Baykal’dan Erdoğan’a ‘3 gün mühlet’ yanıtı

CHP Genel Başkanı Deniz Baykal, AK Parti’nin hazırladığı Anayasa paketini “sivil darbe sürecinin son noktası” olarak niteledi. “12 Eylül Anayasası değişsin istiyoruz. Ama AKP Anayasası da istemiyoruz” diyen Baykal, “Hafta sonuna kadar her türlü katkıya açığız” diyen Başbakan’a da “3 gün mühlet verdi. Başka emrin?” sözleriyle seslendi.

Partisinin TBMM grubunda anayasa taslağını yorumlayan Baykal, “AKP prodüksiyonu, made by AKP. Böyle anayasa değişikliği olmaz. Olursa, millet tarafından benimsenmez” dedi.

AK Parti’nin kendi yargı düzenini kurmak üzere harekete geçmiğini söyleyen Baykal, “Paketin özü Anayasa Mahkemesi, HSYK ve siyasi partileri denetleme işinin siyasetçilerin kararına bağlama. Diğerleri garnitür” dedi.

Baykal, “Demokratikleşme, falan… Bunların hepsi geçersizdir, bahanedir. Bu yasa geçecek olursa, Anayasa Mahkemesi AKP’nin Anayasa Mahkemesi olacaktır” görüşünü savundu.

Anayasa Mahkemesi’nin yarın Yüce Divan olarak bugünün siyasilerini yargılamasının söz konusu olduğunu hatırlatan CHP lideri, “Yüce Divan korkusunun önlenmesi için getirilmiş bir Anayasa değişikliği” dedi.

Baykal, devletin yeniden oluşturulmasının bir partinin işi olmadığını belirtti.

“HSYK’yı kendi kafana göre şekillendir…”

CHP lideri Baykal, “(Anayasa Mahkemesini, HSYK’yı kendi kafana göre şekillendir, parti kapatma konusunu işlemez noktaya getir, benim derdim bu) diyen, bir toplumsal talebin muhatabı değiliz. AKP bunları yapacağım diye gelmedi, bunları yapmak için yetki istemedi. Yargı bağımsızlığı konusunda taahhütleri var. AKP gelirken, ‘işsizlik, yoksuzluk bitecek’ diyordu, arttı. Başbakan, ‘Yasaklar kalkacak’ dedi, Türkiye korku imparatorluğuna döndü” dedi.

“Herkes, işini yaparken korku içinde” diyen Baykal, “‘Acaba yazdığım bu cümle bana ya da gazeteme bir zarar verir mi?’ Yüreğinde bu korkuyu hissetmeyen bir yazar, gazeteci yoktur Türkiye’de. Yolsuzluklar bitecekti, Türkiye, iktidarın himayesinde, öncülüğünde yolsuzluklar cenneti oldu. En büyük yolsuzlukların arkasında iktidarın parmağı var” diye konuştu.

“Anayasa doğmamış bebeği bile ilgilendirir”

Baykal, anayasanın, henüz doğmamış çocukları, oy veren, vermeyen herkesi, 70 milyonu ilgilendirdiğini vurgulayarak, “Bu kadar geniş bir anlamı olan anayasal düzenlemeyi, siz nasıl olur da kendi parti mutfağınızın iç işi diye düşünebilirsiniz?” diye sordu.

Baykal, AK Parti’nin, kararların tümünü kendisinin aldığını, kimseyle istişare etmediğini, danışmadığını savundu.

Baykal, “Ne üniversitelerin ne yargı kurumlarının ne hukuk ne siyaset camiasının ne sendikaların ne esnafın ne işadamının bilgisi var. Kimse bilmiyor, kim biliyor; Başbakan ve yanındakiler. İmza atanlar da bilmiyor. Bunu hazırlamış, ‘Size 3 gün süre. Evet, hayır, bildirin, gereğini yapıyoruz’ Başka bir emrin. Hayırlı olsun. Böyle anayasa değişikliği olmaz. Olursa bu, anayasa olarak, millet tarafından benimsenmez” diye konuştu.

Adalet kubbesinin değiştirilmek istendiğini belirten Baykal, “Onu çökerttiğiniz zaman, artık her şey değişmiş demektir. Bu sıradan bir Anayasa değişikliği değildir, Anayasal sistemimizin özünün değiştirilmesidir” dedi.

“Sivil darbenin sonu”

“Sivil darbe süreci bu Anayasa değişikliğiyle sonuçlanmış olacaktır” görüşünü dile getiren Baykal, “12 Eylül Anayasası gitsin, yerine AKP Anayasası gelsin diye bir anlayışı hiçbir şekilde kabul etmiyoruz” dedi.

“RTÜK’ün hakkı yendi!”

Cumhurbaşkanına, Anayasa Mahkemesine 7’si doğrudan olmak üzere 16 üye seçme imkanı verildiğini, Anayasa Mahkemesinin 19 üyesinden sadece 4’ünün hukukçu olması tehlikesinin olduğunu belirten Baykal, “RTÜK’ün hakkı yenmiştir. RTÜK’ten de buraya üye lazım. Cumhurbaşkanı RTÜK’ten de seçsin. Vatandaştan seçerken de Deniz Fenerine de gereken ilgiyi göstereceklerdir” dedi.

“AB eleştiriyor ama…”

HSYK yapısındaki değişiklikler için AB’nin gerekçe gösterildiğini kaydeden Baykal, ancak AB’nin sürekli eleştirmesine rağmen Adalet Bakanı ve müsteşarın kurulda bırakıldığını ifade etti.

1 yıldır toplanamayan konsey

Baykal, her 3 ayda bir toplanması gereken Ekonomik ve Sosyal Konsey’in, en son 9 Şubat 2009’da toplandığına işaret etti.

TEKEL işçisinin, çiftçinin sorununun çözülmediğini, hakim ve savcılarla uğraşıldığını ileri süren Baykal, “Bu iktidarın işi gücü, mahkeme kapısıdır. Daha dur, mahkemeyi senin düşünmen gereken günler gelecek de… Şimdi iktidardasın sen. Şimdiden korku bacayı sardı” dedi.

“İncirlik ne oldu?”

Ermenistan ile imzalanan protokollere işaret eden Baykal, Başbakan Recep Tayyip Erdoğan’ın önce taahhütlerde bulunduğunu, sonra protokolde yer almadığı halde “Bu protokolü ancak Karabağ işgali sona ererse uygulayacağız” açıklamasında bulunduğunu söyledi.

Baykal, “Yapamayacağın işe niye imza attın?” diye sorarak, işin başındaki yanlışın; imza atılması olduğunu, yanlışın, yanlışı ürettiğini söyledi.

Baykal, ABD’nin kararından önce, AK Parti çevrelerinin, “Karar alırlarsa, Afganistan’dan askerleri çekeriz, İncirlik Üssü’nü kapatırız, bunun ağır bedelleri olur” şeklinde yüksek perdeden konuştuğunu söyledi.

İki ülkedeki büyükelçilerin çekilmesi ve bu ülkelere ziyaretlerin iptal edilmesinin kimseyi etkilemediğini savunan Baykal, “Kongrede bu iş konuşulurken, birileri ‘Türkiye’ye kulak asmayın, kağıttan kaplandır, boş konuşurlar, gereğini yapamazlar’ demişlerdi. Ortada protokol duruyor. Bu işler protokolden kaynaklandı. Protokolü imzala diye baskı yapıyorlar, imzalamazsan daha da artacak diyorlar” görüşünü dile getirdi.

“Rehine muamelesi yapıyorsun”

Başbakan Erdoğan’ın “100 bin kaçak Ermeni’yi sınırdışı etme” sözleri için de, “Yasalara aykırı olarak, onlara izin vermişsin, göz yummuşsun, gelmesini kabul etmişsin… Şimdi bir yanlışın dolayısıyla ABD, İsveç ile karşı karşıya gelince, onlara yönelik doğrudan etkin önlemler alamıyorsun, almayı düşünemiyorsun, yanlışın özünü, temelini, protokolü askıya almaya cesaret edemiyorsun ama tutuyorsun, senin buraya gelmesine göz yumduğun yabancılara rehine muamelesi yapıyorsun, ‘acısını onlardan çıkarırım ha’ diye şantaj yapmaya kalkıyorsun” dedi.

Baykal, “Bu kadar haklı, tutarlı olduğumuz, bu kadar insani duygularla bugüne kadar getirdiğimiz politikayı, dünyada perişan etmek için yapılabilecek tek şeyi, Başbakan buldu ve uyguladı. Başbakan’ın bu kararıyla, en haklı olduğumuz noktada, haksız duruma düştük. En doğru olduğumuz yerde yanlış yapan ülke konumuna düştük” görüşünü dile getirdi.

CNN TÜRK

Bu konu hakkındaki yorumunuz

  

  

  

Diğer sounçlar..

Generic selectors
Exact matches only
Search in title
Search in content
Post Type Selectors
Filter by Categories
BİLİM VE TEKNOLOJİ
DÜNYA
DW HABER
EKONOMİ
GÜNDEM
KÖŞE YAZILARI
KÜLTÜR & SANAT
MEDYA & MAGAZİN
SAĞLIK
SPOR
YOUTUBE