|  Yılmaz Özdil “PARİS BÜYÜKELÇİMİZİ İLK UÇAKLA GERİ ÇEKTİK, TOKAT GİBİ KARŞILIK VERDİK, HER TÜRLÜ İLİŞKİYİ KESİYORUZ, BU İLK ETAPTIR, ETAP ETAP YENİ YAPTIRIMLAR UYGULAYACAĞIZ, FRANSA’YI PİŞMAN EDECEĞİZ” HABERİ… BÖYLE VERİLDİ. * “Paris Büyükelçimiz 10 gün sonra tırıs tırıs Paris’e geri döndü” haberi… Böyle verildi. * “FRANSA SOYKIRIM ARIYORSA CEZAYİR’E BAKSIN, SARKOZY EFENDİ GİTSİN BABASINA SORSUN, ANKARA’YA CEZAYİR ANITI DİKECEĞİZ, TBMM’DE MİSİLLEME YAPACAĞIZ, CEZAYİR SOYKIRIMI KANUNU ÇIKARACAĞIZ” HABERİ… BÖYLE VERİLDİ. * “Cezayir Başbakanı ‘Türkiye yakamızdan düşsün, Cezayir ticareti yapmaktan vazgeçsin, bizim kanımızdan faydalanmaya, sömürmeye hakkınız yok’ dedi” haberi… Böyle verildi. * CEZAYİR BÜYÜKELÇİMİZİ İLK UÇAKLA GERİ ÇEKİN ŞİMDİ… HABERİ DE BÖYLE VERİN! Kaynak : Hürriyet.com.tr  Yılmaz Özdil Babası eşek. Anası attır. Eşek, atı becerir. Katır doğar. * At’tan küçük, eşek’ten cüsselidir. Her ikisinin toplamından kuvvetlidir. Kromozom sorunu nedeniyle kısırdır. Ancak, katır ırkı yok edilse bile… Eşek’lik varoldukça nesli tükenmez. 
 Yılmaz Özdil Hep aynı höt zöt… Elçiyi geri çekeriz. ¡ Breh breh breh! ¡ İki sene önce… Fransa’nın Nancy kentine bağlı Pont-a-Mousson kasabasındaki Jacques Marquette Lisesi’nin tarih dersinde Ermeni soykırımı işleniyordu. Sınıfta bulunan beş Türk öğrenci, soykırım iddiasını reddetti, öğretmenle çatır çatır tartıştı. Öğretmen kızdı, çocukları sınıftan attı. 
 Yılmaz Özdil Neymiş efendim… Fransa bize akıl öğreteceğine, Cezayir’de yaptıklarına baksınmış. * (Zizu, Cezayirli… Yezid Zeynüddin bin İsmail Zidane yani… Fransa milli takımının kaptanıydı. Cezayir milli takımı desen, 17 futbolcusu zaten Fransız vatandaşı.) * 
 Yılmaz Özdil Aslında her şey “Londra gibiyiz” ayaklarıyla başladı. Çift katlı otobüs getirdiler. Ama, küçük bi pürüz vardı… Londra’da trafik tersten akıyor, duraklar solda, dolayısıyla çift katlıların kapıları da soldaydı. İstanbul’da sağdan gidecek, duraklar da sağda… Eşşek yükü para ödedikleri gıcır gıcır otobüslerin soldaki kapılarını söküp, kaynakla parça ekleyip kapattılar, sağ tarafını kaynakla kesip, soldan sökülen kapıları sağa taktılar. Oldu sana Londra. * 
 Yılmaz Özdil Türkiye’de… “Savaş suçlusu” ilan edilen Sabiha Gökçen Havalimanı’ndan Ankara’ya inen Başbakanımız, “Hitler”e benzetilen İsmet İnönü’nün önünden geçip, “diktatör” damgası yapıştırılan Atatürk’ün mozolesine çiçek koyduktan sonra, “katliam” arşivlerini açmamakla suçlanan Genelkurmay’a gelip, “soykırım”cı denilen Fevzi Çakmak Salonu’nda YAŞ’a katıldı. Bilahare… 
 Yılmaz Özdil Holdingin biri, kedi maması üretmeye karar vermiş, masraftan kaçınılmamış, şahane ambalaj yapılmış, sanırsın mücevherdir, o kadar albeniliymiş, hem müşterinin ayağı alışsın, hem de rakip firmaların ürünü pahalı kalsın diye, hayli makul bi fiyat konulmuş, en ünlü reklamcılarla anlaşılmış, ülke çapında bangır bangır tanıtım yapılmış ve piyasaya sürülmüş… İlk haftanın satış raporları gelmiş, muhteşem, kapış kapış gidiyor. Hatta, sırf bu mamadan satın almak için, kedi satın alan insanlar bile olmuş, o derece yani… Gel gör ki, ikinci haftanın raporları gelmiş, şok! Satışlar bıçak gibi kesilmiş, raflarda yığınla duruyor, elini süren yok. Acilen toplantı yapılmış, bütün kodaman müdürler filan, kimisi ambalajın rengini değiştirelim demiş, kimisi reklamı arttırmayı önermiş, kimisi de fiyatı az daha ucuzlatmayı… Masanın taaa en ucunda oturan stajyer, ürkekçe parmağını kaldırıp, söz istemiş “kedi mamayı sevmedi” demiş!* Reyting budur. 
| |