| 
‘Ben, askerle polis arasındaki kavgadan çok korkarım. Böyle bir kavga çatışmaya gider’ Üç darbe görmüş, Yassıada’da avukatlık yapmış, pek çok darbe teşebbüsüne bizzat tanık olmuş biri olarak Hüsamettin Cindoruk, “Herkesi bir parti lideri olarak değil, ağabey olarak uyarıyorum. Devletin çivisi çıktı ve yerine çakacak kimse yok!.. 

İşadamı Cem Boyner: Bu kavga henüz devletle Kürtlerin kavgasıyken hemen sona erdirilmeli. Türklerle Kürtlerin kavgası haline gelmeden, kardeşlik mayamız bozulmadan hemen bitmeli. Türk Sanayici ve İşadamları Derneği’ne, 1989 yılında başkan olduğunda 34 yaşındaydı. Turgut Özal iktidardı. Başkanlığı döneminde “iktidarın icraatlarını” sert bir dille eleştirdi. Özellikle dönemin yönetim anlayışı için kullandığı “Kleptokrasi” (hırsızlar yönetimi) tanımı uzun süre tartışılmıştı. Siyaset konusunda konuşmalarına tepki gösterenlere ‘TÜSİAD, Kanaryaseverler Derneği’ değil” mesajını veren de oydu. 
Milli Savunma Bakanı Vecdi Gönül telefonla aradı. Emniyet teşkilatındaki tasfiyeler konusunda bazı bilgiler verdi. Telefonu kapattıktan sonra aklıma iki emniyet görevlisi geldi: Biri Nakşibendi’ydi, diğeri ise Yahudi… En iyisi birbirine hiç benzemez gibi görünen bu olaylar dizisini baştan anlatayım…
BU hafta bu sayfada, liberallerin çok sevdiği, feyz aldığı senarist-yazar Ayn Rand hakkında bir yazı kaleme alacaktım. Tam yazıya oturacaktım ki, Milli Savunma Bakanı Vecdi Gönül telefonla aradı. Arama sebebi, “Bu Dinciler O Müslümanlara Benzemiyor” kitabımdaki bir yorumumla ilgiliydi. 

 Yavuz OĞHAN - CNN TÜRK Haber Koordinatörü Başbakan Recep Tayyip Erdoğan’ın Washington ziyaretine ne damgasını vurdu? Başbakan ile Obama’nın gülen yüzleri mi? Birbirlerine ve yönettikleri ülkelere dizdikleri övgüler mi? Görüşmenin beklenenden çok daha uzun sürmesi mi? Bugüne kadar “seyahate ne damgasını vurdu?” sorusuna üstteki maddelerden birini koymak mümkündü; ama bugün ortaya çıktı ki o damgayı Büyükelçi Nabi Şensoy istifası ile vurdu. Türkiye’nin Washington Büyükelçisi Nabi Şensoy, AK Parti yönetimine mesafeli duruşu ile bilinen bir isim. Aynı zamanda emekliliği de yaklaşan bir isim… 

 Fikret Bila Yargıtay Cumhuriyet Başsavcısı Abdurrahman Yalçınkaya’nın, dinleme olaylarını siyasi partiler hukuku açısından incelediklerini açıklaması tartışmalara neden oldu. Başsavcı Yalçınkaya’nın karar işlem ve eylemleri Anayasa’nın 68. maddesinin 4. fıkrasında yer alan hukuk devleti ilkesine aykırı olup olmadığını saptamak için başlattığı incelemenin bir kapatma davasıyla sonuçlanıp sonuçlanmayacağı tartışmaların odağını oluşturuyor. 
 Hasan Pulur BUGÜN Cumhuriyet Bayramı, su yüzünde de olsa, su altında da olsa cumhuriyetin kuruluşu tartışılacaktır. Ne denecektir: “Cumhuriyet demokrasiyle, demokratik yöntemlerle kurulmadı…” İyi ki kurulmadı! 1923’te ortaya iki sandık koyacaksın, birinin üzerinde şeriat, diğerinin üzerinde cumhuriyet yazılacak, halka “Git bu sandıktan birine oy at!” diyeceksin… 

 Yalım Eralp Kabul edelim ki “Kürt meselesini” Hükümetlerimiz ve kurumlarımız uzun süredir ardı ardına yaptıkları yanlışlarla yarattılar. Devlet uzunca bir süre Türkiye’de Kürt olmadığını iddia etti, Kürt kimliğini tanımadı. Kelimeyi telaffuz dahi yasaktı. Ama komiklikler de olmuyor değildi. Kuzey Irak’takilere Kürt denilirken sınırı geçince Kürtlerin adeta yok olduklarını varsayıyorduk. Bu inkar sürecini kısaca görmek ve tabloyu ortaya çıkarmakta yarar var. Her şeyden önce Kürt sorununun sorun olmasını engelleyebilecek bir madde Lozan Antlaşmasında vardı. Azınlıklar ile ilgili 37-44 üncü maddeler arasında bir tanesi önem taşır. Bu maddelerin hepsi azınlık haklarından bahsederken bir tanesi her Türk vatandaşı diyordu. Maddeyi aynen hatırlamakta yarar var. 
| |