Orhan Aykut, Ergenekon-Poyrazköy kazıları öncesi yaptığı tanıklığı anlattı

İhsan Arslan’ın AKP Milletvekili olduğu dönem en yakınında bulunan isimlerden Orhan Aykut, Ergenekon-Poyrazköy kazılarında bulunduğu iddia edilen silahları anlattı. Aykut, ‘Mühimmatlar, İhsan Arslan’ın talimatıyla gömüldü’ dedi.

Eski AKP Milletvekili İhsan Arslan’la, yine eski vekil Abdullah Veli Seyda aracılığıyla yakınlık kurduktan sonra Arslan ekibine katılan Orhan Aykut, Aydınlık’a özel açıklamalarda bulundu. Aykut, dünkü Aydınlık’ta, Balyoz CD’lerinin nasıl üretildiğini anlatmıştı.

Ergenekon ve Poyrazköy soruşturmalarında gündeme gelen gömülü mühimmatlar konusunda da Aykut’un çarpıcı açıklamaları oldu. İhsan Arslan’ın ABD ile bağlantılarını aktaran Aykut, gömülü mühimmatlar ve silahlar konusunda şu açıklamaları yaptı:

’2005′TE BAŞLADILAR’ 

Orhan Aykut- Delil yok ya, silah gömdüler, sahte belgeler yapıldı, sahte deliller üretildi. Hepsi yapıldı.

Ulusal Kanal - Nereye gömüldü bu silahlar?

O.A.- Türkiye’nin 81 iline de gömüldü. Kafasını kaldıran, bu silahlarla irtibatlandırılıyordu.

Ulusal Kanal – Nasıl yani? Kaç yılında gömdüler, kimler yaptı bu işi?

O.A.- 2005′ten sonra başladılar gömmeye. Örneğin Ziir Vadisi’ndeki silahları bizzat Ankara İstihbaratı gömmüştür. İhsan Arslan’ın şeyinde oldu. O krokiler vs. hepsi İhsan Arslan’ın ofisinde üretilmiş, sahte.

Ulusal Kanal - Başka nerelerde gömüldü bu silahlar?

O.A.- İstanbul’da, Ankara’da, İzmir’de. Daha başka yerlerde. Bu silahların çoğu çıkarılmamıştır zaten. Yani onların yaptığı operasyonların çoğu başarısız. Öyle görüyorlar. Şu anda başarısız.

Ulusal Kanal - Silah dediniz ama, bunlar sözünü ettiğiniz silahlar, Ziir Vadisi deyince, bunlar Ergenekon kapsamında yapılan aramalarda bulunan silahları mı kastediyorsunuz esas?

O.A.- Evet.

Ulusal Kanal - Poyrazköy’de de var.

O.A.- Evet. Poyrazköy de var. Örneğin Bedrettin Dalan’ı diskalifiye etmek, okullarını kapatmak için onun toprağına da gömdüler.

Ulusal Kanal - Poyrazköy’deki silahları kim gömdü?

O.A.- Kendileri gömmüş. İhsan Arslan’ın yanında en az bin kişi çalışıyor.

‘AKYÜREK, YILMAZER VAR’

Ulusal Kanal – Kim bu bin kişi? Yani görevleri açısından soruyoruz.

O.A.- Bunların içinde savcısı da, hakimi de, polisi de, doktoru da var. Bunlar büyük bir çete.

Ulusal Kanal – Mesela hangi savcı onlarla birlikte hareket ediyor? Hangi savcı, hakim, polisler bu çetenin mensubu?

O.A.- İstihbarat Daire Başkanı Ramazan Akyürek. Ali Fuat Yılmazer, İstihbarat Şube Müdürü. Bunların emrinde kaç bin tane polis var… Kaç tane muhbir var…

Ulusal Kanal – Siz bu silah gömülme işlemlerine hiç tanıklık ettiniz mi?

O.A.- Tanıklık şu şekilde. Adam Manisa’dan yüklüyordu silahları, getiriyor, gömüyordu.

Ulusal Kanal - Tanıklık derken, size anlatıyor mu? Nasıl oluyor?

O.A.- Örneğin biz otelde oturuyorduk, belgeler geliyordu. Burada bu kadar gömülmüş, şurada şu kadar gömülmüş vs.

Ulusal Kanal – Kayıt altına mı alınıyordu?

O.A.- Evet kayıt altına alınıyordu.

Ulusal Kanal – Manisa dediniz. Niye Manisa?

O.A.- Bilmiyorum.

Ulusal Kanal – Manisa’da bunların bir yeri mi var?

O.A.- Askeriyenin bir yerinden geliyordu bunlar.

MUSTAFA DÖNMEZ’İN BAHÇESİNDEKİ SİLAHLAR 

Ulusal Kanal – Yani askeriyenin mühimmatını ya da silahını alıp, Manisa’dan çıkartıyorlar, Ankara’ya ya da çeşitli yerlere gömüyorlar mıydı?

O.A. – Evet. Çeşitli yerlere. Örneğin Erzurum’a da gömdüler, Muş’a da gömdüler. Krokiler ellerinde. Mesela Yarbay Mustafa Dönmez. Nereden biliyorum diyeceksiniz.İhsan Arslan’la kavga ediyorum.

Ulusal Kanal – Ne kavgası?

O.A.- Bunlar Sapanca’da komşu. İhsan Arslan’ın korumaları Yarbay Mustafa Dönmez’i tartaklıyorlar Sapanca’da. Bunlar birbirlerine giriyor, kavga ediyorlar, birbirlerini tehdit ediyorlar. İhsan Arslan bizzat emir veriyor, Ziir Vadisi’ndeki silahları onunla irtibatlandırıyorlar. Bu ortada. Her şey ortada.

Ulusal Kanal – Bu kavgayla mı ilgili bunlar yaşıyor?

O.A.- Tabii ki. Birisi kavgadan, birisi solcudur, birisi Atatürkçüdür, birisi bilmem nedir. Bunlardan olmayanları tek tek topluyorlar.

Ulusal Kanal – Mustafa Dönmez’in Sapanca’daki evinden de bazı şeyler çıktı.

O.A.- Kendileri koydurmuştur.

Ulusal Kanal – Kendileri derken…

O.A. – İhsan Arslan koydurmuştur.

‘Poyrazköy silahları kullanılamazdı’

——————————————-

İstanbul 12. Ağır Ceza Mahkemesinde görülen Poyrazköy davasının 23. duruşmasında yapılan kazılara görevli olarak katılan askeri personeller tanık olarak dinlendi. Tanık Mevlüt Öncel, bulunan mühimmatın çamurlu suyun içinden çıktığını söyledi ve “16 yıldır SAT’ta görevliyim. O mühimmat kesinlikle kullanılmaz. Su içinden çıkan mühimmatın patlama ihtimali olamaz” dedi.

Diğer tanık Serhan Karatay da polislerin geldiğinde kendisine bir kuyu aradıklarını söyledi. Polisleri birlik içinde bulunan bir kuyuya götürdüğünü söyleyen Karatay, “Etrafında büyük ağaçlar olan ve köpek kulübesi olan başka bir kuyu olup olmadığını sordular. Ben de kendilerini diğer kuyuya götürdüm. Mühimmatlar oradan çıktı” dedi. Tanığın bu ifadeleri üzerine söz alan sanık SAT Komanda Albay Ali Türkşen tanığın kendilerini doğruladığını söyledi.

AMERİKALILAR KURS VERDİ 

Ziir Vadisi kazılarıyla ilgili de önemli bir ayrıntı ortaya çıkmıştı. İşte kazılar ve bulunan mühimmatlarla ilgili kasetlerdeki ayrıntı:

- Kazıyı yapan polislerden biri, 7 Ocak 2009 tarihinde “bulunan” malzemelerin kamera kaydını alırken “Dün, evvelki gün Amerikalı uzmandan kurs aldık” ifadesini kullanıyor. Bu ifade bir başka polis tarafından “İki gün önce kurs aldık” diyerek teyit ediliyor.

- Ziir Vadisi’nde bizzat kazıların yapıldığı noktada, kazıya tanık olan bir binbaşı ile bir başçavuşun konuşması da ilginç bir ayrıntı içeriyor. 7 Ocak 2009 günü yapılan konuşmada yapılan tespit, bulunan mühimmatın henüz kar görmediği hatta hiç ıslanmadığı. İki asker malzemelerin “en fazla iki günlük” olduğu sonucuna varıyor. Malzemenin üzerindeki gazetelere bakıldığında ise gazetelerin de yeni olduğu görülüyor. Binbaşı kazıyı inandırıcı bulmadığını “eski kitaplar bunlar” sözleriyle gösteriyor.

Anlaşmazlık yaşadı, hapse atıldı

—————————————-

Orhan Aykut, İhsan Arslan ve dönemin Emniyet İstihbarat Daire Başkanı Ramazan Akyürek ile anlaşmazlığa düştükten sonra Matkap operasyonu kapsamında 3 Ocak 2008 tarihinde saat 21.30 sularında eşofmanlı olarak evinin önünde otururken gözaltına alındı. Sabah 06.30′a kadar polis otosunda elleri arkadan kelepçeli olarak gezdirildi. Sonra da Halime Dayan adlı kişinin Fatih’teki ikametgahına polis zoruyla sokuldu. Orhan Aykut orada gözaltına alınmış gibi gösterildi. Polisin çektiği kamera kayıtları ve fotoğraflar medyaya servis edildi. Orhan Aykut 57 aylık tutukluluğunun ardından 4 Ekim 2012′de Metris Cezaevi’ndeyken tahliye edildi.

Kaynak : ulusalkanal.com.tr