‘Hayır, Atam, hiç şaşırmadık…’

Hasan Pulur

BUGÜN Cumhuriyet Bayramı, su yüzünde de olsa, su altında da olsa cumhuriyetin kuruluşu tartışılacaktır.

Ne denecektir:

“Cumhuriyet demokrasiyle, demokratik yöntemlerle kurulmadı…”

İyi ki kurulmadı!

1923’te ortaya iki sandık koyacaksın, birinin üzerinde şeriat, diğerinin üzerinde cumhuriyet yazılacak, halka “Git bu sandıktan birine oy at!” diyeceksin…

Sandıklardan ne çıkar?

Temelinde laiklik olan cumhuriyet mi kazanır, yoksa “halife” destekli şeriat mı?

Hem söyler misiniz, tarihte hangi devlet “sandık tercihi” ile kurulmuştur.

* * *

ŞÖYLE derler:

“1923 cumhuriyeti, iktidarı Osmanlı hanedanından almış ama, halka değil, bürokratik oligarşiye teslim etmiştir.”

Doğrudur, ya kime teslim edecekti?

Soru ve sorun budur.

Cumhuriyeti kuranlar, kurduklarını kime teslim edebilirlerdi?

“Cumhuriyet” adı verilen her rejimin laik olması gerekiyor, lakin Türkiye Cumhuriyeti, eğer demokrasiyle yönetilecekse, laik olmak zorundadır.

Laiklik, Türkiye Cumhuriyeti’nin “olmaz ise olmaz” kuralıdır.

* * *

CUMHURİYET ve demokrasi…

Birbirlerine karşı değil, birbirlerini tamamlarlar.

Önemli olan, demokrasiden ne anladığımızdır.

Bakın Atatürk ne anlıyordu?

“Demokrasi prensibinin en çağdaş ve mantıklı uygulanışını temin eden hükümet şekli, cumhuriyettir.

Cumhuriyette meclis ve cumhurbaşkanı ve hükümet başkanı halkın hürriyetini güvenliğini ve rahatını düşünmek ve temine çalışmaktan başka bir şey yapmazlar. Çünkü bunlar, bilirler ki, kendilerini, iktidar ve salahiyet mevkiine, belirli bir zaman için getiren irade ve hâkimiyetin sahibi olan millettir ve yine, bunlar bilirler ki, iktidar mevkiine saltanat sürmek için değil, millete hizmet için getirilmişlerdir. Millete karşı vaziyet ve vazifelerini suistimal eyledikleri takdirde, şu veya bu tarzda milli iradenin, kendi haklarında bile tecellisine maruz kalabilirler. Millet tarafından, millet namına devleti idareyle görevli bulunanlar için, icabında, millete hesap vermek mecburiyeti, laubalilik ve keyfi hareketle telif kabul edemez.“

Hele şu son cümle:

“Millete hesap vermek mecburiyeti, laubalilik ve keyfi hareketle telif kabul edemez.”

Laubalilik ve keyfi hareket…

Atatürk bugünlere damga vurmuş…

* * *

ATATÜRK bugünleri de 1927’de görmüş ve Meclis’te tutanaklara geçirmiştir:

“Gelecek kuşakların, Türkiye’de cumhuriyetin ilanı günü ona hiç acımadan saldıranların başında, cumhuriyetçiyim diyenlerin yer aldığını gördükleri zaman şaşacaklarını hiç sanmayınız! Tersine, Türkiye’nin aydın ve cumhuriyetçi çocukları, böyle cumhuriyetçi geçinmiş olanların gerçek inanışlarını irdeleyip saptamakta hiç de güçlük çekmeyeceklerdir.”

Hayır, hiç şaşırmadık, Atam, şaşırmayacağız da…

Cumhuriyet Bayramımız kutlu olsun…

Hasan Pulur – Milliyet

Bu konu hakkındaki yorumunuz

  

  

  

Diğer sounçlar..

Generic selectors
Exact matches only
Search in title
Search in content
Post Type Selectors
Filter by Categories
BİLİM VE TEKNOLOJİ
DÜNYA
DW HABER
EKONOMİ
GÜNDEM
KÖŞE YAZILARI
KÜLTÜR & SANAT
MEDYA & MAGAZİN
SAĞLIK
SPOR
YOUTUBE