|  Erdoğan Aydın Memleket gözü kara bir kararlılıkla başkanlık referandumuna sürükleniyor. Ve işte bu ortamda Türk lirası, memleketin birikimlerini hızla tüketerek toplumu yoksullaştıran sistematik değer kaybına uğruyor. Dolara karşı 2015’de yüzde 25, 2016’da yüzde 21 olan bu değer kaybı, 2017 yılının 11 gününde ise adeta dizginlerinden koparak yüzde 9,4’e fırlamış bulunuyor. (Mahfi Eğilmez) Türk Lirası’nın, “kırılgan beşlinin” diğer ülkelerinden ve Trump’ın alenen hırpaladığı Meksika’dan bile açık ara farkla sergilediği bu değer kaybı, izlenegelen politikalar çerçevesinde Türkiye ekonomisinin dikiş tutamaz hale geldiğini gösteriyor. Merkez Bankası’nın, finansal sisteme yaklaşık 1,5 milyar Dolar ilave likidite sağlayacağı belirtilen müdahalesinin de hiç bir işe yaramamış olması vahametin bir diğer göstergesi. 
 Mehmet Tezkan 21 maddelik anayasa değişikliği komisyonda görüşülüyor.. Tümü üzerinde görüşmeler bitti, maddelere geçildi.. Her madde için kim ne düşünüyor.. Kim neyi savunuyor.. Kim neden karşı çıkıyor; göreceğiz, bileceğiz, anlayacağız.. *** Kulislere sızan haberlere göre iki değişikliğe itiraz ediyorlarmış.. Biri yedek milletvekilliği.. Öteki milletvekili yaşının 18’e indirilmesi.. 
 Levent Gültekin Erdoğan muhalifleri derken Erdoğan’ın uyguladığı politikaların ülkeyi bir felakete sürüklediğini söyleyen, bundan dolayı gidişattan endişe duyan, bir şey yapılması gerektiğini düşünen AK Partili, CHP’li, HDP’li, MHP’li herkesi kastediyorum. Yazarlar, gazeteciler, aydınlar, siyasetçiler, kanaat önderleri… topluma, ülkeye karşı sorumluluk taşıyan herkesin bir noktaya dikkatini çekmek istiyorum. Yazarak, konuşarak, kınayarak, “Yanıyoruz, bitiyoruz, çöküyoruz, felakete sürükleniyoruz…” diye feveran ederek gidişatı durduramadığımız artık belli. Büyük bir kısır döngüde kilitlenip kaldık. Önümüzde iki yol vardı: Birincisi itirazlarımızla, eleştirilerimizle iktidarı uyguladığı yanlış politikalardan döndürmek. Diğeri ise halkın iktidara ilgisini, desteğini azaltmak. 
 Levent Gültekin Her terör saldırısı ardından özellikle sosyal medyada “Terörü kınadın mı kınamadın mı?, “Niye kınamıyorsun?”, “Niye teröristleri değil de iktidarı eleştiriyorsun?”, “Niçin böyle bir günde teröristlere bir sözünüz olmuyor?” soruları etrafında büyük bir tartışma yaşanıyor. İktidar mensupları kınayarak, meydan okuyarak, terörü bitireceğini sanıyorlar. Sanırım herkes onlar gibi kınarsa teröristlerin bundan çekinip canlı bomba olmaktan vazgeçeceğini düşünüyorlar. Hem üstlendikleri işin sorumluluğunu yerine getirmiyorlar hem de bunu hatırlatanları teröre destek olmakla, terörün yanında durmakla itham ediyorlar. Bunu o kadar pervasızca yapıyorlar ki, sanki tüm bu yaşadığımız felaketlerde onların hiç sorumluluğu yok, bütün suç iktidarı eleştirenlerdeymiş gibi bir de üste çıkıyorlar. 
 Hidayet Şefkatli Tuksal Hidayet Şefkatli Tuksal* Gene bir sürü ocağa ateş düştü… Biz dışarıdan ne kadar üzülürsek üzülelim, hiç birimiz o ateşin yakıcılığını, o ateşle yananlar kadar bilemeyiz. Allah sabırlar versin diyorum. Fidan gibi evlat kaybetmek, hiç de kolay bir şey değil… Ya o gencecik kadınlar, şehit polis eşleri… Hayatlarının baharında yaşadıkları bu kayıpla nasıl başa çıkabilecekler, söyleyebilir misiniz? Daha ölüm diye bir şeyin ne olduğunu bilemeyecek, anlamlandıramayacak kadar küçücük o çocuklar… Nasıl alışacaklar babalarının yokluğuna, artık eve gelmeyeceğine, onları bir daha sevip okşayamayacağına… 
 Levent Gültekin İktidar mensupları 17/25 Aralık olaylarında iktidara karşı tavır alanlardan özür bekliyorlar. Evet yanlış duymadınız. Yaptıkları yolsuzlukları, kutular içinde dağıtılan rüşvetleri, aldıkları kol saatini, telefondaki rüşvet pazarlıklarını sorun eden, bunların açıklığa kavuşturulmasını isteyen, varsa yolsuzluk yapanların yargı önünde hesap vermesini savunanlardan özür bekliyorlar. Hem de en küçük bir mahcubiyet duymadan, yüzleri kızarmadan. 17/25 Aralık’ta iktidarın kimi mensuplarının yaptığı yolsuzlukları bahane ederek iktidarı yıkmaya çalışan bir grup vardı. Bu konuda kimsenin şüphesi yok. 
 Levent Gültekin Berbat haldeki eğitim sistemini düzeltecek projeleri var da uygulamak için sanki mevcut sistem engel çıkarıyor. Üretimi artıracak, ekonomiyi canlandıracak, yoksullukla boğuşan 40 milyon insanın refah seviyesini yükseltecek projeleri var da sanki sistem izin vermiyor. Dünyada saygın, ağırlığı olan bir dış politika izleyecekler de sanki sistem buna engel oluyor. Her gün onlarca genci toprağa veriyoruz. Sorunu çözüp, bu çocukların ölümünü engelleyecek işler yapacaklar da sanki sistem engel çıkarıyor. Herkese eşit adalet dağıtan bağımsız bir yargı tesis edecekler de sanki sistem buna uygun değil. 
| |