
Tuncay Özkan
Gazeteci için en zoru siyasetçilerle ilgili yazmak.
Sevenleri küfreder, sevmeyenleri alkışlar. Oysa ne alkışa ne küfre dönüktür gazetecinin çabası. Gerçek her ikisinin de ötesindedir. Recep Tayyip Erdoğan ile ilgili yazılarıma tam böyle bir tepki geldi. Yüzlerce mesaj “Helal olsun” diyor, yüzlercesi “Hain” diye bağırıyor.
Bunları niye yazıyorum?
Recep Tayyip Erdoğan, (1999’da Radikal’de ‘Vay Tayyip Vay’ diye yazdığım yazılar) geçmişte yazdığım eleştiriler ve araştırma yazılarımdan sonra da zaman zaman oturup konuştuğum, sık sık telefonla görüştüğüm, Türkiye’yi konuştuğum bir insan. Ali Müfit Gürtüna da öyle. Yaptıkları pek çok iyi şeyden dolayı kutladım da her ikisini. Bundan sonra da yine oturup konuşurum bu siyasetçilerle. Kendileri ne zaman hazır olursa o zaman oturup bu iddiaları da konuşacağız elbette. Gazeteci ile siyasetçi arasındaki ilişkide, gazeteci adam gibi denetim görevini yapacak, siyasetçi şeffaf olup yanıt verecek. Öyle gazetecinin sustuğu, siyasetçinin koruma zırhları içinde olduğu düzene demokrasi demiyorlar. O düzenlerde de gazetecilik yok, yalaklık var.
![]()









