
Zülfü Livaneli
Stalin döneminde, Sibirya’daki toplama kamplarından birindeyiz. Vakit akşamüstü.
O korkunç soğukta üç mahkûm dikenli tellerin yanında birbirine sokulmuş titriyorlar.
Biri, ellerini yumruk yapmış hohlayarak ısıtmaya çalışan ötekine soruyor: “Yoldaş sen neden buradasın?”
Mahkûm diyor ki: “1926 yılında Buharin’i eleştirmiştim, bu yüzden içeri attılar beni.”
Öteki “Ne tesadüf” diyor, “Ben de 1936 yılında Buharin’i övdüğüm için ceza aldım.”
İkisi birden üçüncü mahkûma dönüyorlar: “Peki sen neden buradasın yoldaş?”
Üçüncü mahkûm “Ben Buharin’im” diyor.
Gerçekten de Buharin önce Komünist Parti içinde yükselmiş, Merkez Komite üyesi olmuş, sonra gözden düşerek hapse atılmış, 1938 yılında da idam edilmiştir.
***
Bizde de böyledir durum.
Gazete patronundan başbakanına, yazarından müzisyenine, ressamına kadar hapse girmemiş adam pek azdır.
Bu ülkede her canlı hapishaneyi en az bir kez tadar.
Hapsedenler ve hapsedilenler hep değişir ama rakipleri hapsetme geleneği hiç değişmez.
Eskiden İttihatçılar, muhalifleri birçok yazar ve siyasetçinin anılarında korkunç bir şekilde tasvir edilen Bekirağa Bölüğü’ne kapatırlardı.
12 Mart ve 12 Eylül’ün ünlü Mamak’ı, Diyarbakır’ı, işkencehane olarak kullandıkları Ziverbey Köşkü vardı.
Şimdi Silivri’ye kapatıyorlar.
Mekân ve isimler değişiyor ama sistem değişmiyor.
***
Türkiye’de de üç mahkûm arasında şu konuşma geçebilir :
“Ben 1982 yılında orduya hakaretten içeri düştüm.”
“Tesadüfe bak. Ben de 2009 yılında orduyu övmekten buraya geldim.”
Üçüncü mahkûm ise yutkunarak şu cümleyi söyleyebilir: “Ben sizleri mahkûm eden hakimim arkadaşlar.”
***
Hapishane korkunçtur. İnsanlık onurunun ayaklar altına alındığı, mahkûma oradan hiç çıkamayacağı duygusu veren, boğucu, öldürücü bir yerdir. Bir gün yatmak bile insanın kendisini, hayvan ağılına kapatılmış gibi hissetmesine neden olur. O demir parmaklıkların arasından hava bile geçmez .
Kulunuz bunu tecrübeyle bilir.
Bu yüzden her mahkûma “Allah kurtarsın” denir.
Kimsenin içeri atılmasına, hapiste kalmasına sevinmeyin arkadaşlar. Düşmanınızın bile…
zlivaneli@gazetevatan.com











Bu konu hakkındaki yorumunuz