Lokmacı için geri sayım

fft17_mf13370.jpg

Kıbrıs’ta Türk ve Rum tarafları adanın bölünmüşlüğünün en önemli sembollerinden biri olan Lokmacı Barikatı’nın, 40 yıl aradan sonra geçişlere tekrar açılması için harekete geçiyor.
Lefkoşa Türk Belediyesi Başkanı Cemal Bulutoğulları ve Lefkoşa Rum Belediye Başkanı Eleni Mavru, dün Ledra Palace Oteli’nin bulunduğu ara bölgedeki “Chateau Status” Restoran’da bir araya gelerek kapının açılmasıyla ilgili teknik konuları konuştular. İki belediye başkanı, belediyeler olarak teknik konularda bir sorunlarının olmadığını, kapının açılmasıyla ilgili tarihin liderler tarafından belirleneceğini söylediler. Belediye başkanlarının yemekli toplantısına Rum Kesimi Slovak Büyükelçisi Anna Turenicova da katıldı.
Kıbrıs’taki BM Barış Gücü Sözcüsü José Diaz da Lokmacı Barikatı’nın geçişlere hazırlanması için çalışmalara yakın zamanda başlanacağını açıkladı.  Diaz, geçiş noktasında çalışmaların üç aşamada olacağını, çalışmalara başlama tarihinin de önceden açıklanacağını bildirdi. İlk iki aşamada kapalı durumdaki cadde üzerinde ve bölgedeki patlamamış mayın ile patlayıcı maddelerin temizleneceğini ve bölgede yıkılma tehlikesi bulunan binaların sağlamlaştırılacağını kaydeden Diaz, bu çalışmaların 10-15 günlük bir zaman alacağını belirtti. Üçüncü aşamada ise bölgedeki binaların restore edileceğini bildiren Diaz, bu aşamanın uzun vadeli bir çalışma olduğunu vurguladı.
Bu arada KKTC Cumhurbaşkanı Mehmet Ali Talat, BM’nin, Lokmacı Barikatı’nın 31 Mart civarında açılmasını istediğini söyledi. Talat, AB Komisyonu’nun Genişlemeden Sorumlu Üyesi Olli Rehn’in de açılışta bulunabileceğini bildirdi.

Biri düşüncenizi okuyabilir!

4938thinkb.jpg

ABD’li bilimadamları, düşünceleri okuyabilen bir cihaz geliştirdiklerini açıkladı.

ABD’de bulunan Carnegie Mellon Üniversitesi’nde görevli uzmanların geliştirdikleri cihaz, insanların farklı şeyler hakkında düşündüklerinde beyinlerinin farklı bölgelerinin harekete geçmesi ve bu hareketlerin gelişmiş bir MR tarayıcısıyla tespit edilmesi prensibiyle çalışıyor.

Cihazın üretilmesi sürecinde 10 farklı resmin deneklere gösterildiğini ve bu resimlerin deneklerin beyninlerinde yarattığı tepkilerin bir bilgisayar programı yoluyla kaydedildiğini belirten uzmanlar, daha sonra bu 10 resimden birisini düşünmesi istenen herhangi bir kişinin hangi resmi düşündüğünün bu program yardımıyla anlaşılabildiğini aktardı.

Farklı kişilerin aynı şeyleri düşündüğünde beyinlerinin benzer tepkileri gösterdiğini kaydeden uzmanlar cihaz sayesinde resimler arasında yer alan bir çekicin “biçimi” ya da “kullanımı” gibi birbirine çok yakın düşüncelerin bile ayırtedilebildiğini vurguladı.

Cihazın şu anda sadece 10 resim ile ilgili düşünceleri tanıyabilmesine rağmen “çığır açıcı” nitelikte olduğunu kaydeden uzmanlar, yakın bir zamanda kelimeleri ve duyguları okuyabilecek daha gelişmiş bir cihazı geliştireceklerine emin olduklarını söylediler. Uzmanlar cihazın, çevrelerini farklı bir şekilde algılayan otistiklerin beyin yapısını keşfetmekte ve tedavi etmekte de kullanılabileceğine dikkat çektiler.

Baba Zula’dan Japon halayı!

Baba Zula, elektro saz, kaşık, darbuka ve makineleri kullanarak üç kişilik ekibiyle sahnede harikalar yaratırken, ilginç kostümlü dansözleri, canlı çizim tekniği ile de sıradışı sahne şovları hazırlıyor.

Halk müziğinden yola çıkan topluluk, müziklerini İstanbul şehir kültürü ile harmanlayarak kendilerine özgü bir tınıya ulaşıyor. “Kökler” isimli son albümleriyle 11. yılını deviren Baba Zula’nın Türk işi kara mizahın ağırlığını hissettirdiği  parçaları ile Japon halayı, beraber oyun havaları ve solo şarkılara tanık olacaksınız… Grup, 27 Mart akşamı saat 21.00’da Babylon’da olacak. Bilet fiyatları 15 ve 25 YTL.

‘En İyi Erkek Oyuncu’: Şener Şen

Türkiye Sinema ve Audiovisuel Kültür Vakfı (TÜRSAK) ile Beyoğlu Belediyesince düzenlenen “Yeşilçam Ödülleri”, Kültür ve Turizm Bakanı Ertuğrul Günay’ın katıldığı törenle sahiplerine verildi.

Lütfi Kırdar Uluslararası Kongre ve Sergi Sarayı’nda gerçekleştirilen ve İstanbul Büyükşehir Belediye Başkanı Kadir Topbaş’ın da aralarında bulunduğu çok sayıda davetlinin katıldığı törende konuşan Ertuğrul Günay, geçmiş ile bugün arasında bağ kurmanın güzelliğini öğreten bir akşam yaşadıklarını dile getirdi.

Günay, Türkiye’de ilk kez, sinema alanında bir ödüle “Yeşilçam” adının verildiğine dikkati çekerek, “Yeşilçam zaten Türk sinemasıyla özdeşleşmiş bir isim. Dolayısıyla bu çok doğru bir seçim” dedi.

Yeniden “Sakıncalı Piyade”

Uğur Mumcu’nun “Sakıncalı Piyade”si, 28 ve 29 Mart’ta saat 20.30’da Su Gösteri Sanat Sahnesi’nde seyirciyle buluşuyor.

Uğur Mumcu’nun 12 Mart döneminde yargılandığı davaların mahkeme tutanakları kaynaklığında yazılan oyun, bu açıdan belgesel özelliği de taşıyor.  “Sakıncalı Piyade”, oyunda da anlatıldığı gibi, Uğur Mumcu’nun askerlik hizmetini yaparken “kötü hal ve düşünce sahibi” diye suçlanarak er çıkarılması sonucu kendisine hediye edilmiş bir sıfat.

Uğur Mumcu bu sıfatı, 12 Mart muhtırası ile birlikte değişen siyasi hayatın ülke aydınlarına yaşattığı trajikomik olayları anlattığı kitabına verdi. 1978 yılında ise, 12 Mart Muhtırasının etkilerinin hala sürdüğü bir dönemde, Rutkay Aziz ile birlikte kitabını oyunlaştırdı ve oyun Ankara Sanat Tiyatrosu tarafından sahnelendi… 2008 yılına geldiğimizde ise Su Gösteri Sanatları Sahnesi, “Katledilişinin 15. yılında Uğur Mumcu’ya saygıyla, yeniden Sakıncalı Piyade” diyor. Bilet fiyatları tam 20 YTL, öğrenci 15 YTL.  (0212) 621 45 52

Sosyal güvenlikte uzlaşma

fft22_mf13327.jpg

Yasadan önce 1 gün dahi sigortalı olan kârlı çıkacak.
Sosyal güvenlik yasa tasarısı için bir araya gelen Bakanlık ile sendika yöneticileri, prim gün sayısının 9 binden 7 bin 200’e düşürülmesini kararlaştırdı. 65 yaş emeklilik, fiili hizmet zammı ve güncelleme kat sayısında ise anlaşılamadı.

Sosyal güvenlik yasa tasarısında Çalışma Bakanlığı ile sendikalar arasında geçen haftadan bu yana süren uzlaşma turları kısmi mutabakatla sonuçlandı.

Bir anda yok olan insanlar ..

Başkalarının gözleri önünde yok oldular. Medyaya malzeme oldular ama esrarları hala çözülemedi.

Kenya’daki Rudolf Gölü’nün ortasında “Envitened Adası” bulunuyor. Yerel kabile “Dönüşü Olmayan Ada” diyor. Yerel halk bu adada yaşamıyor. Cünkü inançlarına göre ada, lanetli bir yer.

İngiliz araştırmacı bilim kadını Vivian Fush 1935’te adayı incelemek üzere Kenya’ya gitti. Ekibinden iki kişi Martin Sheflis ve Bill Dayson adaya gittiler. 15 gün sonra hala dönmemiş olan iki araştımacıyı bulmak için adaya hareket eden bir kurtarma ekibi, iki araştırmacıdan tek bir iz bile bulamadan döndü.

Diğer sounçlar..

Generic selectors
Exact matches only
Search in title
Search in content
Post Type Selectors
Filter by Categories
BİLİM VE TEKNOLOJİ
DÜNYA
DW HABER
EKONOMİ
GÜNDEM
KÖŞE YAZILARI
KÜLTÜR & SANAT
MEDYA & MAGAZİN
SAĞLIK
SPOR
YOUTUBE