ODTÜ’de Başbakan’ı istemiyoruz diyen ve polis terörüne maruz kalan öğrencilerin direnişi Zaman yazarlarının sinirini bozdu. Gazete yazarı İbrahim Öztürk, ODTÜ’lü öğrencileri ipsiz sapsız militan ilan ederken, ODTÜ’lü akademisyenlerin Başbakan astırmaya alışmış olduğunu yazdı…
ODTÜ’de “Başbakan’a defol” diyen öğrenciler Zaman yazarı İbrahim Öztürk’ü üzmüş… Öztürk’e göre Başbakan’ın ODTÜ’ye gelişini protesto eden ve iki bini aşkın polisin saldırısına uğrayan ODTÜ’lü öğrenciler ipsiz sapsız militanmış…
Zaman yazarından inciler…
Zaman yazarı Öztürk, ilk saldırısını ODTÜ’lü öğrencilerin “ipsiz sapsızlığı” ile ilişkilendirerek, öğrencileri işgal ordusunun çocuklarına benzetti.
Öğrencilerin ülkeyi NATO bombalarıyla ve askerleriyle dolduran, ODTÜ’yü ise 2 bin polisle kuşatan Başbakan Erdoğan’ı protesto etmesine çok içerlemiş olan Öztürk’ün öğrencileri işgalcilikle suçlaması oldukça gülünç bir durum ortaya çıkardı.
İşte Öztürk’ün ilk incileri:
“Öğrenci kisvesi altında kampüse doldurulan ne idüğü belli olmayan, ipsiz sapsız militan tipler ortalığı savaş alanına çevirdi. Bir milli başarıya sevinip kutlamak yerine, işgal ordusunun çocukları gibi kin ve nefretle bilenmişler. Kampüste molotoftan, yakmak üzere getirilen araba lastiklerine kadar her türlü lojistik düzenlenmiş. Üniversite bunu seyretmiş. Bir de utanmadan ‘önce polis saldırdı’ diyorlar. Bu düzenekle şiddet içermeyen barışçıl gösteri yapacaklardı, öyle mi?“
ODTÜ yönetimine tehdit
Yazısını ODTÜ Rektörlüğünü tehdit ederek sürdüren Öztürk, Başbakan’ın saldırı dolu açıklamalarından güç alarak şu ifadeleri kullandı:
“ÖDTÜ yönetimi apaçık bir başkaldırı ve suç içerisinde. Bunun bedelini ödemeleri gerekir. Bakalım yargı ve YÖK bu konuda ne yapacak?”
Akademisyenler Başbakan astırmaya alışmış…
Öztürk’ün Başbakan’ın hayal dünyasını dahi zorlayacak bir performans sergilediği yazısının üçüncü hedefi ise Başbakan’ın ODTÜ işgalini protesto eden akademisyenler oldu:
“Bir de üniversitenin bazı akademisyenleri ‘polissiz üniversite özlemi’ ile derslere girmemişlermiş, iyi mi! Belli ki girmezlerse Türkiye’yi mahveden ‘eğitim zayiatı’ biraz daha az olur. Lütfen girmesinler! Alışmışlar sözde solculuk ve özgürlük kisvesi altında militarizmle gizli işbirliği yapıp bu ülkede Başbakan ümüğü sıkmaya ve astırmaya. Bunlar varken biz mecburen ‘yaşasın Kral’ımız’ demeye mahkumuz bu ülkede.“
ODTÜ’nün faşist kültürü mü?
İşgalcileri, gericileri, hırsızları ve işbirlikçileri protesto etmesiyle tanınan bir üniversitenin faşist bir kültürü olduğunu ileri süren Öztürk, saldırısının doğal sonucu olarak Boğaziçi Üniversitesi’ne cami isterken, karma yurt tepkisini şu sözleriyle dile getirdi:
“ODTÜ’nün bu faşist kültüründen gelen bir kişi bir önceki dönemde Boğaziçi Üniversitesi rektörü yapıldı. Demirel’den tanıdığımız ‘herkese iki anahtar’ vaadi ile kandırdı ve seçildi. Sonuç kocaman bir sıfır. Boğaziçi tarihini bilmeyen bu arkadaş emsalsiz bir özgürlük düşmanlığı sergiledi. İlk defa başörtülü öğrenciler Boğaziçi’ne alınmadı. Boğaziçi’nin her görüşten özgürlükçü öğrencileri destek verdiler, bariyerleri dağıtıp, yasakçıyı derdest ettiler.
Ama Karl Marks sakallı bu çağdaş bilim adamı, sözde solcu abimiz, Starbucks şirketini, öğrencilerin bütün direnişine rağmen zorla getirip kampüsün içine yerleştirdi. Bir şey daha yaptı. Ayrı olan kız erkek yurtlarını ‘karma’ yaptı! Anadolu’nun mazlum çocukları şimdi her koridora çıktıklarında kendilerini bekleyen ‘sürprizlerden’ habersiz eğitim almak zorunda. Buna bu ülkenin anaları, babaları, yargısı, tarihi, kültürü ne diyor acaba? Ey YÖK’teki arkadaşlar, sesim geliyor mu? Şimdi Boğaziçi kampüsünde öğrenciler haftalardır namaz kılacak bir mescit için yırtınıyor. Yeni rektör hanımdan ümitliyim. Bakalım kimsenin istemediği işleri yapanlar, talebelerin bu haklı taleplerine nasıl cevap verecek?”












Bu konu hakkındaki yorumunuz