| 
 Can Ataklı Tüm Türkiye PKK saldırıları, Suriye’nin uçağımızı düşürmesi gibi olaylarla ilgilenirken hükümet sessiz sedasız 1000 ‘mele’nin atamasını yapıverdi. On binlerce öğretmen atanmak için beklerken Diyanet üzerinden yapılan atamalarla bu yılın mele açığının bir bölümü karşılanmış oldu. Meleler, diğer adıyla ‘molla’lar halka daha iyi bir din eğitimi vermek üzere görev yapacak. Elbette halkın din eğitimi ihtiyacı varsa, bazı yöntemler kullanılacaktır. Ancak 5 bin 800 adayın katıldığı sınavlardan sonraki açıklamalar “mele açılımının” aslında neyi amaçladığını da gözler önüne seriyor. 
 Güngör Uras Ben tarihin yalancısıyım… Epeiros Kralı Neoptolemos paraları tüketmiş. Harp edecek hali kalmamış. Rakibi Sardes Kralı Malenkomos krala haber göndermiş. “Kraliçe ile bir gece birlikte olmama imkân verseler onları altına boğabilirim” demiş. Neoptolemos, “Ahlaksız Malenkomos… Bizi ne zannediyor” diyerek küplere binmiş. Sardes Kralı bir haberci daha yollamış, “Ama“ demiş. ”Bir gece için 10 bin altın sikke verebilirim.” Epeiros Kralı ve Kraliçe düşünmüşler, taşınmışlar… Bu para ile Epeiros Krallığı kurtulacak… ”Evet” demişler… Sormuşlar, “Ne zaman?” Sardes Kralı cevaplamış: “Hiçbir zaman… Benim niyetim yok. Sadece fiyat öğrenmek istedim.” 
 Nihat Genç ABD ,TSK’nın ipini nasıl çekti Son PKK saldırısından sonra yazılanları okuyoruz, hangi görüşten olursa olsun hepsinin mutabakata vardığı bir nokta var, bir Türk Ordusu’nun varlığından söz ediliyor. Ergenekon ve Balyoz ve Kozmik Oda arama süreçlerini bu ülke beş seneye yakın hiç yaşamamış gibi hala bir Türk Ordusu’nun varlığından söz edilmesi oyun gibi şaka gibi. Ee orada ne yapıyorlar derseniz siz gazetelerinizde nasıl ekmek parasına her şeye sessiz kalıyorsanız onlar da orda ekmek parasına. 
 The Borgias ta Fransa Kralı (altta), Napoli Kralı nın (sağ üst) işkence masasını görmese oğlu Napoli Prensi ni (sol üstte) aynı yöntemle öldürür müydü Yeni iktidar bir barış iklimi oluşturma imkanını ve eskiyle demokratik ve ahlaki bir yüzleşme fırsatını, büyük oranda yitirmişse bile, yine de geç kalınmış sayılmaz. Tevfik Fikret misali, 150 yıldır “elbet sabah olacak” beklentisi ile yaşıyoruz. İmparatorluktan Cumhuriyete geçiyor, olmadı birinci Cumhuriyetten ikincisine kürek çekiyoruz. Fakat devlet iktidarı bir türlü demokratikleşmiyor. Zira, Türkiye ’deki her siyasal eylem, bir demokratik kamu alanını değil, bir cemaati inşa ediyor. Daha doğrusu, her siyasal eylemde devlet iktidarı bir cemaatleşmenin alanı haline geliyor. Böylece, başkalarının siyasal eylemini ve varlığını gayrimeşru haline getirirken, kendilerini tek meşruiyet referansına dönüştüren ve “hiçbir şeyi değiştirmemek için her şeyi değiştiren” politik aktörlerle karşı karşıya kalıyoruz. 
 Hasan Cemal Varsa yoksa başkanlık sistemine ya da ‘başkan babalığa’ dönük hesaplar, öyle mi?.. Sayın Başbakan, kim bilir, belki de aslınıza dönüyorsunuz veyahut genlerde zaten mevcut milliyetçilik ve muhafazakârlık, demokrasi ve özgür düşünceyi arka plana itiyor. Tayyip Erdoğan, maşallah, Zaloğlu Rüstem gibi. Elinde koca bir pala, ya Allah bismillah deyu, durmadan her yana sallıyor kelle almak için… İyi ki son haftalarda denizlerdeydim. Yoksa arada benim kelle de kazaya gidebilirdi. Sayın Başbakan; Ne bu şiddet, bu celal?.. Dilin kemiği yoktur ama bu kadarı da olmaz. Eskilerin bir sözü vardır, “Ağız torba değil ki büzesin” derler. 
 Mehmet Y.Yılmaz FAZIL Say, Twitter’da yazdığı bir mesaj nedeniyle yargıç karşısına çıkacak. “Halkın bir kesiminin benimsediği dini değerleri alenen aşağılama” suçlamasıyla 1,5 yıla kadar hapis ile cezalandırılması isteniyor.
Fazıl Say’ın yazdığı şey Ömer Hayyam’a ait olduğu iddia edilen bir dörtlük. Onun mudur, ona mı mal edilmiştir, bilemiyorum, ayrıca bunun bir önemi de yok.
“Halkın bir kesiminin benimsediği dini değerleri alenen aşağılama suçu”, bu topraklarda her gün işleniyor.
Ve bu bir suç ise “suç” hiçbir şekilde takip de edilmiyor. 
 Mehmet Tezkan Bir ülke düşünün.. Ülkenin en önemli meselesi için.. Ana muhalefet lideri, tek başına iktidar olan partinin liderinden randevu istiyor.. 30 yıldır gözyaşı döktüğümüz konuda.. 30 bin, belki de 40 bin kişinin öldüğü meselede.. Muhalefet lideri akan kanı durdurmak yolunda çözüm planım var diyor; memlekette yaprak kımıldamıyor.. Heyecan fırtınası esmiyor.. Medya büyütmüyor, önemsemiyor.. Sıradan bir işmiş gibi davranıyor.. 
| |