de “milletin iradesi”nden söz ederken bunu dile getirseler ne kadar iyi olacak.

AKP Genel Başkan Yardımcısı Hüseyin Çelik’in “Balyoz bir darbe plânıdır. Çetin Doğan bunun bir tatbikat plânı olduğunu söyleyerek milletin zekâsıyla alay etmiştir. TSK içinde darbe plânı yapan insanlar olduğu ortaya çıkmıştır” sözleri de yargıya baskı değil mi?

Hayır belki gerçekten ortaya çıkacaktır ama şu ana kadar yargı kesin bir karar açıkladı mı?

Hüseyin Çelik biliyorsa onu da anlatsın bari!

***

“Milletin iradesi” hesap bekliyor!

Ankara Resim ve Heykel Müzesi’nde yapılan sayım dev bir yağmayı, dev bir milli servet kaybını ortaya çıkardı.

Hoca Ali Rıza’nın da 13 eserinin bulunduğu çok değerli 18 tablonun kaybolduğu haberinin arkasından müzede sayım yapan heyetten “sadece 13 değil, 500’e yakın tablo yok olmuş, 500 kadarı da rutubetli ortamda üst üste yığılarak saklandığı için bakımsızlıktan zarar görmüş” açıklaması geldi.

Biliyorsunuz daha önce de Sait Halim Paşa yalısındaki birçok tablo yangın mangın bahanesiyle yok edilmiş, Dolmabahçe Sarayı’nda yüzlerce değerli eserin yine bakımsızlıktan kaybedildiği açıklanmıştı.

Bunlar hep sıradan haberler gibi veriliyor ve üzerine gidilmiyor. Oysa bu ülkenin milli serveti olan, maddi-manevi yüksek değere sahip sanat eserleri Yolgeçen Hanı’na dönmüş saraylarda, müzelerde yok ediliyor.

Restorasyon için giden işçilerin veya müdürlerin buralarda davet verip mangal yaktığını, yatıp kalktığını, değerli sarayların, müzelerin otel gibi kullanıldığını duyuyoruz.

Peki kim sorumlu bu olaylardan ve milli servet kaybından? Kültür Bakanlığı değil mi? Meclis Başkanlığı değil mi?

Bu Bakan ve Başkan ülkenin milyonlarca liralık ve gelecek kuşaklara kalması gereken milli servet kaybının sorumlusu olarak hesap vermeyecekler mi?

Ertuğrul Günay’a ve Mehmet Ali Şahin’e bu hesabın sorulmasını ve millete açıklama yapmalarını bekliyoruz. “Milletin iradesi”nin bu cevabı almak hakkıdır!

rmengi@gazetevatan.com

Bu konu hakkındaki yorumunuz

  

  

  

Diğer sounçlar..

Generic selectors
Exact matches only
Search in title
Search in content
Post Type Selectors
Filter by Categories
BİLİM VE TEKNOLOJİ
DÜNYA
DW HABER
EKONOMİ
GÜNDEM
KÖŞE YAZILARI
KÜLTÜR & SANAT
MEDYA & MAGAZİN
SAĞLIK
SPOR
YOUTUBE