
Barış Yarkadaş
Pazar ve salı günü kaleme aldığım iki yazı CHP içinde fırtına kopardı. O yazılarda, dört ana noktaya dikkat çekmiş ve şunları sıralamıştım:
İŞTE O GÜNDEM
1- CHP İstanbul Milletvekili Aykut Erdoğdu, TOKİ’de yaşanan yolsuzlukların üzerine gidiyor ama partisinin bazı milletvekillerince engellenmeye çalışılıyor.
2- Enerji Bakanı Taner Yıldız hakkında verilen gensoru önergesinde, Enerji Komisyonu’nda bulunan CHP’li altı milletvekilinden hiçbirinin imzası yok. Gensoru görüşmesinin yapıldığı gün ise TBMM’de sadece 30 CHP’li hazır. CHP, kendi gensorusuna dahi sahip çıkamıyor.
3- Kamer Genç, Ali Babacan hakkında yapacağı konuşmanın kendi partisince engellenmek istendiğini dile getiriyor.
4- XXX adlı bir milletvekili, geçmişte çok yakın olduğu bir genel başkan yardımcısını İstanbul’daki toplantıya almak istemiyor. Vekil ile genel başkan yardımcısı, sekiz gazetecinin önünde tartışıyor.
KAMU ADINA SORDUK!
Dört ana başlık altında özetleyebileceğim bu yazının ardından CHP Grup Başkanvekili Akif Hamzaçebi bir açıklama yaptı. Bu açıklamayı virgülüne dahi dokunmadan yayınladım. Hamzaçebi, yazdığımız her şeyin “kamuoyunu yanıltıcı bilgiler” olduğunu iddia ediyor ve konumu gereği ”resmi” bir dil kullanarak CHP’nin içine düştüğü “yönetim zaafiyeti”nin üstünü örtmeye çalışıyor.
Oysa ki; Sayın Hamzaçebi kırılmasın ama mızrak çuvala sığmıyor; gerçekler saklanamıyor:
KAMER GENÇ, YENİÇAĞ’A NE ANLATTI?
1- Sayın Hamzaçebi açıklamasında Kamer Genç’in”konuşturulmama girişimi” gibi bir durumun söz konusu olmadığını söylüyor. Kamer Genç ise bunun tam tersini dile getiriyor. Genç, bizim bu sorunu kaleme almamızdan sonra kendisini arayan YENİÇAĞ GAZETESİ‘ne aynen şunu söylüyor:
“Önerge verdim birinci defa konuştum. Sonra ikinci önergeyi verince Ali Babacan Akif Hamzaçebi’yi çağırdı ve sizin önergenizi kabul edelim ama Kamer Genç konuşmasın demiş, kabul etmedim. Komisyon çoğunluk sağlayamadığı için konuşma hakkım kaybolmadı. Konuşmamda Ali Babacan’a bindirdim.Konuşmamam için çare aradılar ama engelleyemediler.Bu durumu bana Aydın Ayaydın anlattı.”
Kamer Genç, ”partili sorumluluğu”yla davrandığı için meseleyi biraz üstü kapalı bir biçimde anlatıyor. Genç’in Yeniçağ Gazetesi’ne verdiği demeç, CHP’li vekile ilişkin bir “konuşturmama girişimi” olduğunu gösteriyor. Genç’in yakın çevresine anlattığına göre, XXX adlı milletvekili Kamer Genç’e giderek “Türk Ticaret Kanunu’nda istediğin değişiklik yapılacak. Konuşmana gerek kalmadı. Akif Bey konuşmanı istemiyor” diyor. Bunu Ankara’da herkes biliyor. Kamer Genç bunu her yerde anlatıyor.
Haaa; ben burada Akif Hamzaçebi’ye ilişkin herhangi bir ithamda bulunmuyorum. Ancak; Kamer Genç’in söyledikleri ortaya bu fotoğrafı çıkarıyor. Hamzaçebi’nin aynı süre içindeAli Babacan ile bir kez telefonda bir kez de yüz yüze görüşmesi ise Genç’in iddialarının güçlenmesine sebep oluyor.
ERDOĞDU NE DEDİYSE ARKASINDA!
2- Sayın Hamzaçebi, Aykut Erdoğdu’nun yaptığı çalışmalara CHP içinde kimsenin müdahale edemeyeceğini söylüyor. CHP İstanbul Milletvekili Erdoğdu ise TOKİ aleyhine yaptığı çalışmaların kim tarafından engellenmek istediğini, benim konuyu köşeme taşımamın ardından kendisini arayan Hamzaçebi’ye aktarıyor. Erdoğdu, sözlerinin arkasında duruyor. CHP’li bir milletvekilinin TOKİ ile ilişkilerini ve TOKİ’nin üzerine gidilmesinden neden rahatsız olduğunu her platformda dile getiriyor. Erdoğdu, Hamzaçebi’nin yazılı açıklamasına rağmen geri adım atmıyor. Sözünün arkasında duruyor. Sayın Hamzaçebi, bizi yalanlama gayretine girişmek yerine, Erdoğdu’yla diyalog kursa, bu CHP açısından daha faydalı olacaktır.
20 VEKİL İMZA ATTI, 115 MİLLETVEKİLİ İSE BUHAR OLDU!
3- Gelelim şu Enerji Bakanı hakkında verilen gensoru önergesine… Hamzaçebi, gensoruya 20 milletvekilinin imza attığını, bunun ise CHP’nin o gensorunun arkasında durduğunun işareti olduğunu söylüyor. Hamzaçebi, meseleyi ters yüz ederek benim söylediklerimi boşa çıkarabileceğini düşünüyor. Oysa ki; sorun 20 milletvekilinin o gensoruya imza atması değil; gensorunun görüşüleceği gün TBMM’de sadece 30 milletvekilinin hazır bulunmasıdır.135 milletvekiline sahip olan CHP, gensoru gibi ciddi bir girişimde sadece 30 milletvekili ile temsil ediliyorsa, bunu bizim yazmamız kadar doğal bir şey olamaz.
O VEKİLLERE HESAP SORULDU MU?
Keza; CHP Grup Başkanlığı, bizim yazımızın mürekkebi dahi kurumadan, tarihinde görülmedik bir uygulamaya imza attı ve gensoru görüşmesine mazeretsiz olarak katılmayan 63 milletvekilini teşhir etti. Bu uygulama, bizim yazdıklarımızı bir kez daha doğruladı. İçlerinde Enerji Komisyonu’nun altı üyesinin de bulunduğu 63 milletvekilinin gensoruya sahip çıkmadığıda böylece görülmüş oldu.
Tüm bunlara rağmen, Hamzaçebi “kamuoyunu yanılttığı”mız sonucuna nasıl vardı, anlayabilmiş değilim…
Gelelim çok önemli bir diğer soruna:
ERDOĞAN TOPRAK İLE AYDIN AYAYDIN TARTIŞMASI
CHP’nin cumartesi günü İstanbul’daki bir otelde düzenlediği“Sayıştay Raporu’nun TBMM’ye gelmemesi” içerikli toplantısında bir milletvekili ile bir genel başkan yardımcısı arasında tartışma yaşanıyor. O toplantıda, CHP Genel Başkan Yardımcıları Erdoğan Toprak ile Faik Öztrak hazır bulunuyor.
Toplantıyı düzenlediğini söyleyen Aydın Ayaydın, Erdoğan Toprak’ın basın toplantısında bulunmasından duyduğu rahatsızlığı dile getiriyor. İkili, TAM SEKİZ GAZETECİNİN ÖNÜNDE tartışıyor. Araya CHP’li görevlilerin girmesiyle krizin büyümesi önleniyor. Sekiz gazeteci, yaşanan gerilime tanıklık ediyor. Toprak, bu konuyu araştıran ve kendisini arayan bir gazeteciye “Bu konuların üstünde fazla durmayın. Beni kimse herhangi bir toplantıya almamazlık edemez, ben genel başkan yardımcısıyım” ifadesini kullanıyor. CHP’li Toprak, tartışma yaşadıklarını ise yalanlamıyor. Zira; tartışmaya Kılıçdaroğlu’nun Basın Danışmanı Veli Özdemir de şahitlik ediyor.
CHP MYK OLAN BİTENİ GÖRÜYOR MU ACABA?
CHP Merkez Yönetim Kurulu (MYK) üyeleri ise yukarıda yaşananların hiç biri olmamış gibi hayatlarına devam ediyor. Hazretler sanki CHP’nin değil de DSP’nin MYK’sıymış gibi davranıyor. MYK üyeleri, bu saçmalıklar CHP’de değil de sanki TKP’de yaşanıyormuş gibi sadece izlemekle yetiniyor. (Gürsel Tekin de dahil…)
Oysa ki; yukarıda sıraladığım şu dört madde bile, CHP’nin neden etkili bir muhalefet olamadığı ve halk’a neden güven veremediğinin en açık örnekleri değil mi?
Şimdi bir düşünün:
Bakanları ya da hükümetleri düşürmek için kullanılan“gensoru” gibi etkili bir araç, CHP’nin elinde adeta oyuncağa çevirildi ve etkisi tamamen ortadan kaldırıldı. Öyle ki; CHP milletvekilleri, gensoru görüşmelerinin yapıldığı gün TBMM’ye gelmeye dahi zahmet etmiyor. CHP börtü böceğe bile“gensoru” verir hale gelince, iktidarın da alay konusu oluyor.
CHP PARLAMENTO GRUBU NEREDEYSE YOK HÜKMÜNE GELDİ…
Bizim eleştirdiğimiz nokta işte budur: CHP yönetimi, parlamentodaki etkisini yok derecesine indirgemiştir. CHP Grup Başkanvekilleri, gruplarına hakim olamamaktadır.
Sizinle şimdi çok acı bir gerçeği daha paylaşacağım. Büyük umutlarla seçip TBMM’ye gönderdiğimiz milletvekillerinin neyle meşgul olduğunu yazacağım:
CHP’Lİ VEKİLLERİN ÇOK ÖNEMLİ SORUNLARI VAR!
Çok değil, daha 15 gün önce CHP Grup Başkanvekili Muharrem İnce, milletvekillerini salı günü ”kapalı grup toplantısı”na çağırdı. Milletvekilleri bu çağrıya uymadığı için grup toplantısı yapılamadı. Evet evet, yanlış okumadınız! CHP’limilletvekilleri, kapalı grup toplantısına gitme zahmetine katlanmadığı için, toplantı yapılamadı. Toplantıya giden ve sayıları 30’u bulan milletvekilleri ise İnce’ye “çok önemli bir gündem önerisi”nde bulundu. İnce’den “önemli bir sorun”un çözülmesini istedi.
Diyeceksiniz ki; “Sayın Yarkadaş, sen de çok önyargılısın. Bak, vekiller gündem önerisinde bulunmuş, daha ne yapsınlar?”
Durun, hemen heyecanlanmayın; sayısı 30’u bulan vekillerin”gündem önerisi” neydi biliyor musunuz?
Bu çok önemli şahsiyetler, salı günü basına açık yapılan grup toplantısında “halk sıraları işgal ettiği için” oturacak yer bulamıyormuş! Bu yüzden, Kılıçdaroğlu’nu yakından göremiyor ve kendilerini kameralara gösteremiyormuş!
MUHARREM İNCE SORUNU HEMEN ÇÖZDÜ!
Muharrem İnce, bu çok önemli gündem maddesini “100 vekilin katılma zahmetinde bulunmadığı” toplantıda hemen ele aldı. Büyük bir hızla çok değerli vekillerimizin isimleri ve sıra numaraları kağıda yazıldı. Sonra o isimler katlandı, torbaya atıldı. İnce’nin büyük bir ciddiyetle görevlendirdiği bir milletvekili, elini torbaya daldırarak kimin hangi sırada oturacağının yazılı olduğu isimleri sırayla çekti.
Böylece, CHP grubunun çok büyük bir sorunu çözülürken,”münasebetsiz halk” da TBMM’de öyle her yere kafasına göre oturamayacağını öğrenmiş oldu.
Zaten ”halk” dediğin nedir ki; önemli olan milletvekillerinin ön sıralarda gerdan kırıp genel başkanıyla göz göze gelmesidir.
Acı ama tablo bu…
VEKİLLERE EN AZ ÜÇ SMS ATILIYOR AMA; NAFİLE…
Gensoru görüşmelerine gelmeyen, rutin Genel Kurul çalışmalarına katılmaları için telefonlarına günde en az üç kez SMS gönderilen bir CHP Parlamento Grubu’yla karşı karşıyayız…
Sayın Hamzaçebi bu gerçeği bize gönderdiği açıklamayla örtebileceğini ve yönetim zaafiyetini saklayabileceğini sanıyor. Ve her resmi bildiride olduğu gibi, “birlik beraberlik”ten dem vuruyor.
BÜTÇE KONUŞULURKEN SIRALAR YİNE BOŞ
Çok merak ediyorum, acaba CHP Grup Başkanvekilleri Hamzaçebi, Emine Ülker Tarhan ve Muharrem İnce, genel başkanları Kılıçdaroğlu bütçe konuşmasını yapmak için kürsüde konuşurken kendi sıralarında çok az sayıda milletvekilinin bulunması gerçeği karşısında ne düşünüyor?
Tablo ne yazık ki budur… CHP Parlamento Grubu, gensoruya gelmeyen, genel kurula katılmayan, kapalı grup toplantısına gitme zahmetinde dahi bulunmayan vekillerden oluşmaktadır.“Birlik ve beraberlik” edebiyatı ise bunu örtmeye çalışan bir makyajdan başka bir şey değildir. CHP Genel Başkanı Kılıçdaroğlu da bunun farkında olduğu için, kendisini ziyaret eden misafirlerine “Milletvekili listesinden memnun değilim’‘ demektedir.
VEKİL LİSTESİNİ BEN Mİ YAZDIM?
Ki o listenin tamamı, Kılıçdaroğlu’nun elinden çıkmıştır. Kılıçdaroğlu, parlamentoda kendisinin yol açtığı bu zaafiyetin sorumluluğunu son MYK toplantısında grup başkanvekillerine yıkmaya çalışsa da bu kendisinin sorumluluğunu ortadan kaldırmamaktadır. CHP’nin etkili muhalefet yapamamasının sebeplerinden biri “Vekil olmasam daha çok para kazanırdım” , “Yazacak bir gazete bulsam mecliste bir dakika dahi durmam” diyen vekillerin sözlerinde yatmaktadır.
Şimdi biz bunları yazıp kimlerin gensoru görüşmesine katılmadıklarını deşifre edince, birçok vekil haber merkezimize“O gün TBMM’deydim” ya da “O gün mazeretim vardı” içerikli açıklamalar yolluyor. Bunların hiçbiri önemli değil…
Hadi gensorunun görüşüldüğü 30 Kasım günü gerçekten hepinizin çok önemli işleri vardı diyelim… Peki ya dün gece; ya ondan önceki gece… Bu gece? Bütçe konuşulurken, CHP sıraları yine bomboştu… Yine hiçbiriniz yoktunuz…
Sizi TBMM’de ve bir arada görebilmemiz için, illa ”oturma sıraları için kura çekilecek” denilmesi mi gerekiyor?
İSTANBUL’DAKİ ÇALIŞMALARA DA GELMİYORLAR
CHP’li vekiller, TBMM’ye gitmedikleri gibi, özellikle İstanbul’da yapılmak istenen çalışmalara da katılmıyor. CHP İstanbul İl Başkanı Oğuz Kaan Salıcı, bunu pazar günü ”basına kapalı yapılan” toplantıda dile getirince, orada bulunan sekiz milletvekili hemen tepki gösterdi. Bir vekil, “Siz bizim amerimiz değilsiniz” dedi. Diğer bir vekil ise Grup Başkanvekili Akif Hamzaçebi‘nin kulağına eğilerek “İl Başkanı’na sakın vekilleri görevlendirme yetkisi vermeyin” diye fısıldadı. Salıcı bu tablo karşısında, “Bundan sonra bu konuyla sayın genel başkanımız ilgilenecek” demek zorunda kaldı.
Evet, tablo çok net:
Yasama görevinizi yerine getirmiyor, aklımızla alay ediyorsunuz… Ama şunu bilin ki; sizin sandığınız kadar saf da değiliz aptal da… Kimin ne yaptığını görüyor, duyuyor, biliyoruz… Bu yüzden, içine düştüğünüz halin fotoğrafını çekiyor ve kamuyla paylaşıyoruz… Kulaklarınızın çınlama sesi buralara kadar geldiği için, yazdıklarımızın size ulaşmasının rahatlığını hissediyoruz… Zira biz kamu adına görev yapar ve oylarımızın hesabını soruyor, sizin de görevinizi yapmanızı talep ediyoruz. Başka da bir şey istemiyoruz.
Hamzaçebi’den yeni açıklama
Barış Yarkadaş’ın son yazısına, Akif Hamzaçebi’den yeni bir açıklama daha geldi.
Gerçek Gündem.com Genel Yayın Yönetmeni Barış Yarkadaş‘ın bu sabah kaleme aldığı “CHP’nin gerçek fotoğrafı” başlıklı yazı yeni bir tartışma yarattı. CHP Grup Başkanvekili Akif Hamzaçebi, yazının yayınlanmasından iki saat sonra sitemize şu açıklamayı yolladı:
Sayın Ali Babacan’la olan görüşmelerimin hangi çerçevede olduğunu sitenizde yazdığınız yorumlar sonrasında gerçekleştirdiğimiz telefon görüşmesinde size anlatmıştım.
Bu görüşmede size verdiğim bilgileri 14.12.2012 tarihli “CHP’nin gerçek fotoğrafı” başlıklı yazınızda yanıltıcı bir şekilde kullanmış olduğunuzu üzüntüyle gördüm. Sayın Babacan’la Sermaye Piyasası Kanunu Tasarısı’nda yer alan İstanbul Menkul Kıymetler Borsası taşınmazları’nın TOKİ’ye devrini öngören maddenin Tasarıdan çıkarılması için telefonda görüştüğümü size anlatmıştım.
Genel Kurulda yüzyüze görüşme nedenim de benim hazırladığım bir önergenin kabul edilmeme gerekçesinin bana nezaket gösterilerek SPK uzmanlarının bizzat anlatması ihtiyacı nedeniyledir.
Bunları size bütün açıklığıyla anlattığım ve önceki yazınızda bunlara yer verdiğiniz halde son yazınızda bunu farklı bir şekilde yansıtmanızın nedenini anlayabilmiş değilim.
Son olarak şunu söylemek isterim. CHP’nin TBMM Grubunda zafiyet olduğu izlenimi vermeye yönelik değerlendirmelerin gerçekle bir ilgisi yoktur. Asıl zafiyet bunları size belli bir amaçla, farklı bir şekilde anlatanların etik anlayışındadır. Zaman içerisinde şüphesiz bunlar bütün açıklığıyla ortaya çıkacaktır.
Üzüntüm bunların doğru kabul edilerek sizin tarafınızdan yansıtılmasıdır.
Saygılarımla.
M. Akif HAMZAÇEBİ
İstanbul Milletvekili
CHP Grup Başkanvekili











Bu konu hakkındaki yorumunuz