'Hırsızistan'a sansür!

 'Hırsızistan'a sansür!

Tuncay Özinel Tiyatrosu’nun herkesin hırsız olduğu bir ülkeyi anlatan ‘Büyükler için Masal, Hırsızistan’ adlı oyunu Keşan Kaymakamı’nın engeline takıldı.

Özinel, kaymakamın, ‘Burada propaganda yaptırmam’ dediğini savunurken, kaymakam iptal gerekçesi olarak ‘okul provasını’ gösterdi.

Milliyet’in haberine göre; Tuncay Özinel Tiyatrosu’nun hırsızların yaşadığı Hırsızistan adlı bir ülkeyi anlattığı “Büyükler için Masal, Hırsızistan” adlı oyununun Keşan Kültür Merkezi’nde bugün gerçekleştirilecek olan temsili, kaymakam engeline takıldı.

Gizemli cinayetin altından rant çıktı!

Gizemli cinayetin altından rant çıktı!

Milli Piyango’dan ‘büyük yolsuzluk’ ikramiyesinin kanlı hikayesi…

Milli Piyango Genel Müdürü Balak, 2 yıl önce “Talih Vakfı’nda yolsuzluk bulduğunu öne süren Başmüfettiş tarafından öldürüldü. Ancak Başbakanlık incelemesinde yolsuzluk belgelendi.

Sabah gezetesinni haberine göre, iki yıl önce Milli Piyango İdaresi Genel Müdürü İhya Balak’ın, kurumun Başmüfettişi Ahmet Öztürk tarafından öldürülmesine neden olan yolsuzluk olayının raporu ortaya çıktı. Başbakan Erdoğan’ın talimatıyla Başbakanlık Teftiş Kurulu cinayete neden olan olayları araştırdı.

Doğal takviyeyle cilt genç kalır

Doğal takviyeyle cilt genç kalır Cildinizi genç tutmak için gözünüzü besinlere çevirin. Nar cilde ışıltı verir, domates güneş yanığını engeller.. Pahalı kremler kullanmak yerine doğal yollarla cildinizi genç tutabileceğinizi biliyor muydunuz? Evet, yanlış duymadınız! Birçok besin, içeriklerindeki faydalı maddeler sayesinde genç görünmenize ve kalmanıza yardımcı olur. Hem içinizi hem dışınızı güzelleştirmek için pek çok yol olsa da; şimdilik bu beş besin, kolay ve akıllı bir başlangıç yapmanıza yardımcı olacaktır.

1. Baklagiller, avokado, soya fasulyesi, fındık- fıstık ve yumurta sarısı: Bu besinler biyotin içerir. Biyotin eksikliği ise; cildin kurumasına, saçların ve tırnakların kırılmasına neden olur.

2. Somon: Bu balığa rengini veren madde, cildinize elastikiyet de kazandırır. Ayrıca somon, cildinizin ve saçınızın daha genç ve sağlıklı görünmesini sağlayan tam bir iyi yağ (DHA-Omega 3) deposudur.

3. Yeşil çay:
İçerdiği polifenoller, insanı güneşin zararlarından korur ve vücudu dış etkenlerinden koruyan en önemli bariyer olan epidermisleri güçlendirir.

4. Nar: Epidermisleri güçlendirir. Daha çok kolajen ve cilde ışıltı veren elastinlerin üretilmesini sağlar. Ayrıca, yaraların daha hızlı iyileşmesini sağlayan antioksidanlar içerir.

5. Domates: İçeriğindeki besinler güneş yanığı olmanızı önler. (Yine de güneşe çıkarken 50 koruma faktörlü güneş kremi kullanmayı ihmal etmeyin) Bunun nedeni içindeki likopen olabilir ama yine de aktif içeriği henüz tam olarak bilmiyoruz. Yani, “Domates yerine likopein takviyesi kullansam olur mu?” diye sorarsanız, cevabımız, “Doğal olanı tercih edin” olur.

Kaynak : Günaydın

İnönü panzeri

Beşiktaş, Gençlerbirliği'ni İnönü'de devirdi ve ligde üst üste 4. galibiyetini aldı.

Beşiktaş, Gençlerbirliği’ni İnönü’de devirdi ve ligde üst üste 4. galibiyetini aldı.

Perdeyi Alman yıldız Ernst açtı. Ekrem ve Holosko, son anlarda skoru belirledi. Siyah-beyazlılar bu sezon İnönü’de 18. resmi maçta 15. galibiyetini almayı başardı .

Beşiktaş İnönü Stadı’nda Cumhurbaşkanımız Sayın Abdullah Gül’ü görünce ‘Beşiktaşlılık 106 yıllık güçlü mazisiyle üst bir kimlik” fikri aklıma geldi. Sayın Gül gibi kendisinden önceki Cumhurbaşkanlarımız Sayın Ahmet Necdet Sezer ve Sayın Süleyman Demirel’in de Beşiktaşlı oluşu Siyah-Beyazlı camia açısından bir gurur vesilesi olmakla birlikte, yaşam tonlarında farklılıklar arz eden son üç Reis-i Cumhurumuz’un da “Siyah-Beyazlı renklere gönül vermesi” ve onun altında birleşmesi Türkiye için önemli bir fotoğraf arz ediyor. Tribünler Beşiktaşlı olduğunu bildikleri Sayın Gül’ü bir taraftan “Gönüllerimizin köşküne hoş geldiniz” dev pankartıyla karşılarken diğer taraftan da sitem yüklü tavırlarla “Yeni stada izin versene…” tezahüratını da ihmal etmediler.

Cem Yılmaz'nın korsanına 'Var mısın Yok musun?'

Korsanımız çıkmış Acun

Korsancılar sinema sektörünün ardından yüksek reytingli programların da DVD’lerini piyasaya sürmeye başladı.

İlk olarak Cem Yılmaz’ın yarışmacı olarak katıldığı ‘Var mısın, Yok musun?’un korsan DVD’si tezgahlardaki yerini aldı..Korsancılar her fırsatı değerlendirmeye başladı. Yıllardır sinema piyasasını ele geçiren korsancılar, şimdi de TV dünyasına gözlerini dikti. Ekranlarda yüksek reyting getiren programları hedef belirleyen korsancılar, ilk adımı da Cem Yılmaz’ın katıldığı ‘Var mısın, Yok musun?’ programıyla attı. Cem Yılmaz’ın lösemi hastası Elif için yarıştığı ‘Var Mısın Yok musun?’, yayınlandıktan sonra büyük yankı uyandırmıştı. Herkesi gülmekten kırıp geçiren ve adeta programı bir stand-up şovuna dönüştüren bölüm, günlerce hem gazete ve televizyonlarda geniş yer almış, hem de ünlü yazarların köşelerine konu olmuştu.

Kaçakkent Sultanbeyli’de kaçak inşaat patlaması!

Kaçakkent Sultanbeyli’de kaçak inşaat patlaması!

Seçimler yaklaşırken vatandaş da Belediye de durumdan faydalanma telaşında…

TEM’in içinden geçmesiyle 1980’li yıllarda kaderi değişen Sultanbeyli’nin yüzde 95’i kaçak. Ancak son 5 yıldır çivi bile çakılmayan ilçe, son bir ayda adeta şantiyeye döndü. Belediye ilçede bir ayda 5 binin üzerinde kaçak temel atıldığını tespit etti. Kat eklemelerin ise sayısı ise bilinmiyor.

Yaklaşık 400 bin kişinin yaşadığı ve 170 bin seçmenin bulunduğu Sultanbeyli bundan 30 yıl önce sadece 22 haneli, 104 nüfuslu bir köydü. Ancak TEM Otoyolu’nun köyün içinden geçmesiyle birlikte köyün kaderi değişti. Sivas, Erzurum, Muş, Bingöl, Kastamonu’dan göç edenler ile Sultanbeyli İstanbul’un en önemli göç merkezlerinden biri oldu. 1989 yılında belediyeye kavuşan Sultanbeyli’nin en önemli özelliği ise ‘kaçak kent’ adını taşıyor olması. Çünkü kentin yaklaşık yüzde 95’i kaçak.

Sağ ve sol ilk kez birleşmişti!

Sağ ve sol ilk kez birleşmişti!

Ergenekon, bu milli iradeyi tehlikeli görenlerce yaratıldı.

Şule Perinçek’i röportaj yapmak için aradığımda “Doğu’yla da konuşmak ister misiniz” dedi. Hem cazip geldi hem de göz teması olmadan hiçbir röportajın yeterince gerçek olamayacağını bildiğim için, çok da önemi yoktu. Şule Hanım’ın gözleri daha önemliydi. Zaten öyle de oldu, cezaevinden gelen cevaplar Şule Hanım’ı yenemedi. İşte Perinçekler…

Ümraniye’de bombalar bulunduğu 12 Haziran 2007 günü kortunuz mu?

Korkmadım ama meselenin milli tavrın üzerine gitmek olduğu otaya çıkınca, bunun merkezinde de biz olduğumuz için sürpriz değildi işin bize doğru gelmesi. Sabaha karşı dört gibi geldiler. Can’la ben yalnızdık. Doğu (Perinçek) Ankara’daydı. Aynı anda iki tarafı bastılar. Kapıyı açmadan kimlik görmek istedim. Kapının altından kimliğini atmadı tabii “Yanımızda muhtar var, kapıcının karısı var” dediler. Açtım “Bir dakika bekleyin giyineyim” dedim. Sonra arama emrini istedim. Gittim gözlüğü aldım. Kapıda öyle beklediler. Okudum, yapacak bir şey yok, “Buyrun” dedim. Tek bir şey rica ettim. Evde 10-15 bin kitap var. Ve hepsi bir mantığa göre dizilmiş. Ezbere biliyoruz. Doğu benden “Üçüncü rafın sağ tarafındaki baştan beşinci kitap” diyerek ister kitabı. Ve bunu tekrar dizmek çok zor. Bozmamalarını istedim. “Raf raf bakıp yerine koyun” dedim. Tek tek, sayfa sayfa her şeye baktılar. İçeride parti dosyaları da var. Onlara baktırmak istemedim. Polisin bunlara bakması yasal değil. Parti iç yazışmaları. Ancak Anayasa Mahkemesi kararı olması lazım. “Evde tutmasaydınız o zaman” dediler. Satır satır okudular.