|  Emin Çölaşan SEVGİLİ okuyucularım, bugün sizi biraz geçmiş yıllara götürüp belleğinizi tazelemek istiyorum. Günlerden 17 Mayıs 2006. Silahlı bir kişi bazı ihmallerden yararlanıp Danıştay binasına girdi. Danıştay 2. Dairesi bir süre önce bir öğretmen hakkında türban kararı vermiş ve sıkmabaşlı öğretmenin okuldan atılmasını sağlamıştı. Ama olayın öncesi vardı. Danıştay bu kararı verince, Vakit isimli şeriatçı gazete bu kararda imzaları olan Daire Başkanı Mustafa Birden ile dört Danıştay üyesinin fotoğraflarını 13 Şubat 2006 günü birinci sayfadan dokuz sütuna manşet yapıp “İşte o üyeler” başlığı ile yayınlamış ve onları açıkça hedef göstermişti. Ben de ertesi günkü yazımda “Bu nasıl bir rezalettir, bu hakimlerin can güvenliğini bundan sonra kim koruyacaktır” demiştim. 
 Saygı Öztürk “Balyoz” olarak bilinen davada 323’ü asker, birisi genel müdür, diğeri ise daktilo memuru olan 325 kişi hakkında 13 yıldan 20 yıla kadar hapis cezaları verildi. Adliye tarihinde en çok tartışılan davalardan birisi oldu. Başından beri darbeyi dönemin Genelkurmay Başkanı Org. Hilmi Özkök ile Kara Kuvvetleri Komutanı Org. Aytaç Yalman’ın önlendiği öne sürüldü. Ancak, darbeyi önlediği öne sürülen kişilere “Sahi siz gerçekten darbe yapılmasını önlediniz mi? Eğer böyle bir girişim olduysa, zamanında niçin bu komutanlar hakkında gereğini yapmadınız?” diye sorulmadı. Gerekçeli kararda, darbenin Orgeneral Çetin Doğan’ın 31 Mart 2003’te kalp ameliyatı olması nedeniyle gerçekleştirilemediği yer aldı. Oysa bu durum iddianamede, mahkeme aşamasında, savcılık mütalaasında hiç gündeme getirilmemişti. 
 Mehmet Türker Duyan da karşısında kılı kırk yaran, harcamalara titiz, masraftan kaçınan, tüyü bitmemiş yetimin hakkını koruyan biri var zanneder!.. Tayyip Bey halktan tasarruf etmesini istiyor!.. İsrafın önlenmesi çağırısı yapıyor!.. Güler misin ağlar mısın?.. İnsan önce aynaya bakmaz mı?.. * * * Halktan ekmek israfı yapmamasını isteyecek kadar hesaplı kitaplı, tutumlu Başbakan kendine uçak alıyor!.. 
 Emin Çölaşan Sevgili okuyucularım, Aydınlık gazetesi birkaç günden beri ilginç bir yayın yapıyor. Orhan Aykut isimli biri, geçmişte yaşanan bazı olayları anlatırken, geçen dönem AKP Diyarbakır Milletvekili olan İhsan Arslan’ı bu olayların tertipçisi olmakla suçluyor. Nedir o olaylar?.. Arslan’ın İstanbul Ümraniye’de yakalanan bombaların, Ergenekon ve Balyoz davalarının tertipçisi olduğunu iddia ediyor. Orhan Aykut bu kirli komplonun içinde doğrudan tanık olarak yer aldığını iddia ediyor, tezgahı kuranın İhsan Arslan olduğunu savunuyor. Anlattıklarının doğru veya yanlış olduğunu bizim bilmemiz mümkün değil. 
 Banu Avar ‘ÇÖZÜM SÜRECİ’ adı altına saklanmış olan Türk Milletine ihanet şebekeleri, vatanı emperyalizmin güdümünde ŞEKİLLENDİRME yolunda somut adımlar atıyor. 2009’dan beri bu adımlar, pervasızlıkta akıl karıştıracak ölçülere varmıştır. Başlangıç noktası HABUR açılımıdır. Meclise konuşlandırılmış olan terör şebekeleri ve dağda bayırdaki, Avrupa ve Amerika’daki adamları, ABD-İngiltere ve Barzani koordinasyonunda Türk siyasi hayatına yön veren aktörler (TÜM PARTİLER) Türk milletine karşı operasyonu hızlandırmışlardır. Şimdi geldiğimiz noktada BDP’li Demirtaş’ın kastettiği gibi, yasalar her şeyi yapmaya ‘müsait’ ama Türk Milleti henüz hazır değildir. O halde O’nu hazır etmek için görülmemiş bir MEDYA operasyonunun tam vaktidir. 
 Necati Doğru MASANIN altında prizlere yerleştirilmiş 3 böcek (3 dinleme cihazı) çıktığı için Başbakan, “Obama modeli korunmaya” alınacak. Arkadaşımız Şenol Gezer’in yazdığı habere göre; 1500 koruması olan Başbakan’ı Bordo Bereliler de (48 ayrı dalda eğitim almış Özel Kuvvetler) koruyacak. Bir çeşit devekuşu. Kafasını kuma gömer. Tüm gövdesi dışarıda. Gizlendiğini sanır. Doğu’da ve Güneydoğu Anadolu’daki şehirlerde polis karakoldan dışarı caddeye çıkamıyor. Asker de izine çıktığında ya da terhis olduğunda karayolundan otobüsle, minibüsle memleketi olan kente gidemiyor, kışlasına dönemiyor. 
 Emin Çölaşan Sevgili okuyucularım, bugün yine geleneksel Kubilay yazımla karşınızdayım. Onun feci bir biçimde şehit edilmesini, her yıl olayın yıldönümünde anmayı bir görev bilirim. Türkiye Cumhuriyeti bundan tam 82 yıl önce, 23 Aralık 1930 günü korkunç bir irtica olayına tanık olmuştu. O sabah İzmir’in Menemen ilçesinde tuhaf şeyler oluyordu. Sabahın erken saatlerinde dördü silahlı altı çember sakallı yobaz Menemen belediye meydanında tekbir getirerek dolaşmaya başladı. Başlarında sarık, sırtlarında cübbe vardı. 
| |