|  Mehmet Y.Yılmaz DENİZ Feneri soruşturmasında iddianamenin yazılma aşamasında savcılar değiştirilmişti. Söz konusu suç iddiası ile ilgili olarak eski savcılar tam 1031 gün çalıştılar. Almanya’ya gittiler, sanıkları sorguladılar. Almanya’daki soruşturma ve mahkeme evrakının Türkçeye çevrilmesini sağladılar, onları okudular. Burada sanıkları sorguladılar. Sanıkların ev ve işyerlerinde ele geçirilen binlerce sayfalık belgeyi okudular, taradılar. Ve sonunda bir kanaate vardılar, bazı sanıkların tutuklanması için mahkemeye gittiler. Mahkeme de onların bu iddialarını ciddiye aldı, sanıkları tutukladı. 
 Mehmet Y.Yılmaz İNTERNET Andıcı davasında eski Genelkurmay Başkanı emekli orgeneral İlker Başbuğ’a mahkemede bir yargıcın sorduğu bir soru dikkatimi çekti.
Ergenekon davasının tutuklu sanıklarından emekli albay Levent Göktaş’ın bürosunda ele geçen ve “51 No’lu DVD” olarak bilinen bir delil ile ilgili soru bu. DVD’de kayıtlı görüntülerden biri de İlker Başbuğ’un Kudüs’teki Ağlama Duvarı’nın önünde çekilmiş bir fotoğrafı.
Yargıç bununla ilgili olarak “Bu konu hakkında bilginiz var mı” diye soruyor.
Görüntülerin davada Başbuğ’a isnat edilen suç ile bir ilgisi olmadığı çok açık. 
 Mehmet Y.Yılmaz NECMETTİN Erbakan’ın değme tüccara ve sanayiciye parmak ısırtacak servetinin, miras kavgası nedeniyle ortaya dökülmesi, Saadet Partisi’nde hareketlenmeye neden olmuş. Vatan’da Deniz Güçer’in haberinden öğrendiğimize göre partinin “akil adamları” Recai Kutan önderliğinde harekete geçmişler. Miras kavgasının Milli Görüş hareketine zarar verdiği düşünülüyormuş ve kardeşlerin barıştırılması ve açılan davanın geri çekilmesi için çareler aranıyormuş. Rahmetli Necmettin Erbakan’ın böyle bir servete sahip olmasını haklı kılacak bir geliri ve işi yoktu. SP’nin önde gelen isimlerinden Oğuzhan Asiltürk’ün de işaret ettiği gibi bu servet “cihat parasından” kaynaklanıyor olmalı. 
 Mehmet Y.Yılmaz ODATV davasından tutuklu yargılanan gazeteciler Nedim Şener, Ahmet Şık, Sait Çakır ve Coşkun Musluk, 375 günlük tutukluluğun ardından tahliye edildiler. Doğal olarak sevindirici bir gelişme. Yakınlarının, arkadaşlarının gözü aydın diyerek mutlu olabiliriz. Başbakan Yardımcısı Bülent Arınç gibi “Doğru olan budur. Bütün sanıklar için dikkat edilmeli, uzun tutukluluk cezaya dönüşmemeli” de diyebiliriz. Ve bunların hepsini yaptığımız için vicdanlarımızı rahatlatabiliriz. Bunda bir sakınca yok. Ama bütün bunlar bu davanın anlamsızlığını ortadan kaldırmıyor ve hapiste geçirilen 375 günü geri getirmiyor. Bu arkadaşlarımız terör örgütü üyesi oldukları için yargılanıyorlar. 
 Mehmet Y.Yılmaz İZMİR ’de karakolda bir kadını döven iki polis memuru için ‘basit yaralamadan’ 1,5 yıl hapis cezası istemiyle dava açılmıştı. Vatan gazetesi olayı ortaya çıkarınca polisler hakkında açılan dava yenilendi. Dayakçı polisler şimdi 5 yıl 9 aya kadar hapis cezası istemiyle yargılanacaklar. Karakolda dayağa tanık oldukları halde, müdahale etmeyen iki polis için de dava açıldı. Konunun önce savcılık ile olan ilgisine değinmek istiyorum: Savcı, şikâyetçi kadını görüp ifadesini almamış mıydı, diye merak ettim. İfadesini almış olsaydı, “sağlam” yazılı hekim raporuna rağmen kadının darp edildiğini, yüzünün yara bere içinde olduğu görür, bugün açtığı davayı o gün açardı. Hatta onunla kalmaz, görevini gereği gibi yerine getirmeyip, dayak yemiş kadına sağlam raporu veren adli tabip için de soruşturma izni isterdi. 
 Mehmet Y.Yılmaz DENİZ Baykal’ın CHP Genel Başkanlığı’ndan istifa etmesine neden olan “kaset skandalı” ile ilgili soruşturma, örgütlü suç işlendiği gerekçesiyle özel yetkili savcılığa devredildi. Neden en başından beri bu olasılık düşünülmemişti, bilemiyorum. Bu tür suçlar, bir kişinin kendi başına işleyebileceği suçlar değildir. Takip, cihazların yerleştirilmesi, kayıtların elde edilmesi, bir internet sitesi üzerinden yayımlanması gibi zor ve karmaşık işleri bir örgütün gerçekleştirmiş olması, daha büyük olasılıktır. Tıpkı seçim öncesinde “MHP’yi yeniden dizayn etmek için” kurulan tuzağın da kişisel bir iş olamayacağı gibi! Sahi, o soruşturma ne durumda acaba? 
 Mehmet Y.Yılmaz CUMHURBAŞKANI Abdullah Gül, Hrant Dink davasında verilen karar ile ilgili olarak “Kamuoyunun genel tepkisini görüyorum, rahatsızlıklar var. Temyize gidecek daha, beklemek gerek” dedi. Başbakan Recep Tayyip Erdoğan, “Temyiz bu karar noktasında çok daha farklı bir karar verebilir. Kamuoyu vicdanı rahat değil ama faille ilgili bundan başka karar verilemezdi” diyor.Hükümetin “vicdan işlerinden sorumlu Başbakan Yardımcısı” Bülent Arınç, “Mahkemenin kararları vicdanlarını tatmin etmemiştir” diyor. AKP Genel Başkan Yardımcısı Ömer Çelik, “mahkemenin örgüt yok demesi kabul edilemez” noktasında! 
| |