
Zeynep ÖZEL
Bu yazıyı kahvenizi içerek okuyorsanız eğer her şey bitmemiş demektir. Demek ki bu ülkenin Güneydoğusundaki savaş devam edecek ve siz kahvenizi yudumlarken, ölen gençlerin sayılarını okuyup, sayı aklınızda belirli bir rakamı geçince “vah vah tüh tüh” diyerek, elinize TV rehberini alıp, o günkü magazin programlarının listesine göz atacaksınız. Sonra, uzun süren Pazar kahvaltınızdan sonra yani-ki siz ona brunch diyorsunuz-, bu kez kedi dışkısından yapıldığından gramı bilmem kaç lira olan kahvenizi bir dost meclisinde içerken bu mesele üzerine acayip tezler üreteceksiniz, sonra da arkadaşlarınızla golf oynarken bir telefon gelecek size “oraya gidip dağda elinde kahve fincanı ile fotoğraf çektirsen ne afili olur” deyiverince ilk uçağa atlayıp soluğu Şemdinli’de alacak, elbette ki hayran olduğunuz tripleks yollarına, doğasına methiyeler dizerken, eskiden “sınır ve gümrük aşar gibi” geçilen köprüden Başbakanlık tarafından verilmiş basın kartınızla aşarken…
![]()











