
Ahmet Talimciler
Her geçen gün medya/sosyal medya ile gündelik yaşantılarımız arasında kurulan bağın biraz daha fazla aleyhimize işlemeye başladığı ve Sadık Güneş’in ‘Medya ve Kültür’1 isimli çalışmasındaki yerinde tespiti ile ‘kendimiz gibi olamamanın çaresizliğinin, bizleri genelleştirilmiş bir başkası gibi olmaya ittiği’ bir süreci yaşıyoruz. Kültür sanayi ürünlerinin oluşturulması ve toplumsal hayat içerisinde yerleştirilmesinde medya ön planda yer almaktadır. Birtakım rol modelleri topluma önce medya aracılığı ile önerilmekte, medyada gösterilmekte ve zaman içerisinde kabul görmesinin yolları tekrarlara dayanan format içerisinde gerçekleşmektedir.
Çocuklar için hazırlanan dizilerde ilkokula giden çocukların kız ve erkek arkadaşlarının olması ve bu durumdan ailelerin haberdar olmaları, bu arkadaşların birbirlerinin evlerine gidip gelmeleri şeklinde televizyondan evlerimize aktarılan görüntüler sonrasında, bu tip ilişkilerin hızla yaygınlaşma süreci içerisine girdiğini görüyoruz. Bir başka çarpıcı örnek 2002 dünya kupası döneminde Türk milli takımının kalecisi Rüştü Rençber gözlerinin altına siyah boya sürerek maça çıkıyordu, Ümit Davala saçlarını Kızılderililer gibi kestirmişti. Bu iki rol modeli de minik futbolcular arasında hızlı bir şekilde kabul gördü ve aynı dönemde katıldığım Karşıyaka futbol takımının alt yapı seçmelerinde bütün kalecilerin gözlerinin altında siyah boya sürüldüğünü ve çok sayıda çocuğun saçlarının da Ümit Davala gibi kesilmiş olduğunu görmüştüm.
![]()










