Çapsızlığı baş tacı etmiş ülke!

Cüneyt Ülsever

Ülkelerin en önemli sermayesi olan “insan sermayesi” 2007’den beri Türkiye’de çapsızlık yarışına çıkmış vaziyette.

Herkes bir adım öne geçip, “esas çapsız benim!” diye haykırmak derdinde.

İnsanlarla özel konuştuğunuzda başka türlü konuşuyorlar, resmi görüşleri sorulduğunda farklı tavır alıyorlar.

İkiyüzlülük hat safhada!

İşin özü şu:

Herkes bir kişiden (Recep Tayyip Erdoğan) çok ama çok korkuyor! İnsanlar var olma mücadelelerini korku üzerine kurunca kendisinden korkulanın zihin haritası ve tarz-ı siyaseti ülkenin zihin haritasını ve vatandaşlarının siyasi tavrını tarif ediyor. 

Gelmiş geçmiş en çapsız Genelkurmay Başkanı kim?

Cüneyt Ülsever

Ahmet Davutoğlu Cengiz Çandar’ın “Cumhuriyet tarihimizin en çarpıcı Dışişleri Bakanı.” (Radikal-04.05.2010) methiyesi ile başladığı kariyerine şimdi Kemal Kılıçdaroğlu’nun “Cumhuriyet tarihimizin en çapsız dışişleri bakanı” saptaması ile devam ediyor.

***

“En çarpıcı-en çapsız” döngüsü üzerine sürdürülen tartışmalar bana da son günlerde “acaba gelmiş geçmiş an çapsız Genelkurmay Başkanı kim?” sorusunu sorduruyor.

Hali ile bu sorunun doğru cevabını verebilmek için tüm genelkurmay başkanlarını tanımam ve performansları üzerinde bilgi sahibi olmam gerekir. Böyle bir bilgi bende olmayınca ben ancak kısıtlı bilgimle ve sübjektif tavırla “bir aday” öne sürebilirim. Adını zikretmediğim diğer çapsız Genelkurmay Başkanlarından özür dileyerek adayımı açıklıyorum: 

Kervanı yolda düzme cumhuriyeti

Cüneyt Ülsever

Kervan yolda düzülür”.

Türkün aklı ya kaçarken, ya def-i hacet sırasında başına gelir.

Yumurta kapıya gelmeden…

***

Yukarıda alıntıladığım sözler Türkler tarafından Türkler için yakıştırılmış ve çoğunlukla da genel kabul görmüş sözlerdir.

İstisnalardan özür dilerim.

Ben de bir çoğu gibi gazetecilik hayatımı siyasilerimizin “uzun vadeli stratejilerini” çözmeye adadım ama nerede ise hep şiştim. Bizim siyasilerimiz “yumurta kapıya gelmeden” tavır alamayan kişiler. Demirel’i de, Özal’ı da, Erdoğan’ı da “stratejiden” ziyade, olsa olsa içinde bulunulan ahval ve şart ile şekillenen “taktiklere” baş vuruyorlar. 

Bindik Bir Alamete…

Cüneyt Ülsever

Kendimi artık Bolu Dağı’ndan muazzam bir hızla aşağı inen freni patlamış bir otobüsün içinde hissediyorum. Şöför çapsız, muavin aciz, yolcuların gözleri yerlerinden fırlamış, herkes birbirine bakıp duruyor. Bazıları halen ne olduğunu anlamış değil. Otobüsün yarısı ne olacağını hissediyor ama hiçbir şey yapamayacağını da biliyor. Onlar “son”un ne olduğunu görüyorlar, sadece mukedderatın hangi virajda tecelli edeceğinden emin değiller.

Diğer sounçlar..

Generic selectors
Exact matches only
Search in title
Search in content
Post Type Selectors
Filter by Categories
BİLİM VE TEKNOLOJİ
DÜNYA
DW HABER
EKONOMİ
GÜNDEM
KÖŞE YAZILARI
KÜLTÜR & SANAT
MEDYA & MAGAZİN
SAĞLIK
SPOR
YOUTUBE