Tayyip Erdoğan’a ağır suçlama

İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığı’nın ‘BİT Soruşturması’ kapsamında 70 sanık hakkında açtığı davanın iddianamesinde, ‘Nuri Albayrak ile Recep Tayyip Erdoğan arasında okul döneminde başlayan dostluk ve arkadaşlık ilişkisinin, Erdoğan’ın belediye başkanı seçilmesini takiben siyasi, sosyal ve ekonomik geleceğini garanti altına almak amacı doğrultusunda zamanla devasa bir teşekkül ve organizasyon haline geldiği’ öne sürüldü.

İstanbul Cumhuriyet savcıları Erol Canözkan, Rasim Işıkaltın ve Hüseyin Yıldız’ın hazırladığı 74 sayfalık iddianamede, İstanbul Valiliği’nin, Sabah, Milliyet, Cumhuriyet, Radikal ve Yeni Şafak Gazeteleri’nde yer alan haberleri ihbar kabul ederek müfettiş istediği, bu konuda hazırlanan inceleme ve bilirkişi raporlarının gönderildiği İstanbul DGM Cumhuriyet Başsavcılığı’nın 180 sanık hakkında soruşturma başlattığı, ardından da ‘görevsizlik’ kararı vererek hazırlık soruşturması dosyasını kendilerine gönderdiği belirtildi.

İnceleme sonucu bazı sanıklar hakkında ‘yetkisizlik’ kararı verilerek dosyalarının başka savcılıklara gönderildiği anlatılan iddianamede, mülkiye müfettişlerinin, ‘siyasi ve sosyal görüşten kaynaklanan bir amaçla cürüm işlemek için devasa bir teşekkül oluşturulduğu, organize çalışmalar yapmak suretiyle ihalelere fesat karıştırıldığı, şartnamelerin Albayraklar Şirketler Grubu’nun menfaatleri doğrultusunda hazırlandığı, belediye yetkililerinin kendi araçlarına bütçeden kira adı altında ödemeler yapılmasının sağlandığı, bu paraların kendilerince bilinen bazı kişilerin elinde toplanarak özel amaç ve gayeler doğrultusunda kullanıldığı ve tüm bu yollarla siyasi, sosyal ve ekonomik amaçları gerçekleştirmek için organize bir şekilde suç işlemek amacıyla gerek İstanbul Büyükşehir Belediyesi içinde ve gerekse dışında teşekkül oluşturmak suretiyle devlet parasının, yani belediye parasının nitelikli yollarla geleceğin başbakanını hazırlamak ve cihat yapmak amacıyla yönlendirildiği, bu paraların zimmete geçirildiği’ konularında inceleme ve araştırma yaptıkları ifade edildi.

Büyükşehir Belediyesi eski Park ve Bahçeler Müdürü Ali Karakoç’un, müfettişlere verdiği ifadede, ‘İtalya’dan getirilen fidelerin kendi isteklerine uygun olmadığını Genel Sekreter Yardımcısı Adem Baştürk’e anlattığı, ancak durumda bir değişiklik olmayınca İştirakler Daire Başkanı Necmi Kadıoğlu ile görüştüğünü’ söylediği belirtilen iddianamede, Kadıoğlu’nun da kendisine, “Ağaçların alımına itiraz etme. Bunlar küçük hadiseler… Geleceğin başbakanını hazırlamak için çaba harcıyoruz. Ben gelecekte maliye bakanı olacağım. Sen de tarım bakanı olabilirsin” dediğini söyledi.

Yine Genel Sekreter Yardımcısı Mahmut Kuş’un da, müfettişlerle görüşmesi sırasında, ‘Adem Baştürk’ün Recep Tayyip Erdoğan’ın adamı olduğunu, Mustafa Açıkalın’ın Albayraklar’ın belediye içindeki adamı, Necmi Kadıoğlu’nun da yolsuzlukların başındaki kişi olduğunu ve belediyeden para hortumlamada kullanılan yolların başında ağaç işlerinin geldiğini söylediği’ anlatılan iddianamede, Kuş’un bu ifadesini daha sonra kabul etmediği vurgulandı.

‘Raporlara göre, belediyenin asli görevlerinden olan çöp toplama, cadde ve sokakların süpürülmesi gibi hizmetlerin yönetim kurulları belediye personelinden oluşan şirketlere devredildiği’ne yer verilen iddianamede, ”bu şirketlerin aldığı kararlarla aşamalı olarak işlerin Albayraklar ve benzeri yandaş şirketlere ihale edildiği’ belirtildi.

ALBAYRAK-ERDOĞAN İLİŞKİSİ 

İddianamede, mülkiye müfettişlerince hazırlanan rapora göre, ‘Albayrak Şirketi ortaklarından olan ve yasaya aykırı biçimde 2 dönem belediye meclis üyeliğine seçildiği için İçişleri Bakanlığı’ndan hakkında soruşturma yapılabilmesi amacıyla izin istenen Nuri Albayrak ile geçen dönem Büyükşehir Belediye Başkanı olan Recep Tayyip Erdoğan arasında, okul döneminden başlayan arkadaşlık ve dostluk ilişkisinin siyasi birlikteliğe yönelik devam ettiği’ anlatılarak, şöyle denildi:

“Erdoğan’ın belediye başkanı seçilmesini takiben siyasi, sosyal ve ekonomik geleceğini garanti altına almak amacı doğrultusunda, zamanla Büyükşehir Belediyesi birimlerinde ve belediye şirketlerindeki yetkilileri de içine alan bir organizasyona dönüşen birlikteliğin devasa bir teşekkül ve organizasyon haline geldiği, oluşturulan bu devasa organizasyonla bir yandan siyasi ve sosyal bir görüşten kaynaklanan amaca yönelik olarak faaliyetler sürdürüldüğü, bir yandan da bu faaliyetleri devam ettirirken gerekli olan maddi kaynakları usulsüz ve fesat karıştırılmış işlemlerle aldıkları kamu ihalelerinden sağladıkları, kendilerini ve yandaşlarını ekonomik yönde güçlü bir konuma getirdikleri anlaşılmıştır.”

Bu işlemler sırasında hayali şirketlere yüklü ödemeler yapıldığı, gerekirse mafyavari yollara başvurulduğu öne sürülen iddianamede, Üstün Güner’in, ‘Kesin Hesap Müdürlüğü’nde teknik şef olarak görev yaparken Albayraklar’a verilecek 4 trilyon liralık fazla ödemeyi engellediği için başka bir birime atandığını’ söylediği belirtildi.

‘Fesat karıştırılan ihaleler’ bölümünde ‘Mustafa, Muzaffer ve Kazım Albayrak’ın belediye meclis üyesi olan kardeşleri Nuri Albayrak’ın nüfusundan yararlanarak aldıkları ihalelere’ ilişkin bilgilere de yer verilen iddianamede, ‘ihalelerde muhammen bedellerin fahiş fiyatta belirlendiği, ihalelerin belli firmalarca alınması için şartnameye özel hükümler konulduğu, bir kısım müracaatçı firmaya yeterlilik verilmediği, ihale sonrası hazırlanan sözleşmelere özel hükümler konularak kurumun zararına hareket edildiği, açıklık ve serbest rekabet ortamının sağlanmadığı’ kaydedildi.

Belediyede görevli bazı sanıkların da, ‘kamu yararı gözetmeden kamu kaynaklarının israfına neden olarak ‘hizmet nedeniyle emniyeti suiistimal’ suçunu işledikleri’ belirtilen iddianamede, 70 sanığın hukuki durumları da ayrı ayrı anlatıldı.

İddianamenin sonuç bölümünde, Albayrak Turizm Seyahat İnşaat ve Ticaret A.Ş’nin Yönetim Kurulu Başkanı Mustafa Albayrak ile Başkan Vekili Muzaffer Albayrak ve Yönetim Kurulu Üyesi Kazım Albayrak’ın, ‘Cürüm işlemek amacıyla teşekkül oluşturmak’, ‘Yalan beyanda bulunmak’ ve ‘8 defa ihaleye fesat karıştırmak’ suçlarından dolayı 3 ile 21 yıl arasında çeşitli ağır hapis cezalarına çarptırılmaları istendi.

Aynı iddianamede, suç tarihlerinde yaptıkları görevler dikkate alınarak, İstanbul Büyükşehir Belediyesi Genel Sekreteri ve İSTAÇ A.Ş. Yönetim Kurulu Başkanı Adem Baştürk, Genel Sekreter Mustafa Açıkalın, Genel Sekreter Yardımcıları ve İSTAÇ Yönetim Kurulu Üyeleri Osman Yıldırak, Mahmut Kuş, Nihat Macit ve Dursun Ali Çodur, İSKİ Genel Müdürü ve İSTAÇ Yönetim Kurulu Üyesi Veysel Eroğlu, belediyenin Satın Alma Daire Başkanı ve İSBAK A.Ş. Yönetim Kurulu Üyesi Yılmaz Şener, İSTAÇ A.Ş. Yönetim Kurulu Başkanı ve İSBAK A.Ş Yönetim Kurulu Üyesi Necmi Kadıoğlu’nun da aralarında bulunduğu diğer 67 sanığın da, çeşitli suçlardan dolayı 1 ile 36 yıl arasında değişen ağır hapis cezalarına çarptırılmaları talep edildi.

İddianamede, Nuri Albayrak, Mustafa Albayrak, Kazım Albayrak, Ahmet Albayrak, Bayram Albayrak, Ali Albayrak, Mustafa Açıkalın ve Emin Şirin’in de aralarında olduğu 38 kişi hakkında, bazı suçlamalara ilişkin takipsizlik kararı verildiği de yer aldı.

İGDAŞ A.Ş, AĞAÇ A.Ş. ve İSFALT A.Ş. ile ilgili yürütülen soruşturma sonucunda ‘yetkisizlik’ kararı verilerek hazırlık dosyalarının yetkili cumhuriyet savcılıklarına gönderildiği belirtilen iddianamede, 173 klasörden oluşan soruşturma dosyasında, ifa ettikleri görev nedeniyle 4483 sayılı kanun uyarınca 2 sanık hakkında İçişleri Bakanlığı’ndan, 66 sanık hakkında da İstanbul Valiliği’nden istenen soruşturma izni talep yazısının bulunduğu kaydedildi.

Kaynak : Radikal.com.tr

 

 

Bu konu hakkındaki yorumunuz

  

  

  

Diğer sounçlar..

Generic selectors
Exact matches only
Search in title
Search in content
Post Type Selectors
Filter by Categories
BİLİM VE TEKNOLOJİ
DÜNYA
DW HABER
EKONOMİ
GÜNDEM
KÖŞE YAZILARI
KÜLTÜR & SANAT
MEDYA & MAGAZİN
SAĞLIK
SPOR
YOUTUBE