|  Yılmaz Özdil Seneler evvel… “Şok” diye bi program vardı. * “Playboy yıldızı Anna Nicole Smith, haftada bir gün sırf zevk için Edirne Genelevi’nde ücretsiz hizmette bulunuyor sayın seyirciler” diye haber yaptılar. Kapıda kuyruk oldu iyi mi! * Halbuki… Özel televizyon furyasıyla başlayan abuk sabuk habercilikle alay ediyorlar, programın başında sonunda, bangır bangır “bu bir şaka programıdır, mizahtır” diye anons yapıyorlardı. 
 Yılmaz Özdil “Bugün 40 yaşında olan biri, çocukluğunda Nevruz ateşinden atlarken çekilmiş fotoğrafını göstersin, lastik yakıp üstünden atlamazsam namerdim” demiştim. Teklifimde ısrarlıyım. * Kimse kimseyi yemesin. Nevruz, Türkiye’nin bayramı değildir. PKK dayatmasıdır, hepsi bu. * Neymiş efendim, Göktürklerde varmış, buzul çağının bitişinden beri kutlanıyormuş, destanlarda, masallarda bile adı geçiyormuş filan… Lafonten misiniz arkadaş? Buzul çağı PKK kurulunca mı bitti? 1950’lerde, 1970’lerde bahar gelmiyor muydu Türkiye’ye? Kış’tan yaz’a mı geçiliyordu? 
 Yılmaz Özdil Hoca bi gün evinde oturuyormuş, cemaat gelip, yüklü miktarda para emanet etmiş… Hoca ertesi gün camiye gelip, küçük bi bölümünü dağıtmış. Bu ne demişler? “Sizin para doğurdu” demiş. Pek sevinmişler. Gel zaman git zaman, cemaat emaneti geri isteyince, “sizin para öldü” demiş hoca… Yahu para ölür mü denince de, “doğurduğuna inanıyorsunuz da, öldüğüne niye inanmıyorsunuz” demiş. * Hoca’ya bi gün demişler ki, hoca baksana, alenen malı götürüyorlar… Hoca “bana ne” demiş. Ama hoca, senin eve götürüyorlar denince… “O halde size ne” demiş. 
 Yılmaz Özdil Tutuklu gazeteciler gazeteci değil “tecavüzcü” dediler. Baktılar ki, okuma yazma bilmeyenler bile yemedi… Manşeti değiştirip, gazeteci sayılmazlar, çünkü “sarı basın kartları yok” dediler. Bak orası doğru. Şu arkadaş mesela. Almanya’da taksi şoförüydü. Direksiyonu denize kırdı, gemicikleri koordine etmek için, Keriz Feneri işletmeye başladı. Allah’ın Kitap’ın adını verdi, hayırlara vesile olması için bağışları topladı, 17 tane taksi sahibi oldu, garibanlara filika gönderiyoruz ayaklarıyla, kendine filo kurdu. Kirada otururken, bir villa, beş daire aldı. Türk vatandaşlığından çıktı. 
 Yılmaz Özdil İçişleri Bakanı sanıyorduk. Meğer “Dahiliye” Bakanı’ymış.
*
“AKP öksürürse…
Türkiye zatürree olur” dedi.
*
Ak’ciğer hastalığıdır.
Maazallah yani.
*
Bulaşıcıdır.
Dahiliyeci’ye kulak verin.
AKP’den uzak durun.
Bulaşmayın. 
 Yılmaz Özdil Ben Veysel Karani hazretleriyim diyen bi uyanık… Aralarında hakimlerin, avukatların, öğretmenlerin de bulunduğu kerizlere cennetten tapu satarak, 6 milyon lira tokatlamış. *
Bence yanlış yapmış.
*
Eyüp Sultan’ım deseydi…
Rahat 16 milyon götürürdü.
*
Çünkü bu ülkede…
Başbakanlığa bağlı Vakıflar Genel Müdürlüğü, Bayındırlık Bakanlığı’na bağlı Tapu Kadastro Genel Müdürlüğü’ne resmi yazı gönderip, Hazreti İsa’nın tapu kayıtlarını istedi birader! 
 Yılmaz Özdil Mösyö Sarkozi… En çok oyu ben aldığıma göre, memleket de benim zannetseydi… Kafasına göre çıkardığı yamuk kanunları düzelten yüksek yargıyı yamultmaya çalışsaydı… İtiraz edeni darbeci ilan edip, bitaraf olanı bertaraf etseydi… Medyasında maaşa bağladığı tiplere, yetmez ama şahane çığlıkları attırsaydı… Hukuk’u hastaya… 
| |