Bir yılda kaç kişi dinlendi?

70 bin kişi dinlendi…

Ulaştırma Denizcilik ve Haberleşme Bakanı Binali Yıldırım, Telekomünikasyon İletişim Başkanlığının (TİB) dinleme yetkisinin olmadığını, görevinin dinleme yapmak isteyen yetkili kurumlara izin vermek veya vermemek olduğunu belirterek, bir yılda 5 binden fazla dinleme talebini reddettiğini söyledi. 

TBMM Plan ve Bütçe Komisyonunda bakanlığının bütçesi üzerinde milletvekillerinin sorularını yanıtlayan Yıldırım, dinleme konusunda toplumda ciddi bir algı olduğunu belirterek, insanların “Acaba dinleniyor muyum?” diye endişe ettiğini, bunu gidermek zorunda olduklarını belirtti.

Dinlemenin yasal ve yasal olmayan boyutu olduğunu, 2007 yılına kadar konuyla ilgili hiçbir kural ve düzenleme bulunmadığını hatırlatan Yıldırım, yapılan düzenlemeyle dinleme konusunda yetkili kurumların belirlendiğini, bunların polis istihbarat, jandarma istihbarat ve MİT olduğunu anlattı. Bu 3 kurum dışında yasal olarak mahkeme kararıyla dinleme yetkisi olan kurum, kuruluş ve kişi bulunmadığına işaret eden Yıldırım, “Bu her ülkede var; ülkenin güvenliği, suçların önlenmesi, terörle mücadele, iç ve dış istihbarat toplamak için kanunlarında tadat edilmiş” dedi.

Bir milletvekilinin “Geriye yönelik dinleme var mı?” sorusuna karşılık Yıldırım, “Geriye dönük dinleme yok ama geçmişe yönelik kayıtlara erişim var. Kim kimle konuşmuş… Ama bunun için de mahkeme kararı aranıyor. İçerik için yok” karşılığını verdi.

Daha önce Jandarma veya bir başka istihbarat kuruluşunun bir telefon için karar alarak bütün o ildeki dinlemeleri yapabildiğine dikkati çeken Yıldırım, ancak şimdi her telefon için ayrı mahkeme kararı gerektiğini kaydetti. Dinlemelerle ilgili gelen kararları TİB’in incelediğini, alınan karar, izin, mahkemelerde yazılan konular, dinlemenin kapsamına baktığını, yasaya uymadığı takdirde reddettiğini söyledi.

Yıldırım, prosedürün nasıl işlediği konusunda, şöyle konuştu:

“Türkiye’de bütün dinleme talepleri önce mahkemeye gidiyor, daha sonra mahkeme kararı TİB’e geliyor. TİB bunu inceleyip yol veriyor. TİB, 5 binden fazla dinleme talebini reddetmiş, bir yılda 70 binini kabul etmiş. Nüfusun binde birine geliyor. Bu konuda yanlış bilinen bir doğru var; TİB hiçbir şeyi dinlemiyor, dinleme yetkisi yok. Bu kuruluşun tek görevi, dinleme yapmak isteyen yetkili kurumlara dinleme için uç vermesi, izin vermesi veya vermemesidir. Eskiden bunu telefon şirketinden alıyordu. Şimdi o yok. Reddetme hakları var. 5 binini geri göndermiş. Mahkeme kararının sınırlarının belli olması lazım.”

‘MÜNASEBETSİZ ZAMANLAMA’ 

Ulaştırma Denizcilik ve Haberleşme Bakanı Binali Yıldırım, İzmir’in aday olduğu EXPO 2020 sunumu için bulunduğu Paris’te Büyükşehir Belediyesi’ne yönelik olarak gerçekleştirilen 44 kişinin gözaltına alındığı, adliyeye sevkedilen 5 kişiden 3’ünün tutuklandığı, 39’unun sorgusunun sürdüğü operasyonu değerlendirdi. Yıldırım, “İlla davul zurnayla, münasebetsiz bir saatte yapılmasına gerek yoktu” dedi.

İzmir Büyükşehir Belediye Başkanı Aziz Kocaoğlu’nun da haber alır almaz Fransa’dan İzmir’e dönmesine neden olan operasyonu EXPO 2020 sunumu için bulunduğu Paris’te değerlendiren Bakan Binali Yıldırım şunları söyledi:

“İlk defa olan bir şey değil, dosyanın içeriğini bilmiyoruz. Türkiye hukuk devleti, hukukun bir tasarrufu. Beğenmediğim bir şey var, bu tarz uygulamaların böyle yapılmaması lazım. Meseleyi çok daha medeni bir şekilde çözebiliriz. İlla davul zurnayla münasebetsiz bir saatte yapılmasına gerek yoktu. Ben buna karşıyım. Herkes için rencide edici bir şey. Bunun da gözden geçirilmesi lazım. Yasal bir dayanağı varsa da değişmesi lazım. Diğer taraftan yasal bir faaliyettir. Dosya içeriği ile ilgili bilgimiz yok. ‘Niye İzmir, niye böyle zamanda yapılıyor deniyor’, bütün belediyelerde inceleme var. Gelmeden önce Ankara Belediye Başkanıyla konuştum, 500 soruşturma geçirmiş, ayda iki defa savcılığa ifadeye gittiğini söylüyor. Bunlar bütün idarelerde oluyor. Kamu idarelerinde yapılan her olay tabii ki denetleniyor. Bunun iktidar veya muhalefet belediyesi olması sonucu değiştirmiyor. Muhsin Yazıcıoğlu olayı ile ilgili beni saat 07.00’de aradılar. Sivil Havacılığa organize suçlar polisleri gelip, arkadaşlarımızı götürdüler, hala tutuklular. Aynı şey Enerji Bakanlığı’nda olmadı mı? O zaman da biz iktidardık. Aslında Ankara ve İstanbul’a göre İzmir’de (belediyeleri kastediyor) soruşturma daha az. Soruşturmaları sevk ve idare etmek bizim elimizde olsa böyle bir zaman seçer miydik? Ama, ‘kötü oldu, iyi oldu’ demek yargıya müdahaleye girer. Sabah yapılan bu gözaltılar Türkiye’nin görünümüne yakışmıyor. Yargısal bir faaliyeti öbür türlü de yaparsın. Organize terör suçu varsa o zaman zaten olur.”

İzmir’in aday olduğu EXPO 2020 ile ilgili de konuşan Bakan Yıldırım, “Bugün ilk topa vuruyoruz. Maç başlıyor. Çok fazla üzerine düşmek yerine çok fazla abartmadan, oy verecek delegelerin beklentisini yükseltmeden, zamana dayalı bir çalışma yapmalıyız” dedi.

İZMİR BAŞSAVCISI’NDAN OPERASYON AÇIKLAMASI 

İzmir Cumhuriyet Başsavcısı Durdu Kavak, İzmir Büyükşehir Belediyesine yönelik operasyona ilişkin, “Cumhuriyet Başsavcılığımızın suç işlendiği konusunda yeterli şüphe oluşturacak delillere ulaşması durumunda gereğini yapması, dolayısıyla suç işlendiği iddialarını araştırması yasal görevidir” ifadelerini kullandı.

Kavak, yaptığı yazılı açıklamada, Cumhuriyet Başsavcılığınca yürütülen soruşturma kapsamında İzmir Büyükşehir Belediyesi ve belediyeye bağlı şirketlerde çalışan bazı görevliler ve bu kişiler ile irtibatlı üçüncü kişilerin işlediği iddia edilen 254 olayın soruşturmaya konu edildiğini belirtti.

Başsavcı Durdu Kavak, “çıkar amaçlı suç örgütü kurmak, kurulan örgütün faaliyeti kapsamında, ihaleye fesat karıştırmak, edimin ifasına fesat karıştırmak, belgelerde sahtecilik suretiyle kurumu zarara uğratmak, rüşvet vermek, tehdit ve görevi kötüye kullanmak” suçlarından 2 Mayıs 2011 tarihinde yapılan operasyonla 36 şüphelinin gözaltına alındığını, tutuklanma talebiyle mahkemeye sevk edilen 20 kişiden 17 şüphelinin tutuklandığını, bunlardan halen 13’ünün tutuklu bulunduğunu kaydetti.

Cumhuriyet Başsavcılığınca suça konu ihale ve alımlara ait dosyalarla ilgili olarak, 65 bilirkişi raporu aldırıldığını bildiren Kavak, açıklamasında şu ifadelere yer verdi:

“44 bilirkişi raporunda, ‘ihaleye fesat karıştırma, edimin ifasına fesat karıştırma, görevi kötüye kullanma, zimmet, rüşvet, belgede sahtecilik, güveni kötüye kullanmak’ suçlarının işlendiği yönünde deliller elde edilmiştir.

Alınan bilirkişi raporları doğrultusunda, Cumhuriyet Başsavcılığımızca 22.11.2011 tarihinde saat 07.00’den itibaren, toplam 39 kişi yakalama ve gözaltı kararı gereğince gözaltına alınmış olup, daha önce ifadesi alınıp serbest bırakılan 5 kişi yeni deliller nedeniyle Cumhuriyet Başsavcılığımızda hazır bulundurularak, tekrar ifadeleri alınıp, tutuklanmaları talebiyle nöbetçi mahkeme üyeliğine sevk edilmiş, 3 kişi tutuklanmıştır.

22 Kasım 2011 tarihindeki operasyon, 02 Mayıs 2011 tarihinde yapılan aramalarda el konulan ihale dosyaları ile ilgili alınan bilirkişi raporları ve diğer deliller gereğince gerçekleştirilmiştir.

Anayasamızın 138. ve devam maddelerine göre yargı bağımsızdır. Bu sebeple Cumhuriyet Başsavcılığımızın suç işlendiği konusunda yeterli şüphe oluşturacak delillere ulaşması durumunda gereğini yapması, dolayısıyla suç işlendiği iddialarını araştırması yasal görevidir. Bu bağlamda sıfatı ve görevi kim olursa olsun, suç işlendiği yönünde bir iddia söz konusu olduğunda yargı mercileri gereğini yapmakla mükelleftir. “

Kaynak : Vatan Gazetesi

Bu konu hakkındaki yorumunuz

  

  

  

Diğer sounçlar..

Generic selectors
Exact matches only
Search in title
Search in content
Post Type Selectors
Filter by Categories
BİLİM VE TEKNOLOJİ
DÜNYA
DW HABER
EKONOMİ
GÜNDEM
KÖŞE YAZILARI
KÜLTÜR & SANAT
MEDYA & MAGAZİN
SAĞLIK
SPOR
YOUTUBE