Allah aşkına inin o dağlardan!

Zeynep ÖZEL

Bu yazıyı kahvenizi içerek okuyorsanız eğer her şey bitmemiş demektir. Demek ki bu ülkenin Güneydoğusundaki savaş devam edecek ve siz kahvenizi yudumlarken, ölen gençlerin sayılarını okuyup, sayı aklınızda belirli bir rakamı geçince “vah vah tüh tüh” diyerek, elinize TV rehberini alıp, o günkü magazin programlarının listesine göz atacaksınız. Sonra, uzun süren Pazar kahvaltınızdan sonra yani-ki siz ona brunch diyorsunuz-, bu kez kedi dışkısından yapıldığından gramı bilmem kaç lira olan kahvenizi bir dost meclisinde içerken bu mesele üzerine acayip tezler üreteceksiniz, sonra da arkadaşlarınızla golf oynarken bir telefon gelecek size “oraya gidip dağda elinde kahve fincanı ile fotoğraf çektirsen ne afili olur” deyiverince ilk uçağa atlayıp soluğu Şemdinli’de alacak, elbette ki hayran olduğunuz tripleks yollarına, doğasına methiyeler dizerken, eskiden “sınır ve gümrük aşar gibi” geçilen köprüden Başbakanlık tarafından verilmiş basın kartınızla aşarken… 

Bu ülkenin ak yüzlü devrimcilerinin üzerine köprü yaptığı Zap Suyu’nun kenarındaki çöp poşetlerine kızacaksınız. Belediyecilik yok buralarda- belediye başkanı içerde, belki de ondandır- ama olsun sizin de gitmenizle devletin varlığı ve dahi her şeyin kontrol altında olduğu kanıtlanmış olacak. Halkın haklı değil, mutlu olmak istediğinden dem vurunca da yöre halkının hassasiyetlerine gönderme yapmış olacaksınız.

Gençliğinizden bir şiir hatırlayacaksınız: “Akşam erken iner mapushaneye” Belki şunu da hatırlarsınız aynı şairindir:

“Gün ola devran döne umut yetişe,

dağlarının dağlarının ardında,

değil öyle yoksulluklar hasretler,

bir tek başak bile dargın kalmayacaktır,

bir tek zeytin dalı bile yalnız

sıkıysa yağmasın yağmur, sıkıysa uykudan uyanmasın dağ,

bu yürek ne güne vurur”

Lise yıllarınızdaki edebiyat derslerinizden aşina olduğunuz şekilde sorarsak: “Şair burada ne demek istemiştir ki?”

“Eğer Hürriyet Gazetesi’nin genel yayın müdürü…

Bir sabah Şemdinli manzarasına karşı…

Rahat rahat kahve içebiliyorsa…

Bakmayın siz elalemin feryatlarına…

Bu iş daha bitmedi demektir.”

Evet bu iş daha bitmedi demektir. Şemdinli manzarasına karşı kahve içebilecek bir vicdan varsa bu iş daha da bitmeyecek demektir. Bu halk, acılarının üstünde tepinilmesine ve bundan rant sağlanmasına izin verdiği müddetçe de bitemeyecektir bu iş.

Neler yapmadık bu vatan için, kimimiz öldük dağlarda, kimimiz nutuk söyledik, kimimiz de kahve içtik. Biz ölürken dağlarda, birileri gelip kahve içti kanımızla sulanan toprakların üzerinde. Dağların yasaklı çiçeği nevruzların üzerine basa basa, masasına yapma çiçekler koyarak, internet erişiminin kesintisiz olduğu dağlarda tablet bilgisayarından geçti yazılarını amiral gemisine.

Allah aşkına inin o dağlardan!

Kaynak : Muhalif Gazete

Bu konu hakkındaki yorumunuz

  

  

  

Diğer sounçlar..

Generic selectors
Exact matches only
Search in title
Search in content
Post Type Selectors
Filter by Categories
BİLİM VE TEKNOLOJİ
DÜNYA
DW HABER
EKONOMİ
GÜNDEM
KÖŞE YAZILARI
KÜLTÜR & SANAT
MEDYA & MAGAZİN
SAĞLIK
SPOR
YOUTUBE