Emekli Büyükelçi Onur Öymen, son günlerde sıkça tartışılan hukukun üstünlüğü, kuvvetler ayrımı ve yerindelik denetimi konularına ilişkin açıklamalarda bulundu. Türkiye’de hukukun üstünlüğünün vazgeçilmez bir unsuru olan ‘kuvvetler ayrımının’ bile tartışmaya açılması hazindir diyen Öymen, “Aynı şekilde, ‘Türkiye’de zaten kuvvetler ayrımı yok’ diyerek bunu adeta ülkemizin kaderiymiş gibi kabul etmek de doğru değildir” şeklinde konuştu.
İşte Öymen’in açıklamaları:
Eski Yunan’dan itibaren bu alanlarda benimsenen ilkeler var. Aristo, ülkeyi yönetenlerin yasaların üzerinde olduğu düşüncesine karşı çıkıyor ve “hukuk hükmetmelidir” diyor. Eflatun diyor ki, “Eğer hukuk başka bir makamın iradesine tabiyse bence o devletin çöküşü yakındır.”
Eski Roma’nın ünlü devlet adamlarından Çiçero: “Biz hepimiz özgür olmak için yasaların hizmetkârı olmalıyız” diyor.
Amerika Birleşik Devletleri’nin kuruluşu sırasında ünlü düşünür Thomas Paine : “Özgür ülkelerde hukuk kral olmalıdır” diyordu. ABD’nin ilk başkanlarından John Adams da “İnsanların değil, yasaların hükümetinden” söz ediyordu.
Uluslararası Barolar Birliği 2009 yılında aldığı bir kararda: “Bağımsız ve tarafsız bir yargı, masumiyet karinesi, gereksiz gecikmeye uğramayan adil bir yargı, mantıklı ve ölçülü bir cezalandırma gereklidir. Keyfi gözaltılar, gizli duruşmalar, yargısız sınırsız tutuklamalar, zalim ve küçültücü muameleler ve cezalandırmalar, seçim süreçlerinde yıldırma ve yolsuzluk yapılması kabul edilemez. Hukukun üstünlüğü uygar bir toplumun temelidir” denilmektedir.
Birçok ülkede yargı çok geniş yetkilerle donatılmıştır. Örneğin Alman Anayasa Mahkemesi anayasa değişikliği önerilerinin içeriğini de denetlemeye yetkilidir. Fertlerin yalnız yasalarla değil, bazı koşullarla hükümetin icraatlarıyla ilgili şikâyetlerini de ele alma yetkisine sahiptir.
İngiliz hukukunda mahkemeler “mantıksız hükümler içeren yasaları” da denetleme hakkına sahiptir.
Danimarka Ombudsmanı, bireylerin şikâyetlerini incelerken idarenin aldığı kararın hukuka, antlaşmalara, diğer ülkelerin uygulamalarına uygunluğunun yanı sıra “akla ve sağduyuya” uygun olup olmadığını da araştırma yetkisine sahiptir.
Çağdaş dünyada geçerli düşünceler bunlarken Türkiye’de hukukun üstünlüğünün vazgeçilmez bir unsuru olan “kuvvetler ayrımının” bile tartışmaya açılması hazindir. Aynı şekilde, “Türkiye’de zaten kuvvetler ayrımı yok” diyerek bunu adeta ülkemizin kaderiymiş gibi kabul etmek de doğru değildir.
Uluslararası “Dünya Adalet Projesi (World Justice Project), hukukun üstünlüğü konusunda 97 ülkeyi araştırarak bir sıralama yapmış. Türkiye’nin yeri şöyle:
Hükümetin Yetkilerinin Sınırlı Olmasında: 68’nci,
Düzen ve güvenliği sağlanmasında: 70’nci,
Temel Hakların korunmasında: 76’ncı,
Hükümetin şeffaflığında: 57’nci,
Sivil yargıda: 44’ncü,
Ceza Yargısında: 71’nci.
Bu tablo ortadayken fazla söze gerek var mı?












Bu konu hakkındaki yorumunuz