Başbakan Erdoğan dün gece Kanaltürk TV’de katıldığı ‘Başbakan’la Özel’ programında bazı gazetelerin genel yayın yönetmenlerinin gündeme ilişkin sorularını yanıtladı.
Erdoğan, 66-72 aylık çocuklarını birinci sınıfa göndermemek için rapor alan anne-babaları sert şekilde eleştirdi: Ben evlatlarına ihanetle vasıflıyorum. 2 ay mı senin evladını iyi noktaya getirecek. Ben de babayım. Biz de çocuklarımızı yaşı gelmeden okula başlattık.
– AYGÜN’DE ŞÜPHEM VAR:
(CHP’li Hüseyin Aygün’ün kaçırılmasıyla ilgili soru üzerine) CHP’li Hüseyin Aygün’ü kaçırdılar, acaba burada bir kaçırma eylemi var mı? Ve ben samimi söylüyorum dedim ki ‘Bu iş kısa zamanda bitecek bir iştir’ dedim, işte 6 saat yol yürümüş, dağa çıkartmışlar felan bunlar doğrulanması gereken eylemler. Kaçırılma olayına halk inanmıyor. Aygün’ün kaçırılmasında şüphelerim var.
MEDYAYA ELEŞTİRİ:
Türkiye’deki tüm medyaya mesajdır. Bakınız bugün Afganistan’da tüm koalisyon güçlerinin askerleri var. Oradaki kayıpları bir ayda ki bugün aldım rakamı. Koalisyon güçlerinin 158 kaybı var, aylık kayıp. Fakat bunu siz ne bir Fransız gazetesinde ne İngiliz ne Amerikan gazetesinde okuyamazsınız, göremezsiniz. Fakat biz de olay olduğu anda bütün görsel medya, yazılı medya bunların hepsini verir. Sürekli olarak terörün en önemli hedefi; propagandasını yaptırabilmektir. Bu propagandayı adam bedava yaptırıyor. Bu propagandayla kendine bir güç devşiriyor. Bu ülke de terörle mücadele eden ülkenin yönetimine de bu noktada zafiyet tesis ediyor. Böyle bir gayretin içerisinde bunu bir defa halletmemiz lazım. Medya kimin yanında yer alacak. Attıkları başlıklara bakıyoruz, köşe yazarlarına bakıyoruz ben diyorum ki sizin haber kaynağınız Allah aşkına Roj TV, Mezopotamya mıdır, sosyal medya mıdır? Bunlar üzerinden sansasyonel bu tür haberleri üretmek doğru mu? Bunlara karşı bir tavrı yazılı ve görsel medyanın hep birlikte alması lazım. Bunları ademe mahkum etmek durumundayız eğer bunları ademe mahkum edersek biz o zaman çok daha hızla mesafe alırız.
DOKUNULMAZLIKLAR:
Biz AK Parti hükümeti olarak Anayasa değişikliğinde 26 maddelik pakette parti kapatılmasını ortadan kaldıralım diye bir madde getirdik fakat biz yalnız kaldık. Şimdi ‘Partiler kapatılmaması lazım’ diyor muhalefet partileri, bugün bunu konuşmuyor olmayacaktık eğer destek verselerdi. Ben şunu savunuyorum suçu kim işliyorsa bedeli o ödesin, dokunulmazlık olayına gelince terör, adi suçlar bunlar üzerinde konuşabiliriz ama insanların fikrinden, düşüncesinden dolayı kalkıp burada dokunulmazlık sürecini başlatalım dersek ben bunu doğru bulmuyorum. Şuanda parlamentoda 735 kadar dosya var, çok değişik suçlar. Bunların içinde terör suçları var, teröre yardım yataklık yapanlar var, seçim kampanyalarında akşam saatini aşmış bundan dolayı haklarında dava açılanlar da var. Bunların hepsinin değerlendirilmesi yapılır, ortaya çıkan neyse bunun bedeli ödenir. Bu süreçte parlamento bu işleri farklı şekilde ele alacaktır.
– TERÖRİSTLE KUCAKLAŞMA:
Bunlar şimdi siyasetçi olmaktan çıktılar zaten. Yani gidip teröristle kucaklaşana ben nasıl ’siyasetçi’ diyeyim? Ben şimdi ona siyasetçi gözüyle bakamam ki.
– NEYİN MÜZAKERESİ:
(‘Müzakere süreci kapandı mı’ sorusu üzerine) Bu tür adamlarla tabii ki. Bunlarla neyin müzakeresini yapacaksın. Karşında müzakere edeceğin bir defa bir parti olacak, demokrasiye inanmış, parlamenter sisteme inanmış bir parti olacak, onunla müzakere edeceksin. Bunların böyle bir derdi yok.
– ÇİÇEK’İN MUTABAKATI:
Burada ben Meclis Başkanımızın iyi niyetinden şüphe etmiyorum fakat Meclis Başkanım bugüne kadar yaptığı uygulamalardan birini yapmış olsa daha isabet olurdu. Partilerin grup başkanvekilleri, grup başkanları ile biraraya gelerek bunları değerlendirse daha isabetli olurdu.
– ESAD SAÇMALIYOR:
Şu anda bana göre Beşar Esad siyasi ömrünü tamamlamıştır. Şu anda Esad Suriye’de bir siyasetçi gibi çalışmamaktadır adeta bir içsavaş içerisindeki aktör olarak veya bir figüran olarak çalışmaktadır. Kaldı ki Türkiye’yi Suriye’de dökülen kandan sorumlu tutan Esad, ağzından çıkanı kulağı duymayan bir hale gelmiştir. Türkiye Suriye halkının yanındadır ama zalim Esad rejiminin yanında değildir. CHP Genel Başkanı’nın ‘Onunla yazlıkta beraberdiler’ ifadesine burada dokunmadan geçemeyeceğim. Ben Beşar Esad’ı o zaman davet ettim, misafirimiz oldular ailecek ben hiç bir zaman yazlıkta olmadım, olmadık. Orada olarak değil, oraya giderek ziyaret ettim Kılıçdaroğlu’nun bu iftiralarına artık son vermesi lazım.
– KAMPLAR ŞOV YERİ Mİ?
Aynı şeyleri kamplarla ilgili yaptı, ‘bu kamplara gireceğim’ diyor nasıl gireceğin önemli bunun emrini biz veririz, oralar yol geçen hanı değil. İnsan Hakları Komisyonu oraya gitti, raporlar var gitmişler ve incelemelerini yapmışlar ama bunlar izin alıp gitti fakat biz bu kamp yerlerini bir şov merkezi haline dönüştürmeyiz. Kılıçdaroğlu bu konu hakkında bir istek içindeyse talep eder bizde talebi değerlendiririz. Zabıta mısın sen ya? İstediğin her yere girip çıkacaksın, böyle bir şey yok.
– ÖĞRETMEN EKSİĞİ VAR:
(Öğretmenlerin eş durumundan tayinleri konusunda) Parçalanmış aile başlığı attığımız zaman bu duygu sömürüsüne giriyor. Tamam öğretmenlik yapıyorsun senin evinin yanına okul koyacak değiliz, biri ilde olabilir, biri ilçede olabilir. Bize gelip ‘Biz aynı ilde ama farklı ilçelerde görev yapmak istiyoruz’ diye samimi olarak görev isteyen öğretmenlerimiz var. Bakıyorsunuz belli hizmetlerde, belli noktalarda diyelim ki eşi erkek bir yerde, hanımı bir yerde bunlar yığılma getirirken Güneydoğu’da da boşluklar meydana getiriyor. Milli Eğitim Bakanıma talimat verdim ve ‘bu konuda yoğun bir çalışma yapacaksınız’ dedim.
– 2’NCİ KADEME HARÇLARI:
Burada katkı payı olarak geçmiyor bu, kanun açık ve net olarak ortada. Bu ücretli eğitim, öğretim içine girdiği için kapsamıyor biz neyi kaldırdık? Harçları, bu harca girmiyor ücretli eğitim, öğretime giriyor burada ücretsiz eğitime gidilsin olayına gidildiğinde bunun arkasından başka şeyler gelmeye başlar.
– VELİLERE RAPOR ELEŞTİRİSİ
Şimdi öncelikle bu işe (4+4+4 eğitim sistemi) karşı yürütülen bir kampanya var, gidip rapor alanları öncelikle ben evlatlarına ihanetle vasıflıyorum. 2 ay mı senin evladını iyi noktaya getirecek. Ben de babayım. Biz de çocuklarımızı yaşı gelmeden okula başlattık. Benim bir çocuğum okul öncesi eğitim aldığı için 1. sınıf değil 2. sınıftan başladı. Biz bu 66 ayı söylerken rastgele atmadık ki dünyadaki uygulamalar önümüzde. Bizim kendi ailemizde yaşadıklarımız önümüzde. Biz istiyoruz ki yavrularımız bir an önce okula başlasınlar.
– YENİ ANAYASA ÇIKAR:
İlla 4 parti burada dayanışma içinde olacak diye bir şey yok. Masada kaç parti kalırsa onunla bitiririz. Yani bu iki parti de olabilir ama ’iki parti’ derken tabii anayasal değişikliği yapabilecek iki partiyi kastediyorum ki bu CHP olabilir, MHP olabilir. Oturalım konuşalım, azami müştereklerimizi tesis edebilirsek iş biter. Asgari müşterek değil. Çünkü azami müşterek sağlanırsa güzel bir anayasa, yeni bir anayasa çıkar.
‘400 km yalanı!’
– DEZENFORMASYON:
Nedir bu, ’400 kilometre PKK’nın kontrolü altındadır.’ Bir defa bu tespit bu ifade çok çok büyük bir yalan. Yalanın ötesinde sen kimden yanasın? Teröristten veya terörden yana mısın? Yoksa bu ülkede terörü yok etmek isteyenlerden yana mısın? Bu iddiayı dile getiren kişi, Türkiye Cumhuriyeti’nin Büyük Millet Meclisi’nde bulunan bir siyasi partinin eş başkanı olarak bu ifadeyi neye göre kullandığını, delilinin ve tespitinin ne olduğunu açıklamalı. 400 kilometre dediğin zaman bu 400 bin metredir. Bu 400 bin metreyi nasıl oluyor da bu şekilde kontrol altına alıyorlar. Bunu siz nasıl tespit ettiniz. Neye göre tespit ettiniz. Çünkü bölgeyi onlara göre az da olsa bilen birisiyim. Defalarca gittim. Alışılmış başbakan değilim. Bölgeyi helikopterlerle karadan çok gezdim. Bu sadece AK Parti’yi kapsayan değil, bundan önceki siyasi mücadelemde de o bölgede yaptığım çalışmalardan bildiğim tespit olarak bunu söylüyorum. Tabii bunu söylerken aynı şeyi Çukurca, Şemdinli, Yüksekova için ve merkez için söylediler. Hakkari için söylüyorum. Bütün bunlarla beraber dediler ki Şemdinli tamamen terör örgütünün elinde. Ciddi bir yalan. Burada korkunç bir dezenformasyon var. Bu dezenformasyona yardımcı olan bir medya var.
– 160 PKK’LI ÖLDÜ
Terörle mücadeleyi kararlı bir şekilde sürdürdük, sürdürüyoruz. Nitekim Şemdinli’deki kayıpları çok açık, net ortada. Yani 160’ı bulan orada kayıpları var. Orada diyelim ki 5-10-15 bizim şehidimiz onlar için tabii çok çok önemliydi. Bunun karşısında medyamızın takındığı tavır bizler için üzüntü vericiydi.
– BDP’YE ELEŞTİRİ
İpleri tamamen terörün ve terör örgütünün elinde… Bakın şimdi Gaziantep’teki olayda ne yaptılar? Açıklama yaptılar. Güya işi kınadılar. Güya PKK sahiplenmedi. Peki buna halkım inanıyor mu? İnanmadı. Bugün kamuoyu araştırmalarımızda görüyoruz ki, halkımızın yüzde 85’i buna inanmıyor. Bunlar elimizde var. Biz sürekli bir şey söylüyoruz. Sen eğer siyaset yapacaksan, demokrasiden taviz vermeden bu siyaseti yapacaksın. Ama senin derdin siyaset değil de bu ülkede terör örgütünü arkana almak suretiyle onun verdiği destek ile parlamentoda yer tutmaksa bunu bir yere kadar yaparsın. Ondan sonra da geldiğin gibi gidersin. Kaldı ki buna göre çok daha sağlıklı seçimlerin yapılması için de şüphesiz ki adımlar da atılacaktır.
GELDİĞİN GİBİ GİDERSİN: Biz sürekli bir şey söylüyoruz. Sen siyaset yapacaksan demokrasiden taviz vermeden bunu yapacaksın. Ama derdin siyaset değil de terör örgütünden aldığın destekle parlamentoda yer almaksa bir yere kadar yaparsın. Ondan sonra geldiğin gibi gidersin. Sağlıklı seçim yapılmasına yönelik adımlar da atılacaktır.
DOKUNULMAZLIĞI GÖRÜŞECEĞİZ: Biz AK Parti olarak parti kapatılmasına karşıyız. Kendi içimizdeki ihanetlerle bu maddeyi çıkaramadık anayasa değişikliğinde. O zaman meclisi terk edenler şimdi kapatılmaması lazım diyorlar. Mağduruz diyor, BDP o zaman niye terkettin o zaman. Ben suçu işleyen bedelini ödesin diyorum. Dokunulmazlığa gelince terör adi suçlar bunların üzerinde konuşabiliriz.
SİYASETÇİ DEĞİLLER: Bunlar (BDP) siyasetçi olmaktan çıktılar. Gidip teröristle kucaklaşana ben nasıl siyasetçi diyeyim. Fezlekelerle başlayan süreç görüntülerini izlediklerimiz 14. maddeden dava olanlar var. Teröre bulaşanlar var. 9 milletvekilinin gösterdiği o tablo yenilir yutulur tablo değildir. Biz böyle milletvekili tanımıyoruz. Bu tür adamlarla neyin müzakeresini yapacaksın.












Bu konu hakkındaki yorumunuz