
Barış Yarkadaş
“Kuvvetler ayrılığının olmadığı yerde özgürlük de olmaz.”Montesquieu
Çok değil; yaklaşık on gün önce HALK TV‘de yayınlanan ”On Soru On Cevap” adlı programda Müşerref Seçkin‘in sorularını yanıtlamış ve “Başbakan kuvvetler ayrılığı ilkesini ortadan kaldırmak istiyor” demiştim. Aynı programda,Montesquieu‘nun demokrasi kuramının neredeyse temel taşlarından biri haline getirdiği bu teorinin özünü anlatmış ve “AKP iktidarı kuvvetler ayrılığı ilkesini kaldırıp KUVVETLER BİRLİĞİ‘ni hakim kılmaya çalışıyor” ifadesini kullanmıştım.
Başbakan Erdoğan, pazartesi günü sanki bizi doğrulamak istercesine konuştu ve “Kuvvetler ayrılığı önümüze engel olarak dikiliyor” dedi.
Konyalı işadamlarıyla Dedeman Otel‘de buluşan ve burada onlara seslenen Erdoğan’ın sözleri, aslında nasıl bir Türkiye hayal ettiğinin de en açık işareti… Başbakan Erdoğan,“Yasama, Yürütme ve Yargının özerkliği” olarak da adlandırılabilecek “Kuvvetler Ayrılığı” ilkesine tahammül edemediğini itiraf etti.
Oysa ki; bir rejime eğer ”Demokrasi” denecekse; yasama, yürütme ve yargının birbirinden bağımsız hareket edebilmesi gerekir. Tabii buradaki temel koşut; kurumlar bağımsız olsa dahi; birbirlerini gerektiğinde denetleyebilmesi ve fren sistemini işletebilmesidir. Bu denge, iktidarların “keyfi ve hukuka aykırı işlemleri”nin karşısındaki en önemli engeldir! Kuvvetler ayrılığı ilkesinin işlediği sistemlerde, hiçbir güç keyfi bir uygulamaya imza atamaz. Sistem, elindeki kontrol mekanizmalarıyla bunu engeller.
Başbakan Erdoğan, son on yılda yasama, yürütme ve yargının neredeyse tamamını kendi ihtiyaçlarına göre şekillendirdi ama hala tatmin olmuyor. Konya’daki konuşmasında “Yargı atacağımız adımların önüne geçiyor” diyerek “mağduriyet algısı” üretmeye çalışıyor. Bir yandan da “yasama, yürütme ve yargı” sanki özerkmiş gibi bir hava yaratıyor.
Halbuki; son on yılda ne yargının bağımsızlığından söz etmek mümkün; ne de yasama ve yürütmenin özerkliğinden… Bu üç kurum da Erdoğan’ın ”tek adam”lığa duyduğu özlemin kurbanı oldu. Ancak bu bile Erdoğan’a yetmiyor. Erdoğan, padişahın yetkilerini bile aşan bir ayrıcalık istiyor.
Erdoğan’ın Konya’da kırıntısını dahi bırakmadıkları “Kuvvetler Ayrılığı” ilkesinden şikayet etmesinin anlamı budur. Erdoğan, Türkiye’yi istediği gibi at koşturabileceği, yaptıklarının hiçbir koşulda denetlenmediği, kimsenin demokratik teammüller çerçevesinde kendisine hesap soramadığı bir ülke haline getirmek istiyor. Sayıştay raporlarının bütçe görüşmelerine getirilmemesi “denetimsiz sistem”in bir örneğidir. Hükümetinnereye ne kadar para harcadığı artık meçhuldür…
Bunun adı “tek adamlık” , “otokratik rejim” ve “kuvvetler birliği”dir! Sözde liberallerin yıllardan beri bize “demokrat” diye yutturmaya çalıştıkları AKP ve Erdoğan gerçeği işte budur. Erdoğan bu sözleriyle “Türk Tipi Başkanlık” sisteminin nasıl bir garabet olacağının da işaretlerini vermiştir.
Bu sözler, AKP’nin katı destekçisi şaşkın liberaller için de utanç kaynağı olmalıdır. Eğer içlerinde bir parça utanma duygusu kaldıysa tabii…











Bu konu hakkındaki yorumunuz