
Safile Usul
CHP, milletvekili maaşlarına zam tepkisini yasa geçtiktan hemen sonra verseydi inandırıcı olabilirdi ama artık böyle bir şansı yok.
Yasa perşembe günü geçti, CHP hiçbir spontane ve doğal tepki vermedi, herkes iyiydi, hoştu.
Ne zaman fark edildi ki kamuoyu tepkili o zaman ilk tepki verildi.
Sonra çok daha ayıp bir biçimde imzayı atan iki kişi için, “disipline vereceğiz” açıklaması yapıldı.
Yani, bir de, kendini kurtarmak için alttakini kurban etme gibi çok ayıp bir işe imza atıldı.
Günlerdir bakıyorum, okuyorum…
Besbelli ki CHP bu işe onay vermiş.
Bazı milletvekilleri ile konuştum.
Diyorlar ki, “Bir vekilin grup başkanvekilinin bilgisi olmadan, grup başkanvekilinin de genel başkanın haberi olmadan hareket etmesi inanın ki mümkün değildir.”
Tabii ki öyledir, o iki milletvekili tek başına yapmaz bunu, adamları kurban olarak seçmeye devam edip daha da fazla utanılacak duruma düşmeyin bence o nedenle.
Ayrıca, bundan oy çıkmaz, korkulmasın.
Ki, bir muhalefet partisi kendisini iktidar partisinden çok daha asil bir seviyede konumlandırmak zorundadır.
Çünkü iktidar partileri iktidar gücünün etkisinden istifade ederler ama…
Bir muhalif parti “idee” ve ahlaktan beslenir.
Ve, önce imzalatıp, sonra susup, tepki gelince, “ben yapmadım, o yaptı” demek asil değil, ayıptır, ilkokul çocuğu haline sokar insanı ayrıca da.
Kimse de kılını kıpırdatıp, ilkokul çocuğuna oy vereyim demez extradan.
Veren zaten veriyordur vatan, millet aşkına ama her vatandaş aşırı siyasal duyarlılık taşımaz.
Onların da sende bir akıl, bir fikir, bir seviye, bir orijinallik vs. bulması gerekir.
Şimdi madem başladık, devam edelim CHP’den.
CHP 2011 senesinde orijinal bir parti olduğu yönünde hiçbir emare vermedi kamuoyuna.
Bol bol komiklik yaptı.
Örnek veriyorum…
Hükümet partisi bedelli askerlik yasasını çıkardı.
Önce Akif Hamzaçebi kameralara dedi ki..
“AKP kuzu kuzu bizim dediğimize geldi.”
Bundan çıkan anlam ne?
“Bu bizim projemizdi, önce karşı çıktılar, sonra tıpış tıpış yaptılar.”
Sonra ne oldu?
Basında, “CHP bedelliyi Anayasa Mahkemesi’ne götürecek” haberleri çıktı.
Ama olayın abesliği o kadar belliydi ki sonra bundan vazgeçildi.
Lakin CHP bedelli askerlik konusunda bin türlü varyasyon proje üretti.
Alt varyasyon tabii, yani Hükümet’in bedelli projesine alt varyasyon.
Üstelik arada bir de, “Bedelli askerlik Anayasa’nın eşitlik ilkesine aykırıdır” denerek.
Bu bedelli olayı dışında diğer hemen her konuda AKP konuları takip edildi.
Kürt meselesi dendi…
Hadi biz de birşey diyelim, ondan geri kalmayalım.
Şunu dedi, biz önceden demiş olalım.
Vs. vs.
Bir de…
Ekranlarda sürekli, “Sayın Başbakan” diyen CHP yetkilileri.
Ama nasıl, peşpeşe, aralıksız, ardarda, sesini bu vurguya vererek…
Ona karşı bir sığınma hissi duyuyor gibi.
Olabilir ama o zaman neden muhalefet partisinde?
Muhalefet partisi demek…
“Ben iktidardaki siyasi partiyi ve onun liderlerini beğenmiyorum, siz de beğenmeyin, bana bakın, iş bende” hissini veren parti ve kişi/kişiler demektir.
Pardooooooon…
Bu hissi vermekten önce, bu hissi kendisi taşıyan demektir.
Bir insan veya bir parti kendisinin taşımadığı bir hissi bir başkasına da yansıtamaz ve onu bu yönde etkisi altına alamaz.
Yine, başka bir örnek…
Başbakan’ın annesinin cenaze töreninde bir CHP yöneticisinin taziye mesajı…
“Anneciğiniz” ifadeli.
Bu çok mesafesiz bir ifade tarzı olmasının yanı sıra bir muhalefet partisi yetkilisinin muhalafet yaptığı bir başbakan ile ilişkisinde kullanacağı dil olamaz.
Çünkü bu dil muhalefet yaptığı kişinin gücüne önem atfeden bir semboldür.
Bu mesajın sahibinin TV görüntülerindeki hali ise, şöyle…
Eli havada, dakikalarca Başbakan onu görsün ve elini tutsun diye bekliyor.
Oysa Başbakan onu görmüyor bile, eli havada öylece bekliyor.
Beden dilini bir görseniz, acırsınız.
Böyle bir resim hangi halkta muhalefetin gücü hissi uyandırır?
Hiçbir halkta.
Muhalefet en önce bir histir, taşınır ve verilir.
Ve…
Varsa vardır, yoksa da yok.











Bu konu hakkındaki yorumunuz