Yargıtay’dan 9 yıllık soruşturma ve dava sürecinde tarihi karar…
Yargıtay 16. Ceza Dairesi, soruşturması Ümraniye’deki bir gecekonduda 12 Haziran 2007’de 27 el bombası ele geçirilmesiyle başlayan 275 sanıklı Ergenekon davasında, “örgüt yok, hukuka aykırı delilller var” hükmüne vararak İstanbul 13. Ağır Ceza Mahkemesi’nin kararını hem usul, hem de esas bakımından bozdu. Yargıtay 16. Ceza Dairesi Başkanı Eyüp Yeşil, tarihi kararı açıklarken, “Bir kuzudan üç post çıkarılmış” sözleriyle Türkiye’nin son on yılına damgasını vuran ve 23 iddianameden oluşan Ergenekon davası sürecine tepki gösterdi.
Yargıtay 16. Ceza Dairesi; yapılan bir ihbar üzerine soruşturması Haziran 2007’de başlayan; 23 iddianameden oluşan birleştirilmiş davası yaklaşık beş yıl süren; 274 sanığı arasında Genelkurmay Başkanı’ndan ordu komutanları ve Emniyet Özel Harekât Daire Başkanvekili’ne, gazetecilerden siyasetçilere çok sayıda isim olan Ergenekon davasında tarihi önem taşıyan kararını açıkladı. Yargıtay’ın usul ve esastan bozduğu dokuz yıllık dava ve soruşturma sürecinde; aralarında Cumhuriyet Gazetesi yayın Kurulu Başkanı İlhan Selçuk, Çağdaş Yaşamı Destekleme Derneği Başkanı Prof. Türkan Saylan, araştırmacı Erhan Göksel, eski MİT görevlisi Kaşif Kozinoğlu Yarbay Ali Tatar ve “Ergenekon’un kasası olduğu iddiasıyla” hapsedilen Kuddisi Okkır‘ın da bulunduğu 18 kişi hayatını kaybetti.
Başbuğ Yüce Divan’da yargılanmalıydı
Yargıtay 16. Ceza Dairesi, Ergenekon davası sanığı olarak “Ergenekon terör örgütü-ETÖ yöneticisi olduğu” iddiasıyla 26 ay tutuklu olarak yargılanan 26. Genelkurmay Başkanı İlker Başbuğ’un, anayasa uyarınca Yüce Divan’da yargılanması gerektiğine karar verdi ve bunu da bozma gerekçesi yaptı. Başbuğ ve Danıştay baskını davasının ana davadan ayrılmasına karar veren Yargıtay, “Ergenekon terör örgütünün varlığına ilişkin somut delil ortaya konulamamasını” da esastan bozma gerekçesi yaptı ve “Ergenekon adında bir terör örgütü yoktur” hükmüne vardı. Daire, “hukuka aykırı dinlemeler, gizli tanık beyanları, MİT mensuplarının izinsiz dinlenmesi, aramaların hukuka aykırı yapılması, şaibeli dijital deliller, savunmma hakkının kısıtlanması” gibi usul gerekçelerini de bozma nedeni saydı. Yargıtay’ın, beraat kararlarını da bozan, ancak bunların ayrıca kısa sürede ksonuçlandırılmasına hükmeden kararıyla, 9 yıllık soruşturma ve dava süreci yeniden yerel mahkemede ele alınacak, soruşturma ve dava sürecinde sorumlulukları görülen yargı ve emniyet mensuplarının yargılanması gündeme gelebilecek.
Daire Başkanı Eyüp Yeşil, yerel mahkemenin oluşumu nedeniyle bozma kararı verdikleri için beraat kararlarını da onayamadıklarını açıkladı.
Eski Genelkurmay Başkanı Orgeneral İlker Başbuğ, emekli orgenerlaller Şener Eruygur, Hurşit Tolon, Hasan Iğsız, Veli Küçük, Levent Ersöz ile Yalçın Küçük, Doğu Perinçek, Tuncay Özkan, Mustafa Balbay ve Mehmet Haberal‘ın da aralarında olduğu 274 sanıklı Ergenekon davasının 6 Ekim 2015’te Yargıtay 16. Ceza Dairesi’nde başlayan temyiz duruşmaları, 28 Ekim 2015’te tamamlandı. Ergenekon davası temyiz duruşması, Yargıtay tarihinde, 17 oturumun yapıldığı Balyoz Planı davasından sonraki en uzun süren duruşma oldu.
Yargıtay 16. Ceza Dairesi Başkanı Eyüp Yeşil, duruşmalı temyiz isteyen sanıkların savunmalarının tamamlanmasının ardından Ergenekon davasıyla ilgili kararı 21 Nisan 2016’da açıklayacaklarını belirtmişti.
“İlker Başbuğ, Başbakan Davutoğlu
izin verirse yargılanacak”
Ergenekon davasında darbeye teşebbüs ve terör örgütü kurmak suçlamalarıyla müebbet hapis cezasına çarptırılan, Anayasa Mahkemesi’nin hak ihlali kararıyla 2014’te tahliye edilen 26. Genelkurmay Başkanı İlker Başbuğ’un avukatı İlkay Sezer, Yargıtay’ın 13. Ağır Ceza Mahkemesi’nin hükmünü bozmasıyla ilgili olarak, “Şu saatten sonra olması gereken şudur; Sayın Başbuğ’la ilgili ve Andıç iddianamesinin sanıkları Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığı’na gönderilmeli yerel mahkeme tarafından. Sayın Başbuğ için yasal olarak Başbakan’ın iznini istemeli. İzin verilmezse Sayın Başbuğ açısından dosya kapanır” dedi.
Dursun Çiçek: Ergenekon’da çektiğimiz acıları devlete sızan örgüt temizlenirse helal ederiz
Yargıtay’ın bozma kararını değerlendiren emekli Deniz Kurmay Albay Dursun Çiçek, “Çektiğimiz acıların, işkencelerin bedelini bir şartla helal ediyoruz. O şart da bu suç örgütünden milletimizin, devletimizin temizlenmesidir” dedi.
‘İrticayla mücadele eylem planı’ belgesinde ıslak imzası bulunduğu gerekçesiyle Ergenekon soruşturması kapsamında tutuklanan, 13 Ağustos 2013’te ağırlaştırılmış müebbet hapis cezasına çarptırıldıktan sonra Anayasa Mahkemesi’nin verdiği hak ihlali kararıyla tahliye edilen Dursun Çiçek şunları söyledi:
“Çektiğimiz acıların, işkencelerin bedelini bir şartla helal ediyoruz. O şart da bu suç örgütünden milletimizin, devletimizin temizlenmesidir. Örgüt yok dedi, esastan davayı bozdu. Böyle karar yazılmaz dedi, mahkemeyi tanımadı. Usulden bir sürü gerekçe var. İşin özeti, yargılama adı altında masum insanlara işkence yapılmıştır. Bir kuzudan 3 post çıkarılmaya çalışıldı. Bu tarihi bir gün. Bütün vatandaşlarımızı hukuka, yasalara uygun davet etmeye davet ediyoruz.”
Kaynak : http://t24.com.tr/











Bu konu hakkındaki yorumunuz