3. Yargı paketinin tutuklama işlemlerine getirdiği sınırlamalar gözleri CHP İzmir Milletvekili Mustafa Balbay ve Zonguldak Milletvekili Mehmet Haberal’ın yargılandığı Ergenekon davasına çevirdi. Ancak mahkeme, 3,5 yıldır tutuklu bulunan Mustafa Balbay, Mehmet Haberal ve İlker Başbuğ’un tahliye taleplerini yine reddetti.
Mahkemenin kararını muhalifgazete.com’a yorumlayan CHP Denizli Milletvekili İlhan Cihaner, “oradaki hakimler hakim değil, o yapı da mahkeme değil” dedi.
İşte Cihaner’in muhalifgazete.com’a yaptığı o sert açıklama;
Mahkeme sözcüğünü bile kullanamayacağımız bir yapıyla karşı karşıyayız. Hiçbir mahkeme elindeki dosya bittiğinde artık mahkeme olmaktan çıkacak ve oradaki görevi sona erecek bir şekilde görev yapamaz. Bir kere böylesi bir garabetle karşı karşıyayız. Yani oradaki hakimler hakim değil, o yapı da mahkeme değil. Çok açık bu.
HAKİMLİK YAPMAMALARI GEREKİR
Makemenin evrensel anlamda o sıfatı hak edebilmesi için bağımsızlık ve tarafsızlık esasına göre kurulmuş olması gerekir. Bu bu koşulları karşılamıyor dolaysıyla buna belki bir tashir memurluğu demek daha doğru olabilir. Ellerindeki dosyalar bitince o mahkeme ortadan kalkacak. Burada orada görev yapan hakimlerin debir etik sorunu da var bence. Bu koşullarda o hakimliği yapmamaları gerekir.
DAVAYA ÖZEL MAHKEME YARATILDI
Biz özel yetkili mahkemelerden şikayet ederken, başbakan özel yetkili mahkemelerin devlet içinde devlet olduğunu söyleyecek kadar rahatsızken, cumhurbaşkanı rahatsızken biz özel yetkililer içinde daha özel yetkili bir mahkeme yarattık. Davaya özel mahkeme yaratıldı. Bu mahkemelerden bir hakim ayrılırsa oraya nasıl görevlendirme yapılacaktır. Hangi yasaya göre atama yapılacaktır. Oraya atanan her hakim davaya göre atanmış olacaktır. Dolaysıyla hakimlerin tarafsızlığı yargıç bağımsızlığı bu koşulların hiçbirini karşılamamaktadır. Azcık hukuk etiği olan hiçbir hukukçunun o mahkemede görev yapmaması gerekir.
HEPSİ SİYASİ TUTSAK
Hala mahkeme bu kararda tutukluların delilleri karatma ve kaçma şüphesine dayanıyor mahkeme. Burada tutukluluklarına karar verilenlerin hepsine siyasi tutsak olarak bakmak gerekir. Bunu çok tekrar ediyoruz. Ama bu bugünkü kararla biraz daha ıspatlanmıştır. Gerçekten dehşet verici. Bu davalardaki her bir tutuklu siyasi rehinedir. Dolaysıyla tepkiyi herkesin yükseltmesi gerekir. Bu garabetin üstüne herkesin gitmesi gerekir.
Bir diğer konu da tutuklu milletvekillerinin durumudur. Tutuklu milletvekillerinin tutukluluğunun devamına karar verilmesi adaletsizliği biraz daha katmerli hale getirdi. Milli irade diyeceksiniz, halkın oylarıyla seçilmiş bu kadar milletvekilini çok kritik bir dönemde parlamentodan uzak tutacaksınız. Bugün partiler yeni anayasa için önerilerini sunuyorlar ama çok ciddi sayıdaki vekil yasama görevini yapamıyor. Yaşadığımız süreç hukuki değil siyasidir.
BAŞBAKAN DAHA ÖNCEDEN KARARI VERDİ
Ayrıca Başbakan çok önceden “biz bu yasayı tutuklu vekiller için çıkarmadık” diyerek hakimlerin nasıl karar verebileceğine dair kendi kararını açıkladı. Yani baş hakim olarak nasıl karar verilmesi gerektiğini söyledi.
Yani siz en ağır katliamların hükümlülerini salacaksınız ama eline kalemden başka bir şey almamış bunca yurtseveri tutuklu tutacaksınız. İnsanları adalet dışında hukuk dışında arayışlara itecek süreçleri zorlamaya başladı Türkiye’de. Umarım tatsız şeyler olmaz.












Bu konu hakkındaki yorumunuz