CHP lideri Kılıçdaroğlu, Dink davası hakkında konuştu: HSYK olaya müdahil olmalı.
KOCAELİ- CHP Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu, Bolu’da semt pazarında tanıştığı pazarcı İsmail Uludağ’ın daveti üzerine, İzmit’e giderken ziyaret ettiği Uludağ ailesinin evinde kahvaltı yaptı. Kılıçdaroğlu bağdaş kurup yer sofrasında kaymak, bal, cevizli börek yedi.
CHP lideri Kemal Kılıçdaroğlu, daha önce seçim çalışmaları sırasında Bolu’da semt pazarında tanıştığı İsmail Uludağ’ın daveti üzerine Ankara’dan İzmit’e giderken Uludağ ailesini ziyaret etti. Karacaağaç Mahallesi’nde oturan İsmail Uludağ’ın evine gelen Kılıçdaroğlu, hazırlanan yer sofrasına bağdaş kurup oturarak kahvaltı yaptı.
Genel Başkan Yardımcısı Gürsel Tekin, CHP Bolu Milletvekili Tanju Özcan, CHP Bolu İl Başkanı Mehmet Karakaşoğlu, İsmail Uludağ ile aynı sofrada bal, kaymak, domates, biber, zeytin, salam, yumurta, reçel, peynir ve cevizli börek yiyip çay içen Kılıçdaroğlu, aile ile sohbet etti. Diğer partililer ise aynı odada kurulan yer sofrasında kahvaltı yaptı.
Kılıçdaroğlu, İsmail Uludağ’ın takdir belgesi alan 5’inci sınıf öğrencisi kızı Ceren Uludağ’ın karnesine baktıktan sonra tebrik etti. Ceren, sofrada oturan Kılıçdaroğlu’na arkadan sarılarak fotoğraf çektirdi. Küçük kız, Kılıçdaroğlu’na, “Sizi çok beğeniyorum. Hep görmek istiyordum. Evimize geldiğiniz için çok sevinçliyim” dedi. Gürsel Tekin ile birlikte tebessüm eden Kılıçdaroğlu, “Ben de sizinle birlikte kahvaltı yaptığım için çok mutluyum” diye konuştu.
Kahvaltı yaptıktan sonra salona geçen Kılıçdaroğlu, kendisini görmeye gelen mahalleli kadınlarla sohbet etti. Kılıçdaroğlu, daha sonra İzmit’e gitti.
‘CİNAYETİN ÖRGÜTSÜZ İŞLENDİĞİNE DAİR VERİLEN KARAR DOĞRU BİR KARAR DEĞİL’
Kemal Kılıçdaroğlu, Bolu’da Uludağ ailesinin evinde mahalleli kadınlarla sohbet ettikten sonra gazetecilerin sorularını yanıtladı. Bir gazetecinin, “Hrant Dink davası ile ilgili olarak ne söyleyeceksiniz?” sorusunu Kılıçdaroğlu, şöyle cevapladı:
“Toplum vicdanını büyük ölçüde rahatsız etti. Toplumun tüm kesimlerinden tepki var. Özellikle böyle bir cinayetin örgütsüz işlendiğine dair verilen karar, gerçekten doğru bir karar değil. Bu konuda yüzlerce yazı yazıldı, kitaplar yazıldı, örgütün varlığı ortaya konuldu. Özellikle kamu içinde cinayete dolaylı da olsa destek verenlerin isimleri açıklandı. O dönem istihbaratta görev yapan isimler, tek tek kamuoyunun önüne getirildi. Ama bütün bunların tamamı görmezlikten gelindi. Ve böyle bir karar çıktı. Ve o karardan ötürü hem yargıç hem savcı birbirlerine düştüler. Demek ki verilen doğru bir karar değil.”
Kılıçdaroğlu hukukun toplum vicdanına uygun tecelli etmesi gerektiğini ifade etti. Kılıçdaroğlu, şöyle devam etti:
“Eğer onbinler verilen kararı protesto ediyorsa, demek ki toplum vicdanında kabul gören bir karar da değil. Türkiye Cumhuriyeti eğer hukukun üstünlüğüne inanıyorsa, hukukun üstünlüğünü bu ülkede, bu coğrafyada egemen kılmak istiyorsa hukukun toplum vicdanına uygun tecelli etmesi lazım. Ama siyasi otoriterin istemleri doğrultusunda, kararları doğrultusunda eğer siz oturup hukuk oluşturuyorsanız, bu hukuk evrensel hukukla her zaman çatışır. Geldiğimiz nokta da bu. Öteden beri üzerinde durduğumuz bir konu var. Yargı, bağımsız ve tarafsız olsun. Yargı, siyasi otoritenin eline girmesin. Ama tam tersine anayasa referandum süreci sonrasında gelişen olaylar: Yargı eskiden de bağımsız değildi, şimdi tam bağımlı hale geldi. Bu bizim için üzüntü verici bir olay.”
İSTİHBARAT KİMDEN GELDİ?
Kılıçdaroğlu, bir gazetecinin Irak sınırındaki Uludere’de yaşanan olaya ilişkin sorusuna da ”Uzun yıllardır terörün bitmesi konusunda, siyasi otoriteler kendi üstlerine düşen ve kendi felsefelerine, programlarına uygun olarak mücadele ediyorlar. Ama geldiğimiz süreçte bunda başarılı olmadıkları ortaya çıkmıştır” diye konuştu.
Terörün sona ermesi için yeni ve sağlıklı projelerin üretilmesi gerektiğini dile getiren Kılıçdaroğlu, şöyle devam etti:
”Hükümetin bu konuda çok net bir tavır takınması gerekiyor ama ortada böyle bir şey görmedik. Uludere’de öldürülen 34 yurttaşımızla ilgili olarak ben şu soruyu sormuştum. Bu istihbaratı kimden aldınız? Bu sorunun yanıtı şu ana kadar alınmış değil. İstihbaratın kimden geldiği belli aslında. Çünkü bu istihbarat yazılı olarak Genelkurmaya gitmiştir. Genelkurmay bunun gereğini yerine getirmiştir ve hükümet Genelkurmay’ın görevini tam yaptığını söylüyor. Sayın Başbakan açıkça destek veriyor. O zaman bizim sormamız gereken bir soru var. İstihbaratın kimden geldiği açıklanırsa, 34 yurttaşımızın kimler tarafından öldürüldüğü de açığa çıkmış olur.”
TÜRKİYE’DE ADALET YOK
Kılıçdaroğlu, Agos Gazetesi Genel Yayın Yönetmeni Hrant Dink’in öldürülmesine ilişkin mahkemece verilen kararı değerlendirirken, ”Türkiye’de adalet yok. ‘Hukukun üstünlüğü’ diye bir kavram sadece kitaplarda yazılı. Yargının kendi içindeki tartışmalar bile olayın vahametini gösteriyor. Yargının bağımsız ve tarafsız olması çok önemli. Tarafsızlığını ve bağımsızlığını kaybetmiş bir yargı adalet dağıtamaz” dedi. Kılıçdaroğlu, Gebze’deki Marmara Nakliyeciler Terminali’ni ziyaret ederek, kamyoncuların sorunlarını dinledi.
Toplantının sonunda gazetecilerin gündeme ilişkin sorularını cevaplandıran Kılıçdaroğlu, ”Cumhurbaşkanı Gül’ün bir açıklaması oldu ve ‘CHP görev süresinin 5 yıl olduğunu düşünüyorsa Anayasa Mahkemesine gidecektir’ dedi. Bu konuda ne diyeceksiniz?” sorusuna ”Bu söylemi ve ilgili yasayı salı günü grup toplantısında değerlendireceğiz” karşılığını verdi. Agos Gazetesi Genel Yayın Yönetmeni Hrant Dink’in öldürülmesine ilişkin mahkemece verilen kararı nasıl değerlendirdiğinin sorulması üzerine de şunları kaydetti:
”Türkiye’de adalet yok. ‘Hukukun üstünlüğü’ diye bir kavram sadece kitaplarda yazılı. Yargının kendi içindeki tartışmalar bile olayın vahametini gösteriyor. O nedenle yargının bağımsız ve tarafsız olması çok önemli. Tarafsızlığını ve bağımsızlığını kaybetmiş bir yargı adalet dağıtamaz. Savcıların olaya müdahil olması lazım. ‘Örgüt var’ deniliyor. Bir başka kesim ‘Yok’ diyor. Parasız eğitim isteyen üniversite öğrencilerini örgütlü diye alıyorsunuz aylarca hapiste tutuyorsunuz. Cinayet işleniyor, Trabzon’dan Ankara’ya kadar uzanan bir süreç var. O sürecin içinde pek çok kamu görevlisi var ama ortada örgütü bulamıyorsunuz. Böyle adalet olur mu?”
Kılıçdaroğlu, ”İzmir Büyükşehir Belediye Başkanı Aziz Kocaoğlu için 400 yıl ceza istenmesi konusunda ne diyeceksiniz?” şeklindeki soruya da ”400 yıl az. Bence 1000 yıl olsa daha iyi olurdu. Adalet böylece tecelli ederdi” diye cevaplandırdı. Nakliyecilerin çok ciddi sorunları olduğunu ifade eden Kılıçdaroğlu, ”AKP ‘Yol yaptık’ diyor ama kamyoncular mazotun pahallılığından yolu kullanamıyor ki. Bu yüzbinlerin sorunlarını dile getirmeliyiz. Geçinemiyor kamyoncular. Garajları çamur içinde” diye konuştu. Kılıçdaroğlu, kamyonculardan önce de Sakaryalılar Derneğini ziyaret etti.
Bölgedeki sanayileşmenin çevrede yaşayanların sağlığını tehdit ettiğini öne süren dernek üyeleriyle sohbet eden Kılıçaroğlu, şöyle konuştu:
”Türkiye’nin pek çok ili organize sanayi beklerken sadece bir yerde yoğunlaşma insanları dışlama anlamına geliyor. Oysa sanayiye ‘Evet’ diyoruz ama sanayi insan için candır. Eğer insanı sanayiden uzaklaştırırsanız bu doğru bir uygulama değil. Dilovası’nın çevre sorunlarının takipçisi olacağız. Sanayinin de sanayicinin de belirli plan içinde hareket etmesi ve çevreye karşı duyarlı olması gerekir. Bu bölgede çevre sorunlarından söz edenler, özellikle bürokratlar bir şekilde susturuluyor. Bizim sesimizin daha gür çıkması için bize destek vermelisiniz. Buradan AKP’ye yüzde 58 oy çıktı. ‘Yüzde 58 oy verdik başımıza bunlar geldi’ diye bir düşünün. Ben de size söz veriyorum sorunlarınıza sahip çıkacağız.”












Bu konu hakkındaki yorumunuz