|  Yılmaz Özdil Demiryolları Almanlarındı. İngilizler, Fransızlar işletiyordu.
İşletme lisanı, Fransızcaydı.
Meslek, Türklere kapalıydı.
Hatta, imtiyazlar, ödenen paralar kesmemiş, Alman demiryolu mühendisi, ray döşüyoruz ayaklarıyla Zeus sunağını araklamıştı;
memleketi söğüşlüyorlar,
inek gibi sağıyorlardı. 

 Ali Rıza İlgezdi R. T. ERDOĞAN ve takımı her ağzını açtığında CHP’ye vurmayı iktidarının zorunluluğu olarak görüyor. Her konuşmasında anlamlı anlamsız her noktada (CeHaPe) zihniyetinden ve (CeHaPe) zihniyetinin bu ülkede taş üstüne taş koymadığından dem vuruyor. Aslında aklından geçen hesaplaşmak istedikleri Atatürk, Cumhuriyet ve 1923 Devrimi. Atatürk’ün kurduklarını 10 yılda sata sata bitiremeyenlerin amacı bu. Şimdi çok ayrıntıya girmeden CHP döneminde (1923 – 1950) kurulanları sayalım bakalım ne diyecekler… 

Uğur Dündar, metro açılışında medyaya yüklenen Erdoğan’a Oslo pazarlığını sordu. Sözcü yazarı Uğur Dündar, metro açılışında medyaya yüklenen Başbakan Erdoğan’a çarpıcı bir soru yöneltti! SIRA ATATÜRK’E Mİ GELDİ? İstanbul’da Kadıköy-Kartal Metrosu‘nun açılışını yapan Başbakan Erdoğan’ın hedefinde yine medya vardı. Son günlerde artan terör saldırılarına değinirken medyaya yüklenip “Kimden yanasınız? PKK terör örgütünden yana mısın, yoksa bu milletten yana mısın?” diye sordu, habercilik dersi verdi. 
 Fatih Altaylı BAŞBAKAN Erdoğan, dün yine kendi yaptıklarını överken, geçmişi, uzak geçmişi “öfkeyle” ve “beğenmezlikle” yâd etti. 10. Yıl Marşı’ndaki “Demirağlarla ördük ana yurdu dört baştan” cümlesine atıfta bulundu. O dönemde hiçbir şey yapılmadığını ima ederek “Neyi ördünüz?” diye sordu. Kendi dönemlerinde çok daha fazla şey yapıldığını ima etti, ima etmedi, söyledi. Sonraki dönemlerde yapılanlara veya yapılmayanlara söz söyleme hakkı elbette var. Türkiye’nin çok zaman kaybettiği, 1950’lerden başlayarak çok hatalı işler yaptığı, ivmesini yitirdiği doğrudur. 
Erdoğan; “Müslümanların tek ibadet yeri camidir” dedi.
Camiyi putlaştırırken İslam’a da iftira etti. Beyler ve bayanlar; Hrıstiyan kilisede ibadet eder, Museviler Havra’da. Oysa Müslümanlar pis olmayan her yerde ibadet edebilir. Yani; “Allah bütün yeryüzünü Müslüman’a mescit kılmıştır.” Müslüman’ı ve ibadetini cami ile sınırladığınız an o camiyi kilise veya havralaştırmış olursunuz. 3 Bakanlık bütçesine sahip Diyanet İşleri Başkanlığı ile zaten Ruhban sınıfı yarattınız. 
 Cüneyt Özdemir Tüm Türkiye’nin duygularının tavana vurduğu anda sporcularımızı tebrik eden telefonu Başbakan’ın bir siyasetçi olarak rakiplerine müthiş bir çalımıydı. Hasret kaldığımız bir yarışı gözyaşları içinde izledik. Olimpiyatlarla ilgili bugüne kadar ne kadar hayal kırıklığımız varsa Aslı ile Gamze’nin adımları aldı götürdü bizden. Ne kadar susamışız başarıya, ne kadar özlemişiz yarışı bırakmayan, arkadan son 30 metrede depar atıp öne geçen Türk kadınını seyretmeyi. Bu ilhamı ve güveni tüm atletlerimize aşılayan Süreyya Ayhan’a selam olsun. Olimpiyatlarda tam da yelkenlerin suya indirildiği bir anda 1500 metre yarışının finali hepimizin belleğinde silinmeyecek bir yer edindi. TRT spikerinin müthiş içten anlatımı tüm Türkiye’yi gecenin bir yarısı ayağa kaldırdı. 
 Cüneyt Özdemir Hiçbiri derinlikli stratejinin birer ürünü değilmiş gibi Davutoğlu kalkmış Arakan’daki Müslümanlara yardım etmeye gidiyor. Arakan’a giden uçağın içinde Dışişleri Bakanı Ahmet Davutoğlu’nun her zamanki derinlikli stratejisine ait sözcükler gevelediğini görünce insan kendini gülmekten alamıyor. Dışişleri Bakanı’nın öylesine derinlikli bir stratejisi var ki neye dokunsa ortalık toz duman oluyor. Biliyorsunuz bu derinlikli strateji geçen günlerde Irak ziyaretinde gizlice Kerkük’ü ziyaret etmişti. Irak hükümeti öylesine sert ve net bir tepki gösterdi ki Dışişleri Bakanı Irak’ta tutuklanmaktan son anda kurtuldu. Hariciye, olayı sert bir notayla atlattı. 
| |