İstanbul Silivri’deki bir haber kaynağımız 15 Ağustos’ta haber merkezimize Furkan Eğitim ve Kültür Derneği’nin “Sıbyan Medreseleri” ilanını gönderdi. Bunun üzerine bahsi geçen kurumu araştırmaya başladık. İlan üzerinde, kız irtibat numarasını arayarak bilgi aldık. Daha sonra medreseyi yerinde görmeye karar verdik. Bir sonraki gün, gerekli hazırlıkları tamamladıktan sonra Silivri’ye doğru yola koyulduk.
Silivri’ye vardığımızda çevrede biraz dolanıp, mahalle hakkında bilgi edinmeye çalıştık. Öğle saatlerinde irtibat numarasını arayarak medreseyi ziyaret etmek istediğimi söyledim. Çok geçmeden adrese ulaştık. Mimar Sinan Camisi’nin sokağında tabelasız ve üç katlı bir binaydı. Türban ve uygun kıyafetleri giyerek kapıyı çaldım. Başında türbanı, üzerinde geceliğiyle kapıyı medrese sahiplerinden Havva Aksu açtı. Girişinde ayakkabıları çıkararak ikinci kata çıktım. İçeride eşi ve eşinin kardeşi de vardı ancak eşi başka bir odaya geçerek beni kadınlarla baş başa bıraktı. Ev bütün mobilya dekorasyonuyla bir medreseyi andırıyordu. Evde televizyon ve bilgisayar yoktu, salon olarak kullandıkları odada yalnızca minderler vardı. Sohbet tanışma faslıyla başladı.
‘TÜRBAN ALIŞKANLIĞI KAZANDIRACAK BONELER’
Havva Aksu medreseyle ve verdikleri eğitimle ilgili bana şunları anlattı:
“Medreseyi eşim ile birlikte işletiyoruz, bir de kurs açılınca yanıma bir yardımcı daha gelecek. Eğitim setimiz çocuklar için çok uygun. Arapça harfleri tek tek boyayarak öğrettiğimiz boya kitaplarımız var, bu şekilde yavaş yavaş sevdirerek ilerliyoruz. Esas olarak ilim, ihlas, iman, peygamber sevgisi, abdesti öğretecek kitaplar kullanıyoruz. Kıyafet olarak Fatih’ten aldığımız uzun kollu, eteği yere değen beyaz renkli elbiseleri giydiriyoruz. Kıyafete ek olarak türban alışkanlığı kazandıracak bonelerimiz var. Kitap ve kıyafet için 100 TL istiyoruz. Medrese her gün saat 10.00 ile 15.00 arasında açık, servis her gün evden alıyor, kurs sonunda eve bırakıyor. Servis ve kursun ücreti aylık 175 TL. Ailelerle konuşuyoruz, yemek planı yapıyoruz, ona göre herkes haftanın bir günü yemek getiriyor. Geçtiğimiz yıl da kurs açtık. Zaten önce dualardan başlıyoruz; Sübhaneke duasından Fatiha’ya kadar geliyoruz, sonrasında Kurana geçiyoruz. Birçok çocuk hatim seviyesine geldi. Öğrenme hızı çocuktan çocuğa göre değişiyor, burada önemli olan ailenin desteği. Bazen çocuğu teşvik ettirecek ödüller verilir bazen de ufak cezalarla ilgisi sağlanır. Genelde çocuklar yazları Kuran kurslarına gönderilir ama İslam 2 ayda öğrenilecek birşey değil. Biz de 2 aylığına müslüman değiliz. Temelinin bu yaşlarda atılması lazım. Çünkü, çocukların hafızaları çok güçlü oluyor, İslam’ı aşılamanın en güzel zamanı. Kendi yaşıtlarıyla, İslam ahlakını beraberce almaları, onların sosyal yaşamlarını etkiliyor. Devlet okullarındaki eğitim anlayışı çocukları köreltiyor. Eski sistemde zorunlu eğitim 8 yıldı, ortaokuldan sonra çocuğunu okula göndermesen de oluyordu. Şimdi 12 yıla çıktı, o yaştan sonra Kuran, ilim nasıl öğretilsin.”
‘DEVLETİN DİPLOMASIYLA DEĞİL HOCALARIMIZIN İCAZETİYLE’
Kendilerinin ilahiyat mezunu olup olmadığını sordum, aldığım cevapta ilginçti: “Biz o tarz bir anlayışa karşıyız, biz medreselerde eğitim görürüz, sonrasında gerekli yerlerdeki hocalarımızdan icazet alır, hoca oluruz. Diplomayla işimiz olmaz.” Hocalarının İsmailağa Cemaati’nden Mahmut Efendi olduğuna değinen Aksu, devletin verdiği eğitimi değil, medreselerin verdiği eğitimi dikkate aldığını da belirtti. Sohbeti bitirdikten sonra üst kata, kız çocuklarının eğitim aldığı yere çıktık. Mutfak, banyo ve üç odadan oluşan evde, bir oda oyun odası olarak ayrılmıştı. Odada ufak bir salıncak ve bir kaydırak vardı. Evin her yerine dualar ve İslami sözler asılmıştı. Bir odada oturak olarak minderler yer alırken asıl derslerin yapıldığı odada ise ufak çocukların içine sığabileceği büyüklükte kutucuklar vardı. Özel olarak yaptırıldığı belliydi, çocukların birbirlerine temas etmemeleri için tahta kutuların yanları da kapatılmıştı. Aksu, bu kutular sayesinde çocukların disiplinini sağladıklarını söyledi.
4- 6 YAŞLARINDAKİ ÇOCUKLARA TÜRBAN TAKIYORLAR
İstanbul Silivri’de Furkan Eğitim ve Kültür Derneği’ne bağlı “Osmanlı Sıbyan Medresesi” açıldı. İhbar üzerine harekete geçen YURT muhabirleri, medreseye girerek skandalı deşifre etti.
4,5,6 yaşlarındaki çocukları hedef alan medresedeki sözde hocaları Silivri Müftülüğü’ndeki yetkili “Orası iyi bir yer, zararsız, korkulacak bir şey yok anaokulu eğitiminin aynısı veriliyor” diye överken Milli Eğitim Müdürlüğü ise “Kayıtlarımızda böyle bir kurs yok” dedi.
SİLİVRİ’DE DUYMAYAN YOK!
Furkan Eğitim ve Kültür Derneği’ne bağlı Osmanlı Sıbyan Medresesi, Silivri’deki tüm caddeleri afişleriyle donattı. Devletin tüm kurumlarının haberdar olduğu medresenin kapatılması için hukuki süreç başlatılmaması dikkat çekti. Buna karşılık Silivri Müftülüğü’nden muhabirlerimize bilgi veren bir yetkili, “Orası iyi bir yer, zararsız, korkulacak bir şey yok anaokulu eğitiminin aynısı veriliyor. Çocuklar dini eğitim alıyor. Çevremizde çocuklarını gönderen arkadaşlarımız var. Özel bir kurs olduğu için müftülükle alakası yoktur” dedi.
Silivri İlçe Milli Eğitim Müdürlüğü’ndeki yetkili ise “Furkan Eğitim ve Kültür Derneği adı altında herhangi bir başvuruda bulunulmamış ve kursun herhangi bir kaydı mevcut değil” açıklamasında bulundu.
‘İSMAİLAĞA CEMAATİNE MENSUBUZ’
Furkan Eğitim ve Kültür Derneği’ne ilişkin yaptığımız araştırmada Furkan Dergisi ve Furkan Vakfı adı altında farklı grupların da olduğu ortaya çıktı. Bu grupların terör örgütü İBDA-C’ye yakın olduğu öğrenildi. Medrese hocalarından Havva Aksu muhabirimize “İsmailağa cemaatine mensubuz, Mahmut Efendinin öğrencileriyiz ve öğretilerini aktarmak için uğraş veriyoruz” dedi.
Silivri’de tüm devlet yetkililerinin bildiği yasadışı medresenin kapatılıp kapatılmayacağı ise merak konusu.
MEDRESELER 1925’TE KAPATILDI!
3 Mart 1924’te Tevhid-i Tedrisat Kanunu çıkartıldığında, Şeriye ve Evkaf Vekâleti veya vakıflar tarafından idare edilen medrese ve mektepler ve bunlara tahsis edilen ödenekler Milli Eğitim Bakanlığı’na devredildi. Bu devrim yasası çıktıktan sonra Milli Eğitim Bakanlığı’na ait yeni okullarla aynı amacı paylaşması imkânsız olan medreselerin tamamı 1925 yılında kapatıldı.












Bu konu hakkındaki yorumunuz