Bombayla altüst olan yaşamlar…

Kızılay, geçen yıl Güngören’de 18 kişiyi öldüren bombalı olayın mağdur ve tanıklarının psikolojisini inceledi. Hayatları altüst olanlar, “Ani irkilme, sürekli tetikte olma, çabuk öfkelenme, uyku ve dikkat bozukluklarını” atamadı

Kızılay’ın, çöp kutularına yerleştirilen bombalarla 18 kişinin hayatını kaybettiği İstanbul Güngören ilçesindeki saldırı ile ilgili ‘psikososyal destek çalışması’ sonuçları, insanların günlük yaşamlarına kısa sürede dönmelerinin ne kadar zor olduğunu ortaya koydu. 27 Temmuz 2008’de Güngören’de yaşanan vahşetinin tanıkları, ölen kişilerin yakınları, yaralananlar dehşetin üzerinden 9 ay geçmesine rağmen, ‘ani irkilme’, ‘tetikte olma’, ‘çabuk öfkelenme’, ‘uyku ve dikkat bozuklukları’ yaşıyor.

308 KİŞİ İLE GÖRÜŞÜLDÜ

Kızılay Derneği, 27 Temmuz olayının insana psikolojik yansımasının çalışmasını tamamladı. Çalışma bir rapor haline getirildi. 308 kişi ile görüşüldü. Çalışmaya, Türk Psikiyatr Derneği, Türk Psikologlar Derneği ve sosyal hizmet uzmanları destek verdi.

İşte çalışmadan ilginç ve önemli ayrıntılar:
– Güngören Psikososyal Destek Merkezi’ne 21 kişi patlamanın etkileriyle baş etmekte zorlandığı gerekçesiyle başvurdu.
– Ev ziyaretlerinde desteğe ihtiyacı olduğu belirlenen kişiler uzman psikologlara yönlendirildi.
– 26 kişinin uzun süreli tedaviye ihtiyacı olduğu belirlendi ve çeşitli kurum ve kuruluşlara yönlendirildi.
– Görüşme yapılanların yüzde 75.9’u çaresizlik hissettiğini söyledi.
– Yüzde 79.3’lük bir oran ise olaydan dolayı ‘dehşet’ duyduklarını söyledi.

EN ÇOK ETKİLEYEN GÖRÜNTÜ

– Travma yaşayanların bir bölümü olayı hatırlayamama, olayı hatırlatan yer ve durdum ve kişilerden kaçınma, duygusal donuklaşma, içe kapanma gibi belirtiler gösterdi.
– Yüzde 13.8’lik bir kesim” kaçınma küntlük” belirtilerini sürekli olarak, yüzde 63.8’lik bir dilim ise normal sayılabilecek bir sıklıkta gösterdi.
– Kadın ve erkeklerin psikolojik tepki puanları arasında anlamlı bir fark bulunamadı.
– Görüşme yapılanlardan 19 kişiden 10’u patlamada yaralanan ve ölenleri gördüklerini söyledi.
– “Patlama sırasında sizi en çok etkileyen neydi” sorusuna, en çok ‘görüntü’ yanıtı verildi. ‘Ses’ diyenlerde oldu.
– Görüşülen kişilerin yüzde 47.4’ü, patlama haricinde son 1 yıl içerisinde ölüm tehlikesi, yakın kaybı, boyanma, iş kaybı gibi önemli olay yaşadığını söyledi.
– Yüzde 52.6’sı ise, yakın çevresinde maddi ve ruhsal destek alabildiği kişiler olduğunu söyledi.
– Olaydan önce ve sonra ‘intiharı’ düşündüğünü belirten kimse olmadı.

Furkan’ın babasını polis teselli etti
Adliye bahçesinde önlem alan çevik kuvvet ekiplerince engellenen mağdur yakınlarından bazıları, ‘Ne istediniz onlardan?’, ‘Tek bir oğlum vardı, onu da alıp götürdüler’ diye bağırdı. Polis tarafından bariyerlerin dışına çıkarılan gruptan bazı kişiler baygınlık geçirerek ağladı. Güven Mahellesi’ne birlikte büyüyen, aynı okulda aynı sıralarda okuyan, birlikte Kuleli Askeri Lisesi sınavını kazanan 14 yaşındaki Murat Ağca’nın annesi Perihan Ağca ile 14 Furkan Şentürk’ün babası Mustafa Şentürk, sanıklara “Ne istediniz benim oğlumdan. Niye kıydınız benim yavruma” diye bağırdı. Furkan’ın babası Mustafa Şentürk, Güngören’deki patlamayı duyar duymaz oğlunun olay yerine giderek yaralılara yardım ettikten sonra arkadaşı Murat Ağca ile kol kola geri dönerken ikinci patlamada can verdiklerini belirtti. Polislerden biri Furkan’ın babası Mustafa Şentürk’e sarılarak teselli etmeye çalıştı.

Sanıklar davada suçlamayı reddetti

18 kişinin öldürülmesinden yargılanan 8 sanık, olayla ilgileri olmadığını savunarak suçlamayı reddetti

Güngören’de 17 kişi ve bir doğmamış bebeğin ölümü, 154 kişinin de yaralanmasıyla sonuçlanan bombalı saldırıya ilişkin yargılanmalarına başlanacak 8 tutuklu sanık adliyeye getirilirken, mağdur yakınları tarafından linç edilmek istendi. Tutuklu bulundukları Tekirdağ F Tipi Kapalı Cezaevi’nden Beşiktaş’taki İstanbul Adliyesi’ne getirilen, aralarında herbiri hakkında 18 kez ağırlaştırılmış ömür boyu hapis cezasına çarptırılmaları istenen Hüseyin Türeli ile Nusret Tebiş’in de bulunduğu 8 tutuklu sanık, duruşmada suçlamaları reddetti. Tutuklu sanık Hüseyin Türeli, emniyette dayak görmediğini belirterek, kendisine psikolojik baskı uygulandığını ve küfür edildiği için susma hakkını kullandığını söyledi. Türeli, gözaltındayken tutanakların kendisine okumadan imzalattırıldığını da savundu. Diğer sanık Nusret Tebiş de “Alçakça yapılan olayı nefretle kınıyorum. Bu olayı üstümüze atanlar utansın. Olayla uzaktan yakından alakam yok” diyerek, bir kişiyle birlikte fotoğrafının çekildiğini, emniyete de bu fotoğraflarının verildiğini, hatta bu fotoğrafın gözaltına alınmadan önce evinde kendisine gösterildiğini anlattı. Tutuklu sanıklardan Şerafettin Kara da, hiçbir örgüte üye olmadığını, bağımlı olduğu için gözaltında uyuşturucu krizine girdiğini, bu nedenle de önceki ifadelerini kabul etmediğini söyledi. Ölenlerin yakınları da duruşmada tek tek dinlendi. Şikayetçilerin çoğu davaya müdahil olmak istediklerini belirterek avukat talep etti.

Kaynak : Sabah

Bu konu hakkındaki yorumunuz

  

  

  

Diğer sounçlar..

Generic selectors
Exact matches only
Search in title
Search in content
Post Type Selectors
Filter by Categories
BİLİM VE TEKNOLOJİ
DÜNYA
DW HABER
EKONOMİ
GÜNDEM
KÖŞE YAZILARI
KÜLTÜR & SANAT
MEDYA & MAGAZİN
SAĞLIK
SPOR
YOUTUBE