Susurluk, Musa Anter cinayeti gibi derin davalarda karşılaştığımız ‘devlet sırrı’ artık AKP’nin, hatta Başbakan Erdoğan’ın tekeline giriyor. Demokratik kitle örgütlerinin yıllardır kaldırılmasını istediği ‘çok gizli’ ve ‘devlet sırrı’ ifadelerinin kapsama alanı, her fırsatta şeffaflık ilkesini ağzından düşürmeyen AKP tarafından genişletiliyor. Bilgi edinme hakkı ve herkesin yasalar önünde eşit olması ilkesine teğet geçecek bu uygulama, Meclis’e gönderilen Devlet Sırrı Kanunu Tasarısı’nın kabul edilmesiyle hayata geçecek.
KURULA AKP MÜSTEŞARLARI KURULACAK
Parlamento bünyesinde bile değil, Başbakanlık Müsteşarının başkanlığında kurulacak Devlet Sırrı Kurulu’nda sadece Adalet, Milli Savunma, İçişleri ve Dışişleri bakanlıkları müsteşarları bulunacak. Kurulun sekretarya hizmetleri Başbakanlıkça yerine getirilecek ve kurul, Başbakanlık Müsteşarının daveti üzerine toplanacak. Üstüne üstlük Kurulun çalışma esas ve usullerini belirlemek de yine kurulun kendisine bırakıldı. Tasarıda, devlet sırrının, “Açıklanması veya öğrenilmesi, devletin dış ilişkilerine, milli savunmasına ve milli güvenliğine zarar verebilecek, anayasal düzeni ve dış ilişkilerinde tehlike yaratabilecek ve bu nedenlerle niteliği itibarıyla gizli kalması gereken bilgi ve belgeler” şeklinde ucu açık ifadelerle tanımlanması, kurula geniş bir yetki alanı bırakıyor.
MAHKEMELER SIRLARA ULAŞAMAYACAK
Tabi devletin tuttuğu bu ‘sır’ların sanık sandalyelerine de bir yansıması olacak. Mahkemelerce talep edilen devlet sırrı niteliği taşıyan bilgi ve belgeler, Kurulca gerekçesi belirtilmek suretiyle verilmeyebilecek. Ancak verilmeyen bilgi ve belgeler davada ilgili aleyhine sonuç doğurmayacak. Örneğin; Deniz Feneri davasında bazı bağlantılar ‘devlet sırrı’ olarak görülürse, hem araştırılamayacak, hem sanıkların aleyhine bir durum oluşamayacak.
‘HATALIYSAM ARA’ DÜZENLEMESİ
Kapıda bekleyen tasarıya göre; bilgi ve belgelere devlet sırrı niteliğini verme yetkisine sahip olacak Devlet Sırrı Kurulu’nun karar ve işleyişinden de pek sual olunamayacak. Çünkü; Kurulun bilgi ve belgelerin nitelenmesine ilişkin kararlarına karşı açılan davalarda nihai olarak görüş bildirmek üzere, Başbakan’ın başkanlığında; Adalet, Milli Savunma, İçişleri ve Dışişleri bakanlarından oluşan Devlet Sırrı Üst Kurulu kurulacak. Yani kurulu oluşturan Bakanlıklar, yine sadece onların oluşturduğu başka bir kurula şikayet edilebilecek!
ERDOĞAN’A DİREKT TEKLİF HAKKI
Başbakan, Genelkurmay Başkanı, bakanlar, Milli Güvenlik Kurulu kendi görev alanlarına ilişkin bilgi ve belgelerin devlet sırrı olarak belirlenmesini Kurula doğrudan teklif edebilecek.
Kurulun ulaşamayacağı tek adres ise Cumhurbaşkanı çünkü Cumhurbaşkanlığına ait bilgi ve belgelerin niteliğini Cumhurbaşkanı takdir edecek.
MÜJDE! BASIN HAKKI DA UNUTULMADI
Bu kanunda belirtilen koruma yükümlülüklerine aykırı hareket edenlerse, Türk Ceza Kanununun 258. maddesi uyarınca cezalandırılacak. Belirtilen fiillerin devlet sırlarına karşı; basın, yayın veya internet yoluyla işlenmesi halindeyse ceza daha da büyüyecek. Fail hakkında verilecek ceza yarı oranında artırılarak hükmolunacak.
AKP tasarıyı dört gözle bekliyordu
– AKP Milletvekili ve TBMM Adalet Komisyonu Başkanı Ahmet İyimaya ise yakın zamanda yaptığı bir açıklamada devlet sırrı kavramını da içeren kanun tasarının, demokratikleşme yönünde atılan ciddi bir adım olduğunu söylemişti. 12 Eylül darbesinin ardından Kenan Evren’in avukatlığını yaptığı ortaya çıkan İyimaya, tasarıyı “mevcut ihtiyaçlara cevap verebilecek ağırlıkta” diye nitelendirmişti.
– TBMM Anayasa Komisyonu Başkanı Burhan Kuzu da söz konusu tasarıyı, “Biraz geç kalmış bir tasarı” olarak değerlendirmişti.
Devletin sırlar tarihi oldukça kabarık
Devlet sırlarından bahsetmişken, işte ‘irili ufaklı’ birkaç devlet sırrı:
– Devlet sırlarının koruyucu ağabeyi Mehmet Ağar, ‘Cürüm işlemek için silahlı teşekkül meydana getirmek’, ‘Abdullah Çatlı’nın gizlenmesine yardım etmek’, “Yasalara aykırı olarak Abdullah Çatlı ve Yaşar Öz’e silah taşıma izin belgesi vermek ve hususi damgalı (yeşil) pasaport verilmesini sağlamak” suçlamalarıyla ifade vermeye gittiği Devlet Güvenlik Mahkemesi ve TBMM Susurluk Kazası Araştırma Komisyonu’nda, konunun devlet sırrı olduğunu ve açıklama yapamayacağını söylemişti.
– Dönemin Başbakanlık Teftiş Kurulu Başkanı Kutlu Savaş tarafından 14 Ağustos 1997 yılında hazırlanmasına başlanan ünlü “Susurluk Raporu”nun kamuoyuna açıklanan 124 sayfasında yer alan 12 sayfa ‘devlet sırrı olduğu gerekçesiyle açıklanmamıştır’ ifadeleriyle gizlenmişti. O 12 sayfaların Ergenekon iddianamesinde yer almasıyla, o dönem öldürülen Özgür Gündem gazetesi muhabirlerinin ve Musa Anter cinayetinin de devlet sırrı olduğunu ortaya koymuştu.
– CHP İstanbul Milletvekili Mahmut Tanal, bir hukukçu ve milletvekili olarak ABD Büyükelçisi Ricciardone ile imzalanan füze kalkanı mutabakatını görmek istemiş ancak Dışişleri Bakanlığı’ndan devlet sırrı olduğu gerekçesiyle reddedilmişti.
– Bilgi Teknolojileri ve İletişim kurumu, Trabzon barosunun bilgi edinme yasasından doğan hakla Trabzon şehrinde hangi evin çatısında baz istasyonu bulunduğuna dair bilgi verilmesini istediği başvurusuna Mayıs 2011’de ‘devlet sırrı’ yanıtını vermişti.
– 2009’da Milli Savunma Bakanı Vecdi Gönül’e son dönemlerde kışlalarda artan er ve erbaş intiharlarına dikkat çekerek, bunun nedenlerini, son 20 yılda intihar edenlerin sayısını, doğum yerlerini ve otopsi raporlarını soran Milletvekili Akın Birdal, Bakandan “Soru önergenize konu olan bilgiler ‘Gizli’ gizlilik derecesi taşımaktadır” yanıtını almıştı.
75
Kurulun devlet sırrı olarak belirlediği bir belgeyi açıklamayabileceği yıl sayısı. Ayrıca Devlet sırrı niteliği süreli veya süresiz olarak verilebilecek.












Bu konu hakkındaki yorumunuz