|  Mahmut ÖVÜR 12 Haziran seçimlerinde AK Parti’nin yüzde 50 oy almasında birçok etken var. Başbakan Erdoğan’ın karizması, toplumla kurduğu sıcak diyalog, AK Parti’nin 9 yıllık icraatı, demokratikleşme çabası, darbe girişimleri karşısındaki duruşu ve teşkilatlarının yoğun çalışması elbette etkili oldu. Ancak önemli bir etken daha var; sivil toplumun tercihi ve bu sürece destek vermesi… 1950 seçimlerinden bu yana dönüşüm sağlayan bütün seçimlerde Türkiye toplumu hep “değişim”e oy verdi. Bu kural 12 Haziran seçimlerinde de değişmedi. Bu kritik bir seçimdi ve seçmen eski Türkiye ile Yeni Türkiye arasında bir tercih yaptı. Bu tercihte en etkili yapı ise Gülen Hareketi’ ydi… 
 Ahmet Hakan HALKIN yüzde 50’sinin oyunu almak… – Çok büyük başarı demektir. – Bütün tartışmalara karşın halkın ezici çoğunluğunun teveccühünü kazanmak demektir. – Yapılan hizmetler karşılık buluyor demektir. – Halkın en azından yarısının duygu ve düşünce dünyasında karşılık bulmak demektir. – Halka dokunmak demektir. – Büyük bir kitlenin umudu olmak ve olmaya devam etmek demektir. * * * 
 Mehmet Y. Yılmaz CHP’yi yıllarca yönettikten sonra talihsiz bir kaset olayıyla kenara çekilmek zorunda kalan “eski kurtlar” dişlerini gösterdiler. CHP’nin 12 Eylül’den sonra aldığı en yüksek oyu beğenmiyorlar ve Kurultay istiyorlar. Eski CHP yönetiminin önde gelen isimleri ve eski genel başkan Deniz Baykal, Kemal Kılıçdaroğlu’nun artık inandırıcılığının kalmadığını, çekilmesi gerektiğini söylüyor. Eski tarihli seçim anketlerine bakarak “Ben olsaydım daha çok oy alırdım” diyor. Baykal ve arkadaşlarının bu çıkışlarını partiye dışarıdan bakan bir kişi olarak tebessümle izliyorum. 
 Ahmet Hakan HALKIMIZ ağır sağcıdır abiler… Muhafazakârdır. Hem milliyetçi, hem de mukaddesatçıdır. Ama yine de… Tek başına “mukaddesat”a ya da tek başına “milliyet”e pek yüz vermez. “Mukaddesat” ile “milliyet”i bir arada görmek ister. İkisini bir arada gördü müydü de, hiç çekinmeden hemen basar mührünü bu tadından yenmez yarı kutsal karışıma. 
 Yılmaz Özdil “Benden söylemesi” demiştik. Sıra geldi “e söyledik size”ye… *
AKP’nin 2002’den beri yaptığı en vahim taktik hata, Habur’du. Belki tasarlayarak, belki mecburen ama, vahim hataydı. Subayların içeri tıkıldığı dönemde, PKK’lıların resmi üniformalarıyla Kandil’den inip, adeta kırmızı halıyla karşılanması… AKP’ye oy verenlerin zihninde “ilk kez” tereddütler yaratıyor, “tufaya mı geliyoruz” endişesi hâkim oluyordu.
*
Seçim sonuçlarını noktasıyla virgülüyle bilen Adil Gür, dün açıkladı… Habur’dan sonra, AKP erimiş, yüzde 32’ye inmişti. Buna mukabil, CHP aniden 28’e, MHP 18’e fırlamıştı. 
 Mehmet Y. Yılmaz MEMLEKETİMİZE hayırlı olmasını diliyorum. Bir seçim daha yaptık ve AKP halkımızın yarısının oyunu aldı, Başbakan’ı ve siyaset arkadaşları kutluyorum. Elbette bu seçim sürecinde bana bol miktarda mektup yollayıp AKP’nin seçimi kazanacağını ve benim moraracağımı söyleyenleri de kutlarım. Bugün sabah ortaya çıkan tabloda Başbakan’ın etrafında “Padişahım çok yaşa” diye bağıracak hayli kalabalık sayıda insan olacaktır. Ben ise öbür taraftayım: “Mağrur olma sultanım, senden büyük Allah var” demesi gerekenlerden! 
 Sabahattin ÖNKİBAR Evet AKP büyük bir ekseriyetle yine tek başına iktidar… Peki ama AKP 9 yıllık doğal yıpranmışlığına ve var olan berbat ülke tablosuna rağmen bu sonucu nasıl mı elde etti? 1) Bu seçimde kesin olarak teyit görmüştür ki AKP soldan değil sağdan yıkılabilir. Türkiye’de onlarca yıldır solun oyu yüzde 30-35’ler civarıdır ki bunun tek istisnası 1977’de Ecevit’in aldığı yüzde 42 oydur. Dolayısı ile AKP’nin soldan yıkılması eşyanın tabiatı gereği mümkün değildir. CHP aslında çoğu zaman kendi doğal oyuna yaklaşmaktadır ki bu seçimde de yaklaşmıştır. Var olan eksilme eskiden CHP’ye oy veren sosyal demokrat Kürt oylarının şimdi BDP’ye kaymasıdır. Dolayısı ile AKP’yi alaşağı etmenin yolu merkez ile muhafazakar sağ’da AKP’den oy alabilecek sağlıklı yapılarla mümkündür. 
| |