Yargının yükselen yıldızı Haşim Kılıç

BAŞKAN’IN İBDA-C SESSİZLİĞİ 

TBB Başkanı, Haşim Kılıç’ın yemin ettiği 7 Aralık 1990’da, hakkındaki tarikatçılık savlarını reddetmesini ya da asılsızlığını ispatlaması gerektiğini açıklıyor. Ben, belli bir tarihe kadar gazeteleri taradım ancak Kılıç’ın bir açıklamasını bulamadım.

Haşim Kılıç, 23 Kasım 1990’da, Anayasa Mahkemesi üyeliğine seçiliyor. O tarihte İstanbul Barosu Başkanı olan Turgut Kazan, Sayıştay Kanunu’nun bazı maddelerini değiştiren 3677 sayılı kanunun Anayasa’ya aykırı olduğunu, bu kurallara dayanılarak tarikat mensubu bir Sayıştay üyesinin Anayasa Mahkemesi üyeliğine seçileceğini, ismini de belirterek bazı gazetelere ve köşe yazarlarına duyuruyor. Bunun üzerine basın konu ile ilgileniyor, gazetelerin bir kısmı habere birinci sayfada ve manşette yer veriyor, bazı yazarlar da konuyu köşelerine taşıyor (Milliyet 27, 28, 30 Kasım, 1, 2 Aralık 1990; Sabah 25, 30 Kasım 1990; Hürriyet 24, 27, 28, 29 Kasım, 1 Aralık 1990).

Haşim Kılıç, hakkındaki “Nakşibendi” tarikatı mensubu olduğu iddiasını çok basit bulduğunu bildirip “Bu görevin ehemmiyeti ve ülkenin içinde bulunduğu şartlar nedeniyle bu iddialar karşısında cevap vermemekten ötürü beni hoş karşılayın’’ diyor. Ulusal Basın Ajansı haberine göre tarikatçı olduğu iddialarının gerçeği yansıtmadığını ifade eden Kılıç, “Laik bir dünya görüşünü benimsediğinizi söyleyebilir misiniz?” sorusunu, “Polemiğe girmek istemiyorum. Çünkü bunun arkası gelir” diye yanıtlıyor. Atatürk’le ilgili görüşlerini yine polemiğe yol açmamak için açıklayamayacağını söylüyor (Hürriyet, 22 Kasım 1990, s. 1 manşet, s. 19).

‘Tarikatçı üye’ 

Seçilmesine tepkiler durmuyor. Türkiye Barolar Birliği (TBB) Başkanı, yanında Ankara ve İstanbul baro başkanları olduğu halde, Haşim Kılıç’ın Anayasa Mahkemesi’nde yemin töreninin yapıldığı gün (7 Aralık 1990) ve saatte (10.00) bir basın toplantısı düzenliyor. TBB Başkanı, bu üye hakkındaki tarikatçılık, anti-laiklik ve televizyon izlememesi savlarını kendisi reddetmediği ve asılsızlığı kanıtlanmadığı sürece konuyu ciddi bir kaygı ile değerlendireceklerini açıklıyor. Anayasa Mahkemesi’nin 3677 sayılı kanunu iptal etmesi halinde, herhangi bir işleme gerek kalmadan hem Sayıştay’a üye olarak seçilen 9 kişinin, hem de Haşim Kılıç’ın üyeliklerinin, herhangi bir işleme gerek kalmadan düşeceğini savunuyor.

Ben bu haberleri ilk kez okuduğumda bir yanlışlık olabileceğini düşünerek gazeteleri belli bir tarihe kadar taradım; Haşim Kılıç’ın bu haberlere ilişkin bir açıklamasını veya düzeltmesini bulamadım. Yemin ettiği gün gazeteciler de aynı konularla ilgili sorular yönelttiği halde yine açık bir cevap alamıyorlar.

Gölge Dergisi temsilciliği 

Haşim Kılıç üye seçildikten sonra da hakkındaki iddialarla ilgili haberler zaman zaman basında yer alıyor. 24 Şubat 1991 günlü Hürriyet Gazetesi’nin 16. sayfasında, “Tarikatçı üye şeriatçı dergide yöneticilik yapmış” başlığı altında bir haber yayımlanıyor. Haber aynen şöyle: “Anayasa Mahkemesi’nin tarikatçılıkla suçlanan tartışmalı üyesi Haşim Kılıç’ın, 12 Eylül öncesinde İslam devrimi için silahlı mücadele veren bir grubun yayın organı olan GÖLGE Dergisi’nin Ankara temsilciliğini yaptığı belirlendi. Radikal İslamcı derginin 7. sayısının da Atatürk’e hakaret edildiği gerekçesiyle toplatıldığı öğrenildi. 1976 yılı içinde 10 sayı çıktığı belirlenen derginin tüm sayılarında İslam devrimi için silahlı çağrı yapılıyordu.”

Haberde adı geçen GÖLGE Dergisi’nin 9 sayısını inceledim; 3. sayısını bulamadım. Toplatıldığı ifade edilen 7. sayı değil, 3. sayı olmalı. Gerçekten 1. ve 2. sayıların kapağının içinde Ankara temsilcisi olarak “H. Kılıç”, 4. sayıda ise arka kapağın içinde “Haşim Kılıç” gösterilmiş. Bundan sonraki sayılarda yurt içi temsilcilerinin isimleri verilmiyor; gittikçe genişleyen bir liste halinde dış temsilcilerin isimleri yazılıyor. Dergi, adeta uluslararası bir hareket yürüttüğü izlenimini vermek istiyor.

Hürriyet Gazetesi’nin 24 Şubat 1991 tarihinden sonraki 1 aylık sayılarını dikkatle inceledim; Haşim Kılıç’ın bu konu ile ilgili bir açıklamasını bulamadım.

Baran Dergisi’nden doğrulama 

Haşim Kılıç Anayasa Mahkemesi Başkanı seçildikten sonra aynı konu yeniden gündeme geliyor. BARAN Dergisi’nin 1 Mayıs 2008-18 günlü, 69. sayısında “Salih Mirzabeyoğlu niçin içeride? AKP niçin iktidar?” başlığı altında, Avukat Ahmet Aslan imzalı bir yazı yayımlanıyor: “… Salih Mirzabeyoğlu’nun yıllardır cezaevinde olmasına mukabil, hayatları Salih Mirzabeyoğlu’nun hayatı etrafında gezinmekle ve bundan prim devşirme hesabı ile geçmiş kişilerden birisi Cumhurbaşkanı, birisi Başbakan, birisi Anayasa Mahkemesi Başkanı, birçoğu da milletvekili… 12 Eylül öncesinde Salih Mirzabeyoğlu’nun başında bulunduğu hareketin yayın organı olan GÖLGE Dergisi’nin Ankara sorumlusu, şimdi Anayasa Mahkemesi Başkanı olan Haşim Kılıç’tı.”

AYDINLIK Dergisi, 8 Haziran 2008 günlü sayısında “Haşim Kılıç, İBDA-C’yi kuran ekiple bağlantılıydı” başlığı altında BARAN Dergisi’nin yukarıdaki yazısına gönderme yaparak bu yazının bir kısmını aynen yayımlıyor ve dönemin radikal İslam çevrelerine yakın kaynakların da Kılıç’ın bu görevini doğruladıklarını iddia ediyor. Dergi, bu haberi yayımlamadan önce Haşim Kılıç’a başvurarak, 12 Eylül 1980 öncesinde GÖLGE isimli yayın organının Ankara temsilciliği görevini yapıp yapmadığını; söz konusu yayın organında imzalı veya imzasız yazısının yayımlanıp yayımlanmadığını ve o zamanki görüşlerini bugün de savunup savunmadığını soruyor.

Haşim Kılıç bu sorulara telefonla verdiği cevapta aynen “Benim 1975, 76 ve daha sonraki yıllarda o isimdeki bir dergi ile veya öyle kişilerle, gruplarla uzaktan yakından bir ilgim yoktur, olmamıştır. Künyede Haşim Kılıç diye geçse de asla ilgim yoktur. Baran diye bir dergiyi görmedim, bilmiyorum. O dediğiniz kişiyi tanımam. Öyle kişilerle bir alakam yoktur. İsmimi nasıl yazarlarmış, arayıp tahkik edeceğim. Ben, o tarihlerde Sayıştay’da görevli devlet memuruydum. Müstafi addedilmem gerekir. Benim olmam mümkün değildir” diyor ve iddiayı tümüyle reddediyor. Böylece, 17 sene gecikmeli de olsa Hürriyet Gazetesi’nde çıkan haberi de yalanlamış oluyor.

AYDINLIK Dergisi’nin sorduğu sorulardan birine, ben de kısmen cevap verebilirim. GÖLGE Dergisi’nin mevcut 9 sayısında Haşim Kılıç imzası ile yayımlanmış bir yazı yoktur.

‘Özal bu ekipte’ 

Haşim Kılıç’ın telefonla verdiği yanıta karşın AYDINLIK Dergisi, Salih Mirzabeyoğlu’nun “Tilki Günlüğü” isimli 6 ciltlik kitabında, cilt ve sayfa sayılarını da belirterek, birçok kez Haşim Kılıç’tan söz edildiğini yazıyor. AYDINLIK Dergisi’ne göre Haşim Kılıç, başından itibaren Mirzabeyoğlu ile beraber. Turgut Özal da bu ekipte ve Haşim Kılıç’ın Özal’la yakınlığı bu dönemden geliyor.

BARAN Dergisi’nin 19 Haziran 2008 tarihli sayısında, Avukat Harun Yüksel’in (GÖLGE Dergisi’nin Eskişehir temsilcisi) “Haşim Kılıç neyi/niçin inkar etmeye çalışıyor?” başlıklı bir yazısı yayımlandı. Yazıda, Anayasa Mahkemesi Başkanı Haşim Kılıç’ın, GÖLGE Dergisi’nin Ankara temsilcisi olduğu belirtiliyor. Yüksel, Salih Mirzabeyoğlu ile Haşim Kılıç’ın, derginin çıkmaya başladığı 1975’ten çok önce, Eskişehir İktisadi ve Ticari İlimler Akademisi’ne başladığı 1970 yılında tanıştıklarını kesin bir ifade ile açıklıyor. Yüksel, ikisi arasındaki ilişkinin basit/sığ/sıradan bir tanışmanın çok ötesine geçen arkadaşlık/dostluk/gönüldaşlık ve yoldaşlık niteliğinde olduğunu ifade ediyor.

‘H. Kılıç değilim’ iddiası 

AYDINLIK Dergisi, 8 Haziran 2008 tarihinden sonraki sayılarında da konuyu genişleterek irdelemeyi sürdürüyor; iddiasına dayanak olarak BARAN Dergisi’nden alıntılar yapıyor, yeni belgeler yayımlıyor. Konu, yazılı ve görsel basında da geniş biçimde yer alıyor.

AYDINLIK Dergisi’nin talebi üzerine Haşim Kılıç, Anayasa Mahkemesi Genel Sekreteri eliyle 12 Haziran 2008 tarihli yazılı bir açıklama gönderiyor: “Anayasa Mahkemesi Başkanı Sayın Haşim Kılıç’ın daha önce sizinle telefonla yaptığı görüşmedeki sözlü açıklamaları, bugün de geçerliliğini korumaktadır.”

Aynı günün gecesi Kanal D’nin 32. Gün programında konu tartışılırken Haşim Kılıç, yazılı bir açıklama yapıyor; bu açıklama ekrana yansıtılıyor. Anayasa Mahkemesi Başkanı, GÖLGE Dergisi’ndeki “H. Kılıç” imzasının halen İstanbul’da mukim Hüsnü Kılıç’a ait olduğunu, bu hususun kendisi tarafından teyit edildiğini, adı geçen kişinin bu konudaki açıklamalarını Kanal D ve AYDINLIK Dergisi’ne göndereceğini ifade ediyor. Hüsnü Kılıç da GÖLGE Dergisi’nde “H. Kılıç” olarak sorumlu makamda yer alan kişinin kendisi olduğunu açıklıyor; bunları Kanal D haber programında da tekrarlıyor.

 Cevapsız kalan sorular 

GÖLGE Dergisi olayını, adı geçen diğer dergileri de bizzat inceleyerek özetlemeye çalıştım. Olayların bir kısmına hiç değinmedim; kişiler hakkında ilgili dergilerde yapılan nitelendirmelere yer vermedim. Haşim Kılıç’ın açıklamalarını önemsiyorum çünkü kendisi Yüksek Mahkeme yargıcı. Üstelik o mahkemenin başkanı. Olayı tümüyle reddediyor; kural olarak inanmamız gerekiyor.

Fakat bu halde bazı soruların cevabını vermek mümkün olamıyor:

1. Haşim Kılıç ve Hüsnü Kılıç, GÖLGE Dergisi’nde Ankara temsilcisi olarak yazılan “H. Kılıç” isminin Hüsnü Kılıç’ı ifade ettiğini söylüyor. Bir isim karışıklığı olabilir. Ancak derginin 4. sayısında Ankara temsilcisi, ismi de zikredilerek “Haşim Kılıç” olarak gösterilmiş. Bu Haşim Kılıç kim?

Sayıştay’daki arkadaş… 

2. Haşim Kılıç’ın sözlü ve yazılı açıklamalarında söylediği gibi kendisinin GÖLGE Dergisi ile veya öyle kişilerle, gruplarla uzaktan yakından bir ilgisi yoksa, bu derginin yayın kurulunda olan ve dergide açık ismiyle yazılar yazan Salih Mirzabeyoğlu ile de ilgisi yok demektir.

a) Aynı derginin Eskişehir temsilcisi Av. Harun Yüksel, ısrarla Kılıç ve Mirzabeyoğlu’nun tanıştıklarını, dost ve yoldaş olduklarını söylüyor.

b) İBDA-C lideri Salih Mirzabeyoğlu’nun TİLKİ GÜNLÜĞÜ adlı 6 ciltlik kitabının UFUK İLE HAFİYE alt başlıklı 3. cildinde yazar, Haşim Kılıç’tan “Sayıştay” müfettişi olarak söz ediyor (s. 54); bir başka sayfada (s. 563) “Haşim Kılıç’ın Sayıştay’daki arkadaşı Ahmet Arıca, vefat etti …” ibaresi var. Sayıştay’da müfettişlik kadrosu yok. Haşim Kılıç o tarihte Sayıştay denetçisi. Haşim Kılıç’ın arkadaşı olarak tanıtılan Ahmet Arıca ise gerçekten Haşim Kılıç’ın arkadaşı ve kendisi ile birlikte Sayıştay üyeliğine seçilen 21 kişiden biri (14 Kasım 1985 günlü, 18928 sayılı Resmi Gazete); üye seçildikten sonra da vefat ediyor. Günlüklerin yazıldığı tarihte Sayıştay’da başka bir Haşim Kılıç ve başka bir Ahmet Arıca yok.

Haşim Kılıç’ın açıklamasını esas alırsak, Av. Harun Yüksel’in ve İBDA yayınlarında çıkan İŞKENCE isimli kitabında (s. 132-133) kendisine “Arkadaşım” diyen Salih Mirzabeyoğlu’nun gerçek dışı yazdıklarını, anlattıklarının hayal ürünü olduğunu kabul etmemiz gerekiyor.

Tazminat davası yok 

3. BARAN Dergisi 19 Haziran 2008 tarihli sayısında, “Haşim Kılıç hadisesi” başlıklı yazısında, “H. Kılıç’ın kendisi olduğunu kabullenen Hüsnü Kılıç’ın 1959 doğumlu ve 1975 yılında 16 yaşında olduğunu, yaşı bakımından o tarihte GÖLGE Dergisi’nin Ankara temsilcisi olamayacağını” açıklıyor. Bu açıklamalara göre derginin Ankara temsilcisi kim?

Kavganın sonunu tam olarak izleyemedim. Sonlanıp sonlanmadığını da bilmiyorum. AYDINLIK Dergisi, 12 Nisan 2009 tarihli sayısında Haşim Kılıç’la ilgili haberler nedeniyle açılan davada beraat ettiğini duyurdu. Aldığım duyuma göre mahkeme kararına karşı temyiz yoluna başvurulmuş; Haşim Kılıç ayrıca tazminat davası açmamış.

Başkanlık görevine nasıl getirildi? 

Demokrasinin var olduğu toplumlarda herkes din ve vicdan hürriyetine, düşünce ve kanaat hürriyetine sahiptir. Kimse dini inançları ve görüşleri, düşünce ve kanaatleri nedeniyle kınanamaz ve bunları açıklamaya zorlanamaz. Bu samimi inancıma karşın Anayasa Mahkemesi Başkanı’nın hukuki durumunu tartıştığım bu incelemede, kendisinin bir dini örgütle ilişkisi olduğu yolundaki iddialara ve verdiği cevaplara ana çizgileri ile değinmemin nedeni, mensup olduğu kurumun ve bu kurumdaki görevinin önemi ve niteliğidir.

Haşim Kılıç’a yöneltilen bu iddialar, kendisinin Anayasa Mahkemesi’nin verdiği bazı kararlarda kullandığı oylarla ilişkilendirildiğinden, daha açık deyimle dini görüş ve düşüncelerinin görevine yansıdığı ileri sürüldüğünden, bu iddialar hukuki bir boyut da kazanmaktadır. Kaldı ki söz konusu örgütün amacı hakkında ileri sürülen görüşler, görevinin kendisinde bulunmasını gerekli kıldığı nitelikler yönünden de bir değerlendirmeyi zorunlu kılmıştır.

Hukuki dayanağı olmadan… 

TBMM Genel Kurulu’ndaki açıklamalarına uygun olarak Sosyal Demokrat Halkçı Parti, 3677 sayılı kanunun iptali için Anayasa Mahkemesi’nde dava açıyor. Anayasa Mahkemesi, 11 Temmuz 1991 günlü, 21 sayılı kararı ile Sayıştay Kanunu’nun adı geçen kanunla değiştirilmiş olan 5. maddesini, 6. maddesinin 3., 4., 5. fıkralarını ve geçici 1. maddeyi oy çokluğu ile iptal ediyor (AMKD, Sayı 27, s. 423-466). O tarihte Anayasa Mahkemesi asıl üyesi olan Haşim Kılıç’ın kararda isminin yer almaması, yerine bir yedek üyenin katılması anlamlı bir davranış olarak dikkati çekiyor. Böylece Plan ve Bütçe Komisyonu tarafından 21 Kasım 1990 tarihinde yapılan Sayıştay üyeliği seçimlerinin ve bu seçimle Sayıştay üyesi olarak atananların hukuki dayanağı ortadan kalkıyor.

Buna karşın Haşim Kılıç, üyelik görevini sürdürüyor. 7 Aralık 1999 tarihinde ilk kez, 7 Aralık 2003 tarihinde ikinci kez Anayasa Mahkemesi Başkanvekilliğine; 12 Ekim 2007 tarihinde de Vural Savaş’ın öngörüsü gerçekleşerek (Atatürk’ün Kemiklerini Sızlatan Parti CHP, s. 145) Anayasa Mahkemesi Başkanlığı’na seçiliyor. 14 Eylül 2011 tarihinde de yeniden yapılandırılan Anayasa Mahkemesi, güvenini tazeleyerek, kendisini ikinci kez başkan olarak seçiyor.

Sayfalar: 1 2 3 4 5

Bu konu hakkındaki yorumunuz

  

  

  

Diğer sounçlar..

Generic selectors
Exact matches only
Search in title
Search in content
Post Type Selectors
Filter by Categories
BİLİM VE TEKNOLOJİ
DÜNYA
DW HABER
EKONOMİ
GÜNDEM
KÖŞE YAZILARI
KÜLTÜR & SANAT
MEDYA & MAGAZİN
SAĞLIK
SPOR
YOUTUBE