Yurt gazetesinin 1 Eylül 2012 tarihli Yurt’un Sesi yazısıdır.
Üç gündür, Türkiye Cumhurbaşkanı Abdullah Gül’e bir suikast düzenlenerek zehirlendiğini yazıyoruz. Kaynaklarımız çok sağlam. Deyim uygunsa bu bilgiyi iktidar çevrelerinin pilot kabininden aldık.
Haberimiz Türkiye gündemini sarstı. Ancak bu ciddi iddia üzerine bir araştırma ya da soruşturma açılmasını bekledik, bir şey olmadı. Kimseden çıt çıkmıyor. Cumhurbaşkanlığı’ndan yapılan açıklama son derece zayıf. İki satırlık rutin açıklamada, beklendiği gibi haber yalanlanıyor ve Gül’ün sağlığının iyi olduğu bildiriliyor, o kadar. Adeta doğrulama gibi bir açıklama.
Ancak gerek tedaviyi üstlenen hekimlere, gerek Cumhurbaşkanlığı kurumuna, gerekse Hükümet’e yönelttiğimiz soruların hiçbirine tatmin edici yanıt verilemedi.
Normal şartlarda böyle bir haber, devleti ayağa kaldırır. Medya bütün olarak olayın üzerine gider.
Düşünebiliyor musunuz; bir ülkede Cumhurbaşkanı’na suikast yapıldığını ileri sürüyorsunuz, kaynağımız sağlam, haberimizin arkasındayız diyorsunuz, ama o ülkede yaprak kımıldamıyor.
Daha da önemlisi, bu suikastın AKP içi iktidar mücadelelerinden kaynaklandığını, operasyonun bir ucunda da Cemaatin bulunduğunu yazıyorsunuz, Adliye’den bir savcı çıkıp da, “Ne oluyor?” diye sormuyor.
Anlaşılan “özel yetkili savcılıklar” sadece muhalifler için geçerli.
Bütün diktatörlüklerde olduğu gibi, olay örtbas edilmeye çalışılıyor. Ancak başarılı olamayacaklar. Çünkü haberimiz doğru ve bunu Abdullah Gül biliyor.












Bu konu hakkındaki yorumunuz