
Mehmet Türker
“Zehir var!”
“Zehirlenme kanaati yok!”
Yani olabilir de…
Olmayabilir de…
Tam bir muamma!..
19 yıl sonra Türkiye, Özal’ın ölüm sebebini tartışıyor!..
Zehirlendi mi, eceliyle mi öldü?..
Mezarı açılıyor, Özal’ın belden yukarısı sanki gömüldüğü günkü gibi…
Biraz daha zorlasalar, Özal’ı evliya ilan edecekler!..
Adli Tıp’ta inceleme yapılıyor ortaya çıkan sonuç zehir var, zehirlenme kanaati yok!..
Yani, var da diyemem, yok da diyemem!..
* * *
Rahmetlinin zehirlendiği iddiasını Barzani’nin himayesine girip Irak’ın Kürt bölgesinde işler alan oğlu Ahmet ile Semranım ortaya attı!..
Çankaya’nın 11’incisiyle görüştüler, Devlet Denetleme Kurulu’nun harekete geçmesini istediler…
Olaylar sizlerin de bildiği gibi gelişti ve Adli Tıp hazırladığı raporu savcılığa verdi…
Bu arada Adli Tıp incelemeleri basına sızdırıldı, Özal’da zehirler bulunduğu bir gazetenin manşetinde yer aldı, fos çıktı…
Savcılığa verilen rapordan bazı bölümler de gazetelere sızdırıldı, hazırlık soruşturmasının gizliliği iğfal edildi!..
* * *
Rapor göre, bazı zehirler bulunmuş, fakat bu miktardakiler insanın yaşam süresi içinde havadan, yiyeceklerden, sudan alabileceği dozdaymış, ölüme neden olan miktarlarda değilmiş…
Bu noktada artık tartışmanın bitmesi gerekmez mi?..
Hayır, rapora göre kesin ölüm nedeni belirlenememiş!..
Olay berraklaşırken, kuşku bulutuyla örtülüyor!..
Ahmet, K. Irak’tan açıklama yapıyor:
“Zehirlerin dozunun düşük gösterileceğini tahmin ediyordum, bu işte derin devletin parmağı var”
Al başına belayı, sıradan vatandaşın kafası iyice karışıyor!..
* * *
Bu iktidar, kurumları ele geçirdikten sonra hiçbir yerden kamuoyunu tatmin edici, vicdanları rahatlatıcı sonuçlar gelmiyor!..
Adli Tıp araştırmaları ve raporları kuşkulu!..
Mahkemelere sunulan TÜBİTAK raporları inandırıcı olmuyor, bir rapor bir sonraki raporla çelişiyor!..
TÜBİTAK’ın verdiği raporlar ile uluslararası kuruluşların verdiği raporların taban tabana zıt olduğu ortaya çıkıyor!..
Mahkemeler bile kime inanacağını şaşırıyor!..
* * *
İlkellik diz boyu!..
Hiçbir gelişmiş, uygar ülkede görülmeyen olaylar bu iktidar döneminde Türkiye’de yaşanmaya başladı ve devam edip gidiyor!..
İnsanların kurumlara güveni kalmadı!..
Bazı mahkemelerden saçı başı yoldurtacak kararlar çıkıyor, kurumların raporları inandırıcılığını kaybediyor!..
Sonuç itibariyle Türkiye bu bakımdan giderek ilkelleşiyor!..
Galiba bu gibi durumları yakında üfürükçülere sormaya başlayacağız!..
Danıştay Başkanı nasıl aklandı?..
Allah’ın Bülent Arınç’a verdikçe verdiklerinden Danıştay Başkanı nihayet selamete çıktı!..
Nasıl çıktı?..
Çünkü Allah’ın verdikçe verdiklerindendi!..
Danıştay Başkanı Hüseyin Karakullukçu, hayali ihracat çetesinin idari yargıdaki davalarını takip ettiği ve yargıyı etkilediği gerekçesiyle tutuklanan şahısla 3 defa telefon görüşmesi yapmış, yemeğe çıkmış, otomobilde buluşmuştu!..
İddialar yalanlanmadı!..
Ancaaaak!..
* * *
Karakullukçu hakkındaki iddiaları inceleyen Danıştay Başkanlar Kurulu, konunun Büyükçekmece Başsavcılığı tarafından incelendiğini, suç unsuru bulunmadığından fezlekeye alınmadığını belirterek, bu görüşmelerin “normal hayatı sormak” için yapılan buluşmalar olduğu gerekçesiyle soruşturmaya yer olmadığı kararını verdi!..
Danıştay Başkanı, kendi kurumunun alt kademesi olan idari yargıdaki davaları çete için takip eden ve yargıyı etkilemekten tutuklanan şahısla görüşüyor, buluşuyor, yemeğe gidiyor, bu normal bulunuyor ve literatüre yeni bir tanımlama getiriliyor:
“Normal hayatı sormak”
Tatmin oldunuz mu?..
Yoksa birinci yazının başlığı gibi kafayı üşütmeye az mı kaldı?!.











Bu konu hakkındaki yorumunuz