|  Doğan Akın Cumhuriyet’in “milli güvenlik rejimi” karakterinin, Türkiye’de sol ve İslamcı akımlar üzerinde önemli sonuçları oldu. Hemen her sol aydının peşine bir kişi takan devlet, gerektiğinde yasaklar, gerektiğinde cinayetler (Sabahattin Ali), gerektiğinde basına sansür ve kapatmalar (Marko Paşa, Merhum Paşa, Malum Paşa) ile sola nefes aldırmadı. Aynı rejimin İslami zemindeki sonucu da, tarikat ve cemaatlerin daima bir “güvenlik” meselesi olarak ele alınmaları, “tehdit” sayılmalarıydı. 3 Kasım 2002 seçimlerinden sonra başlayan AKP iktidarı; tarikat ve cemaatlerin cumhuriyet tarihi boyunca en rahat ettikleri dönemi de ifade ediyor. Tarikat ve cemaat üyeleri bu dönemde fişlenmediler, tehdit sayılmak bir yana itibar gördüler ve taleplerini daha açık dile getirmeye, hatta kendi aralarındaki hesaplaşmayı kamuoyu önünde yapmaya başladılar. 

Adıyaman’ın Kahta ilçesinde, evden kaçtıktan sonra polis tarafından bulunarak ailesine teslim edilen genç kız, darp ve tehdit edildiği gerekçesiyle, polis nezaretinde ayrılmak üzere geldiği evde, kardeşleri tarafından bıçaklanarak öldürüldü. 
 Zühal Samlı CHP Kadın Kolları Genel Başkanlığı görevinden alınan Zühal Samlı, ”Türkiye’de özgür düşüncelerini ifade ettikleri için bugün Silivri’de olanlarla, partide özgür düşüncelerini ifade edenler arasındaki fark nedir?” dedi. Ankara- Samlı, görevden alınan bazı yönetim kurulu üyeleri ile parti genel merkezinde düzenlediği basın toplantısında, 21 Kasım 2010 tarihinde Kadın Kolları Genel Başkanlığı görevine atandığını, önceki gün yapılan Merkez Yönetim Kurulu (MYK) toplantısında ise görevden alındığını söyledi. 

CHP Kırklareli Milletvekili Mehmet Siyam Kesimoğlu, TBMM Başkanı Cemil Çicek’e, “İktidar partisinin değil, tüm Meclis’in Başkanı olduğunu ve milletin iradesini temsilen Meclis Başkanlığı koltuğunda oturduğunu hatırlamaya davet ediyorum” çağrısı yaptı. 

Hasdal Cezaevi’nde yatan muvazzaf askerleri ziyaret eden 4 komutan hakkında soruşturma açıldı. Eski Genelkurmay Başkanı Işık Koşaner’in de aralarında bulunduğu komutanların ziyaretini özel yetkili savcılık, “terör örgütüne yardım yataklık ve görevini kötüye kullanma” suçu kapsamında soruşturuyor. 

Kürtlerin kendi geleceklerine referandumla karar vermesi gerektiğini savunan Zana, iki kere bağımsızlık referandumu yapılan Kanada’nın Quebec bölgesini örnek gösterdi. BDP milletvekili Leyla Zana Almanya’da katıldığı bir konferans sırasında Kürt haber sitesi Rudaw’a verdiği röportajda, Türkiye Kürtlerinin beklentilerini anlattı. Kürtlerin kendi geleceklerine referandumla karar vermesi gerektiğini savunan Zana, Kanada’nın Quebec bölgesini örnek gösterdi. 
 Mehmet Y.Yılmaz İLERİ demokrasisi şahlanmış giden Türkiye’de Başbakan Recep Tayyip Erdoğan şubat ayında yeni bir demokrasi paketi daha açacak ve Türkiye fikir özgürlüğünde bir dev adım daha atacak! Elbette İçişleri Bakanı İdris Naim Şahin Bey’in izin verdiği sınırlar içinde! Bakın McCarthy’nin 2011 Türkiye versiyonu neler diyor: “Terörü besleyen arka bahçe var. Resim yaparak tuvale yansıtıyor, şiir yazarak şiire yansıtıyor, günlük makale yazarak. Terörle mücadelede görev yapmış askeri ve polisi, sanatına çalışmasına konu yaparak demoralize etmeye çalışıyorlar. Arka bahçe İstanbul’dur, İzmir’dir, Bursa’dır, Viyana’dır, Londra’dır. Üniversitede kürsüdür, dernektir, sivil toplum kuruluşudur. Oraya da sızmışlardır. Bakmışsınız kültür, eğitim derneği. Bakarsınız think tank kuruluşu.” 
| |