

Orhan Aydın
Hiçbir şey yazmak gelmiyor içimden.
Gözlerimin önünde, patlayan bedenlerden üstümüze sıçrayan can çekişme sesleri var.
Artık bu iş, iğrenç bir yaşam savaşına döndü.
Tüm pislikler, yalanlar, talanlar, şeytanlıklar kanla kapatılıyor.
Şu son süreç bir katliamlar tarihi süreci ve her patlayan bombanın bir nedeni var.
Benim tuhafıma giden; bunu yalnızca toplumun çok az bir bölümünün anlıyor olması, büyükçe çoğunluğunun ise halen besmele çekip susması.
Umursamazlık tavan yapıyor.
Şu ‘bana dokunmayan yılan bin yaşasın durumu’ nasıl aşağılıkça bir gayri insanilik!
Yalnızca kendini düşünen biri önce insan olma erdemini yitirmiş olmuyor mu?
Bugün ve sonrası İsrail ve Rusya değil Atatürk Havalimanı katliamı konuşulur ve her şey unutulur.
Yani Kaostan beslenen şerefsizlik yemlenmeye, kanlanmaya, iktidarını kan ve kin üstünden sürdürmeye devam eder.
Yeni bir tıkanıklığa kadar sürer bu.
Mesela, Mısır ve Suriye başlıkları açıldığında bu kan daha da büyür ve zift olup üstümüzü kaplar.
Arada sabahın kör alacısında yargı meselesi halledilir, başkanlık kendiliğinden yasallaşır, muhalefet dediğin küçük bir hazır lokma halinde, yapay kriz masalarının soğuk mezesi yapılır ve memleket güllük gülistanlık, yürür gider!
Kimin için?
Bir tek insan için.
Bir tek insanın ihtirasları, bir tek insanın erk olma emelleri, bitip tükenmek bilmeyen yönetme ve dikta etme hırsı için.
İşlenen binlerce suçun suç olmaktan çıkarılması için, adalet ve hukuk denen kavramların bitirilerek her şeyin tek adam komutasında olmasını sağlayarak, ordudan polise, bürokrasiden diplomasiye her şeyi tek elde tutmak için.
Suçu suç ile örtmektir bu ve bunu yeryüzünde beceren hiçbir diktatör olmadı, olamadı.
Bunu isteyen her diktatör kendi dişlerinin arasından sızan irin ve kanda boğuldu.
Yazıyı bağlamaya çalışırken ölü sayısının 41’e ulaştığını okuyorum.
Daha da artacaktır, yarılalar var, ağır.
Öfkem büyüyor, ne çare!
Biz bu aşağılık soysuzları insanlığın en erdemli tavrı olan dayanışmayı haykırarak yenebiliriz diye düşünüyorum.
Şu an patlamanın olduğu yerde biriken binlerce insan, kentlerin meydanlarında milyonlarca yurttaş düşünüyorum.
Gökyüzüne bakıyorlar, gökyüzünün maviliğine ve şarkılar söylüyorlar özgürlük için.
Geceler sabahlara, sabahlar gecelere karışıyor, öylece oturuyorlar koskoca bir Çınar Ağacı olana dek.
Varsın bu tek dişi kalmış canavar, tomalarla zehirli sular sıksın, biber gazlarıyla boğsun, gerçek mermilerle öldürsün.
Acılar içinde çaresiz ve umarsız ölmekten milyonlarca kez daha onurlu, daha erdemli, daha vicdanlı olsa gerek.
Kendi kendime bağırıyorum.
Duyan var mı?
Ayağa kalkın efendiler, çocuklar, kadınlar, yeryüzünün gerçek sahipleri işçiler, emekçiler, yoksullar, vicdanlı olanlar ayağı kalkın, kurtulalım çaresizlikten.











Bu konu hakkındaki yorumunuz